14.09.2025 KILÇIK

TRABZON BUGÜN SPORLA NEFES ALACAK!

Trabzon’da spor sadece bir aktivite değil; bir yaşam biçimi, bir tutkudur. Ve işte yarın, bu tutku zirveye çıkacak! Saatler ilerledikçe şehir adeta bir tribün gibi çarpacak; kalplerimiz maçlardan maça hızlanacak.

Önce Avrupa’nın genç yıldızları:
Saat 15:00’te İtalya ve Polonya, yeşil sahada kozlarını paylaşacak. Bir yandan strateji, bir yandan yetenek… Biz de ekran başında nefesimizi tutacağız.

Sonra azim ve gurur:
Saat 17:00’de Türkiye Ampute Milli Takımı, İngiltere karşısında sahaya çıkacak. Onların her hareketi, sadece bir maç değil; insanın inancının ve mücadelesinin en güzel göstergesi olacak. İzlerken kalplerimiz dolacak, gözlerimiz parlayacak.

Trabzonspor’un heyecanı ise saat 19:00’da patlayacak!
Fenerbahçe-Trabzonspor… Ne söyleyelim ki? Sadece bir maç değil; yılların özlemi, Trabzon ruhu ve sahadaki her golde bir şehrin coşkusu… Sokaklar, cafeler, evler; hepimiz tek bir nefes olacak.

Ve gün, basketbol finaliyle tamamlanacak:
Saat 21:30’da Türkiye, Almanya ile karşılaşacak. Her smaç, her top bizlere sporu neden sevdiğimizi yeniden hatırlatacak.

Bugün değil; bir birliktelik, bir gurur, bir yaşam biçimi. Hazır olun; yarın kalplerimiz sporla dolacak!

***

İLÇELER ÇÖP SORUNU BİTMİYOR!

lçelerde çöplerin zamanında toplanmaması artık kabul edilemez bir hâl aldı. Vatandaşlar her gün çöp yığınlarıyla karşı karşıya, sokaklar adeta çöplüğe dönmüş durumda. Özellikle kırsal mahallelerde durum daha vahim: Sokak hayvanları taşan çöpleri etrafa dağıtıyor, kötü kokular her yanı sarıyor.

Peki, belediyeler ne yapıyor? Görünen o ki, halkın günlük yaşamını doğrudan etkileyen bu temel hizmette bile ciddi bir boşluk var. Sadece şikâyetleri dinlemekle yetinmek, çözüm üretmemek artık mazur görülemez. Vatandaşlar sabırlarını yitiriyor ve haklı olarak soruyor: “Belediyeler nerede?”

Çöplerin zamanında toplanması, sadece estetik değil; sağlık ve yaşam kalitesi meselesidir. Belediyelerin görevlerini hatırlaması, acilen harekete geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde, çöp dağları sadece sokakları değil, halkın güvenini de eritecek.

***

SOKAK LAMBALAR NEDEN UYUYOR?

Trabzon’un bazı sokaklarında akşam vakti yürümek, sanki gözlerimizi kapatıp labirentte dolaşmak gibi… Elektrik direkleri dimdik duruyor ama lambalar mı? Onlar tatilde sanki!

Vatandaşlar işe dönerken, çocuklarını dolaştırırken veya sadece akşam serinliğinde bir yürüyüş yapmak isterken, karanlığın kucağına düşüyor. “Fener mi, lamba mı?” diye soruyor insan kendi kendine. Çünkü bazı sokaklarda aydınlık görmek, neredeyse mucize gibi…

Tabii burada suçlu kim? Lambaları takan mı, bakım yapan mı, yoksa yetkililer mi? Bilemiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Sokaklar karanlıksa, hem güvenlik risk altında, hem de şehir biraz unutulmuş gibi hissediyor insan.

Bir de düşündürücü kısmı var: Bizler geceleri lambaların yanmasını beklerken, acaba karar vericiler hangi karanlıkta oturuyorlar? Belki de sorun lambalarda değil, bakış açılarında…

Trabzon’un sokakları uyumamalı. Lambalar yanmalı, vatandaş rahat yürüyebilmeli. Çünkü karanlıkta kaybolan sadece ışık değil, güvenlik, huzur ve şehirdeki yaşam kalitesi.

Ve tabii, biraz da gülümsemeyi unutmayalım: Eğer lambalar yanmazsa, Trabzon’da gece yürüyüşleri artık “fenerli yürüyüş kulübü” ile yapılacak demektir! Ama ciddi kısmı, lütfen yetkililer: ışığı açın, şehir karanlıkta kalmasın.

***

ARTIK HAREKETE GEÇME ZAMANI

Akçaabat… Denizle buluştuğu o güzel ilçemiz, yıllardır çözüm bekleyen sorunlarla boğuşuyor. Trafik çilesi, otopark yetersizliği, sahil düzenlemesi… Ve tabii gençlerimizin enerjisini harcayabileceği modern spor alanları…

İşte tam bu noktada İstanbul’dan bir ses yükseldi: İBB Spor Akademi İstanbul Müdürü, Trabzonlu Osman Kalyoncu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kent Konseyi’ne çağrıda bulundu, Akçaabat’ı ortak payda ilan etti ve çözüm önerilerini masaya koydu.

Kalyoncu’nun işaret ettiği üç temel konu var: Stat ve kapalı spor salonu, sahil yapılandırması ve otopark-trafik düzenlemesi. Üstelik bununla da yetinmiyor; Akyazı’da 4,5 km’lik hafif raylı sistemin ilçeye nefes aldıracağını özellikle vurguluyor.

Ama lafla iş bitmiyor. Öneriler kağıt üstünde güzel görünse de, Kent Konseyi’nin, Yürütme Kurulu’nun ve Genel Kurul’un harekete geçmesi gerekiyor. Yıl sonuna kadar planlanacak çalışmaların başarıya ulaşması, masada değil, sahada atılacak adımlara bağlı.

Akçaabatlılar olarak ortak paydamız belli: yaşam kalitesini artırmak, gençlerimize fırsatlar sunmak, denizle ve şehirle barışık bir ilçe yaratmak. Osman Kalyoncu’nun önerileri bir başlangıç, ama asıl iş bizde.

Eylül ayının son haftasında toplanacak Genel Kurul, bu fikirlerin sadece konuşma masasında mı kalacağını, yoksa Akçaabat’a gerçek bir değer katıp katmayacağını gösterecek. Akçaabat artık konuşmanın ötesinde harekete geçme zamanı.