14.02.2026 KILÇIK
DERBİ ÖNCESİ SAĞDUYU VE SORUMLULUK
Bugün Trabzon, Türk futbolunun en önemli karşılaşmalarından birine ev sahipliği yapıyor. Kentte günlerdir süren hazırlıklar, bu müsabakanın yalnızca sportif değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk alanı olduğunu da açık biçimde ortaya koyuyor.
Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanacak karşılaşma öncesinde güvenlikten ulaşıma kadar birçok başlıkta kapsamlı planlamalar yapıldı. Yetkili kurumların koordinasyon içinde yürüttüğü çalışmalar, müsabakanın sağlıklı bir ortamda tamamlanmasına yönelik önemli bir iradeyi yansıtıyor.
Ancak alınan tüm önlemlerin ötesinde belirleyici olan, tribünlerde ve şehir genelinde sergilenecek tutumdur. Futbol, doğası gereği rekabet barındırır; ancak bu rekabetin gerginliğe, taşkınlığa ya da centilmenliğin dışına taşması kimseye kazanç sağlamaz. Asıl sınav, sahadaki mücadele kadar tribünlerde ve sokaklarda verilen sınavdır.
Trabzon, geçmişten bugüne duruşuyla, tepkisini gösterirken ölçüyü koruyabilen yapısıyla anılan bir şehir olmuştur. Bugün de bu kimliğin korunması büyük önem taşımaktadır. Çünkü maçlar biter, skorlar unutulur; fakat şehirlerin hafızasında kalan, bu tür günlerde ortaya konan tavırlardır.
Bu noktada beklenti açıktır:
Trabzonspor’un sahadan galibiyetle ayrılması en doğal ve güçlü temennidir. Ancak bu galibiyetin; oyunun kalitesiyle, mücadelenin karşılığıyla ve futbolun kendi kuralları içinde gelmesi esastır. Maçın ardından tartışılan başlıklar hakem kararları ya da saha dışı olaylar değil, sahada üretilen futbol olmalıdır.
Herkesin aklında tutması gereken temel gerçek şudur:
“BU KARŞILAŞMA SONA ERDİĞİNDE HAYAT NORMAL AKIŞINA DEVAM EDECEKTİR.”
Aynı şehirde yaşam sürecek, aynı sokaklar paylaşılacak, aynı çocuklar yarın yine top peşinde koşacaktır.
Bu nedenle temenni; sahada kararlı bir mücadele, tribünlerde güçlü destek, şehir genelinde ise sağduyunun hâkim olmasıdır.
***
ADIM ADIM 50. YILA, ADIM ADIM TAM MARATONA
Bazen bir şehrin ruhunu anlamak için yüksek seslere, kalabalık manşetlere gerek yoktur. Bazen bir sabah erken saatlerde atılan ilk adım yeterlidir. İşte Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen VakıfBank 46. Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu bana tam olarak bunu düşündürüyor.
Bu organizasyon sadece bir koşu değil. Bu şehirde yaşayan herkes için ortak bir nefes, ortak bir heyecan. “Koş Dünyaya Nefes Ol” mottosu kulağa bir slogan gibi gelse de, aslında tam da Trabzon’a yakışan bir çağrı. Çünkü bu şehir, yıllardır sporu sadece tribünlerde değil, sokaklarında da yaşayan bir şehir.
İlk kez 1981’de atılan o mütevazı adımın bugün 46 yıllık bir geleneğe dönüşmesi kolay iş değil. Hele ki 41 ülkeden, binlerce sporcuyu aynı sabah, aynı start çizgisinde buluşturmak… Bu, sadece organizasyon başarısı değil; aynı zamanda Trabzon’un dünyaya açılan yüzü.
Rakamlar elbette önemli.
2 bin 936 sporcu…
21 kilometrede ter dökenler…
10 kilometrede kendiyle yarışanlar…
Halk koşusunda adım adım hayata karışanlar…
Ve belki de en güzeli; çocuk koşusunda geleceğe umutla bakan yüzler…
Ama bana sorarsanız asıl kıymetli olan, sabah saat 09.00’da sahil yolunda yürüyen yaşlı bir amcanın alkışı, çocuğunun elini tutup “Hadi sen de koş” diyen bir annenin gülümsemesi, penceresinden bayrak sallayan bir Trabzonlunun gururudur.
Bir şehir, sporla büyür. Bir şehir, çocuklarına koşmayı öğretirse geleceğe daha sağlam basar. Bugün yarı maraton konuşuyoruz, yarın belki tam maratonu… Ama asıl hedef, bu geleneği hiç durmadan yaşatmak.
Belki de mesele bitiş çizgisine ilk varmak değil.
Mesele, aynı yolda birlikte koşabilmek.
Trabzon bunu biliyor.
Ve yine, yeniden, hep birlikte koşmaya hazırlanıyor.
***
SERVİS SORUNU BÜYÜYOR, ÇÖZÜM GECİKİYOR
Sabahın erken saatleri… Hava ayaz, yağmur Karadeniz’e yakışır şekilde ince ince yağıyor. Çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan velinin aklında tek bir soru var: “Servis bugün zamanında gelecek mi?”
Ne yazık ki Trabzon’da bu soru artık bir istisna değil, neredeyse her sabahın rutini.
Okul servislerindeki aksaklıklar uzun süredir konuşuluyor. Geç gelen araçlar, hiç gelmeyen servisler, ayakta yolculuk yapan öğrenciler, emniyet kemeri olmayan koltuklar… Liste uzadıkça uzuyor. İşin en can yakıcı tarafı ise bu aksaklıkların çocuklarımızın güvenliğini doğrudan tehdit etmesi.
Bir düşünelim…
Henüz uykusunu alamamış bir ilkokul öğrencisi, dar ve bakımsız bir araçta ayakta yolculuk ediyor. Şoför aceleci, trafik yoğun, denetim ise neredeyse yok. Bu tablo sadece bir “ulaşım sorunu” değil, açıkça bir güvenlik meselesi.
Veliler haklı olarak tepkili. “Ücretler düzenli alınıyor ama hizmet aynı düzenle sunulmuyor” diyorlar. Şoförler ise başka bir yerden yakınıyor: Artan maliyetler, düşük ücretler, düzensiz planlamalar… Herkes dertli ama ortada çözüme dair güçlü bir irade göremiyoruz.
Oysa çözüm imkânsız değil.
Daha sıkı denetimler, net kurallar, caydırıcı yaptırımlar ve en önemlisi şeffaf bir sistem. Servis araçlarının yaşı, bakımı, şoförlerin eğitimi ve çalışma saatleri gerçekten kontrol ediliyor mu? Yoksa “kâğıt üzerinde kalan yönetmelikler” ile mi yetiniyoruz?
Unutmayalım…
Okul servisi bir “ticari araç”tan öte, emanet taşıyan bir araçtır. O emanet de bu şehrin çocuklarıdır.
Trabzon, eğitime ve evlatlarına değer veren bir şehir. Bu değerin lafta kalmaması için yetkililerin artık bu konuya daha ciddi, daha kararlı yaklaşması gerekiyor. Çünkü bir sabah yaşanacak küçük bir ihmal, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.
Ve biz o gün, “Keşke önlem alsaydık” demek istemiyoruz.
***
KÖSEOĞLU AİLESİNİ YASA BOĞAN İKİNCİ KAYIP
Trabzon’un 25. ve 26. Dönem Milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu, kısa süre önce eşini kaybetmenin acısını yaşarken, bu kez babasının vefatıyla bir kez daha sarsıldı.
Köseoğlu’nun babası Ali Rıza Sula, 88 yaşında yaşamını yitirdi. Bir süredir sağlık sorunları bulunan Sula’nın, pazartesi gününden itibaren çoklu organ yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü, ancak doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadığı öğrenildi.
Ali Rıza Sula’nın vefatı, ailesi başta olmak üzere yakın çevresinde derin üzüntüye neden oldu.
Merhum Sula için cenaze namazı, öğle namazının ardından Trabzon İskenderpaşa Camii’nde kılınacak. Ardından naaşı, ikindi namazını müteakip Gürgenağaç köyü’ndeki aile mezarlığında toprağa verilecek.
Ali Rıza Sula’ya Allah’tan rahmet; başta Köseoğlu ailesi olmak üzere tüm yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.