13.11.2025 KILÇIK
SANAT MÜZİĞİNİN BİR YILDIZI DAHA SÖNDÜ
Türk sanat müziği bir yıldızını daha kaybetti. Duayen sanatçımız Muazzez Abacı, 78. yaş gününde, ABD’de tedavi gördüğü hastanede aramızdan ayrıldı. Onun sesi, naifliği ve zarafeti, yalnızca kulaklarımızda değil, ruhlarımızda da yankılanıyordu.
Menajeri Taner Budak’ın sözleriyle: "Sevgisi, güler yüzü ve güzel kalbiyle daima hatırlanacak." Bu cümle, Muazzez Abacı’yı en güzel şekilde özetliyor. Sahnedeki zarafeti, insanlara gösterdiği sevgi ve şefkatle birleşince, onun varlığı tarifsiz bir ışık olmuştu hayatlarımızda.
12 Kasım 1947’de Ankara’da doğan Hicran Muazzez Altıok, 1966’da Ankara Radyosu’nda müzik serüvenine adım attı. İlk plağı "Bir Sen Kaldın İçimde"yi 1973’te çıkardı ve o günden sonra Türk sanat müziği onunla özdeşleşti. Her şarkısında hayatın acısını, sevincini, hüznünü öyle hissettirirdi ki, dinleyenlerin kalbine dokunmadan geçmezdi.
O sadece bir sanatçı değildi; o, bir kültür hazinesi, bir dönemin sesi, milyonların yüreğine işleyen bir duyguydu. 1998’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı. "Şakayık" ve "Vurgun" gibi eserleriyle gönüllerde taht kurdu.
2000’li yıllarda sahnelerden uzaklaştı belki, ama her özel etkinlikte, her anısı ve her şarkısı hâlâ bizimleydi. Şimdi o sahneler boş, sesi sustu; ama her notasında, her mırıldanışında ruhumuzda yaşamaya devam edecek.
Kalp krizi, stent tedavisi, ciğerlerine dolan su… Tüm bu mücadeleler onun ışığını söndüremedi. Çünkü gerçek sanatçılar, ölümsüzdür. Muazzez Abacı, sadece bir hayatı değil, bir dönemi, bir duyguyu, bir kültürü yaşattı. Onu hatırladığımızda gözlerimiz dolacak, yüreğimiz sızlayacak; ama içimizde bir yerlerde hep canlı kalacak.
Bugün, son kez onu anarken, bir kez daha fısıldıyoruz: "Senin sesin, sevgin ve zarafetinle hep bizimlesin." Artık sahnelerde değil, ama kalplerimizde, hatıralarımızda ve müziğimizde yaşamaya devam edecek.
***
TRABZON’UN TİYATRO GÖÇEBELERİ
Trabzon’un kültür hayatı, uzun zamandır sahnesiz bir mücadele veriyor. Haluk Ongan Sahnesi’nin yıkılması gündemde, ama yerel tiyatrolar için hâlâ “nerede oynayacağız?” sorusu yanıt bulmuş değil. CHP Grup Başkanı Cüneyit Zorlu’nun Meclis’te dile getirdiği gibi, yerel tiyatrolar sahne bulmakta büyük sıkıntı yaşıyor.
Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi bir zamanlar bu tiyatrolara ev sahipliği yaparken, artık kapıları kapanmış durumda. Yerel gruplar, nikah salonlarında, toplantı salonlarında, adeta göçebe gibi sağa sola savruluyor. Bu, sadece bir salon eksikliği değil; Trabzon’un kültürel hayatının temel bir zaafı. Sanat, mekânsız kalmamalı.
Yapılması planlanan Kültür ve Sanat Gösteri Merkezi, şehrin kültürüne nefes aldıracak bir proje olabilir. Ama bunu başarabilmek için yerel tiyatroların düzenli sahne kullanım hakkı garanti edilmeli. Salonlar büyük ve donanımlı olmalı; emsal arttırımı, teknik altyapı… Ne gerekiyorsa yapılmalı. Çünkü Trabzon, sadece büyük prodüksiyonlarla değil, kendi yerel yetenekleriyle de anılmalı.
Şu anki tablo, şehrin tiyatro gruplarını “göçebe” hâline getiriyor. Halbuki onlar, şehrin ruhunu sahnede taşıyor. Kültür ve sanatın kalbi, mekânlarla beslenir. Eğer belediye bu adımı atarsa, Haluk Ongan Sahnesi’nin yıkılması bir kayıp değil, yeni bir başlangıç olarak yazılabilir. Yerel tiyatrolar sahnesiz kalmamalı; çünkü sahne, sadece oyuncuların değil, Trabzon’un da evidir.
***
MECLİSTEN TRABZONSPOR’A DESTEK
Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi, Kasım ayı oturumlarında Trabzonspor’un uzun süredir beklediği adımı attı. Akyazı’da üniversite alanı olarak belirlenen arazi, yapılan imar değişikliğiyle spor alanına dönüştürüldü. Meclisin oy birliğiyle aldığı bu karar, bordo-mavili kulübün yeni spor tesisleri kurmasının önündeki tüm engelleri kaldırdı.
CHP Grup Başkanvekili Cüneyt Zorlu, karar hakkında, “Burası Trabzonspor’a verilen arazi. Meclis olarak Trabzonspor menfaatine bir karar alıyoruz. Kendimizi tebrik etmeliyiz. Trabzonspor’a önemli bir katkımız olacak. Emeği geçen herkese grubumuz adına teşekkür ediyorum” dedi.
Büyükşehir Meclisi Başkanvekili Faruk Kanca ise, “Trabzonspor hepimiz için partiler üstü bir kurum. Desteklemek hepimizin görevi. Onlar da inşallah bu araziyi faydalı noktalarda kullanırlar. Gençlerimizin spora kazandırılması, altyapının yetişmesi noktasında kullanırlar” diyerek alınan kararın hayırlı olmasını temenni etti.
Partiler üstü bir yaklaşımla alınan bu karar, Trabzonspor’a olan destek ve şehrin spora verdiği değerin somut bir göstergesi oldu. Akyazı’daki bu adım, sadece bir imar değişikliği değil; geleceğin sporcularına atılan güçlü bir yatırımın habercisi.
***
TRABZON-ÇİN UÇUŞLARI: SÖZLER BOŞTA KALDI
Haziran ayının 13’ünde büyük bir umutla açıklandı: Trabzon ile Çin arasında uçuşlar başlıyor. Kültür ve Turizm Müdürlüğü ev sahipliğinde yapılan toplantıda, Ekim ayında ilk uçuşun gerçekleşeceği ifade edildi. Heyecan vardı, beklenti vardı… ama Ekim ayının son günlerini yaşıyoruz ve ortada hâlâ tek bir uçak bile yok. Ne gelen var, ne giden…
Toplantıda Türkiye ile Çin arasında turizmi canlandıracak adımlar masaya yatırıldı; Çin pazarına yönelik tanıtım faaliyetleri, destinasyonların belirlenmesi, Çince tanıtım materyalleri ve reklam kampanyaları planlandı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, "Çin pazarı yalnızca Trabzon’a değil, tüm bölgeye katkı sağlayacaktır. Hedefimiz 12 ay turizm, her mevsim turizm." demişti.
Peki sonuç? Maalesef olumsuz. Sözler masada kaldı.
O toplantıya katılan isimler de azımsanacak gibi değildi: Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdür Vekili Sinan Seha Türkseven, Çin İstanbul Konsolosluğu Ticaret ve Kültür Konsolosu Meng Fanwei, China Eastern Airlines Türkiye Genel Müdürü Li Ge, Air China Türkiye Genel Müdürü Sun Gang… Ve daha niceleri. Yani sektörün en etkili isimleri bir araya gelip karar alıyor ama sonuç: sıfır.
İlginç değil mi? Önemli kararlar alınır, kamuoyuna açıklanır, umut verilir… sonra hiçbir şey olmamış gibi herkes görevine devam eder. Trabzonlu turizmciler, otelciler ve turizm sektörü temsilcileri hâlâ bekliyor, ama uçaklar hâlâ havalanmadı.
Trabzon’un potansiyeli büyük, Çin pazarının cazibesi yüksek. Ama sözlerle değil, icraatla yol almak gerekiyor. Yoksa masada alınan kararlar sadece “umut” olarak kalır, Trabzon ise yine boş uçuşların hayalini kurar.