13.04.2026 KILÇIK
GÜZELLEŞEN ŞEHİRDE VİCDAN EKSİKLİĞİ
Trabzon, son yıllarda köklü bir değişimin içinden geçiyor. Yeni yapılar yükseliyor, yollar genişliyor, şehir daha modern bir siluete bürünüyor. Görünen odur ki insan eliyle kurulan bu yeni düzen, pek çok kişide memnuniyet uyandırmış durumda. Lakin her imar hamlesi, her yenileme hareketi beraberinde başka bir hikâyeyi de getirir.
Ve o hikâyede, çoğu zaman sesi en az çıkanlar yer alır.
Sorulsa: “Kim rahatsız olur bu yenilikten?”
Cevap, ilk bakışta şaşırtıcı gelir. Oysa hakikat saklı değildir… Sokak hayvanlarıdır söz konusu olan.
Evvelce dar sokak aralarında, yıkık dökük yapıların kuytularında kendilerine bir nevi sığınak bulan canlılar vardı. Bir köşe başı, yarım duvar altı, eski bir dükkân eşiği… Onlar için bunlar yalnızca mekân değil, aynı zamanda hayatı tutunduran küçük limanlardı. Mahalleli ise bu düzeni bilirdi; alışmıştı. Bir tas su, bir parça ekmek çoğu zaman yeterdi.
Ne var ki kentsel dönüşümle birlikte bu eski doku birer birer ortadan kalktı. Mahalleler silindi, yapılar yıkıldı, sokaklar yeniden çizildi. Şehir güzelleşti belki; amma velâkin başka bir tablo sessizce büyüdü.
Barınaklar yok olunca, yer değiştirme kaçınılmaz oldu.
Sokak canlıları, tutunacak yer arar oldular. Bir mahalleden diğerine savruldular. Neticede bazı bölgelerde yoğunluk öyle arttı ki, kedi ve köpek sayısının birkaç kat değil, katbekat yükseldiği ifade edilir hale geldi.
Boztepe hattı bu durumun en çok hissedildiği yerlerden biri olarak öne çıkıyor. Yenicuma çevresindeki düzenlemeler sonrası, canlıların bu bölgeye doğru kaydığı ve dar sokaklarda yaşam mücadelesi verdiği görülüyor.
Muhtar Coşkun Karaağaçlı Sokağı sakinlerinin dile getirdikleri ise meselenin başka bir boyutunu açığa çıkarıyor. Sokakta çok sayıda kedinin bulunduğu, ne yazık ki araç çarpmaları sebebiyle sık sık can kayıplarının yaşandığı belirtiliyor.
Dahası da var…
Tek yön olarak belirlenmiş yolda bazı sürücülerin kurala riayet etmediği, aksi istikametten geliş gidiş yaptığı ifade ediliyor. Bu durum ise hem insan hayatını hem de sokak canlılarını tehlikeye sürüklüyor.
Mahalle halkı çözüm istiyor:
uyarı levhası, hız kesici set, gözetim kamerası ve kural ihlallerine karşı caydırıcı yaptırım…
Aslında istenen şey çok basit görünüyor; fakat özünde büyük bir sorumluluk taşıyor.
Burada artık mesele yalnızca trafik değildir.
Burada mevzu, şehir düzeninden öte bir vicdan imtihanıdır.
Yetkililere düşen vazife açıktır: Bu sessiz mağduriyet görmezden gelinmemelidir. Tedbir gecikmeden alınmalı, ihmal varsa bertaraf edilmelidir.
Zira şehir dediğin, yalnız taşla betonla kaim olmaz.
İçinde nefes alan her canlıyla birlikte şehir olur şehir…
***
TRABZON’A YAKIŞIR BİR ETKİNLİK OLDU
Ankara’da dört gün boyunca Trabzon Günleri vardı.
Dışarıdan bakınca bir fuar gibi duruyor ama içine girince öyle olmadığını anlıyorsun. Bir memleketin hafızası kurulmuş oraya… Stantlara bakıyorsun, bir köşede yöresel ürünler, diğer tarafta el emeği işler, biraz ileride sohbetler, sahnede türküler… Her şey bir araya gelmiş.
Şunu net söylemek lazım: düzenliydi, emek vardı, profesyonellik hissediliyordu. Ama “her şey kusursuzdu” demek de doğru olmaz. Küçük eksikler vardı, göze çarpan şeyler oldu. Fakat zaten böyle büyük organizasyonlarda bunlar olur. Esas mesele o değil.
Esas mesele şu: niyetin temiz olması. Orada o niyet vardı.
İnsanlar geldi, gezdi, dinledi, oturdu, konuştu. Ankara’da yaşayan Trabzonlular da vardı, çevre illerden gelenler de… Soğuk hava vardı ama alanın içi öyle değildi. Bir sıcaklık vardı, kalabalığın kendi sıcaklığı.
Konserler de fena değildi. Hatta bazı anlar vardı, insanı alıp götüren. Bir ara kalabalığa bakıyorsun, herkes aynı noktada buluşmuş gibi.
Geçmiş yıllarla kıyaslayınca daha toparlanmış bir görüntü vardı. Dağınık değil, daha planlı bir iş çıkmış ortaya. Bu da ekiplerin daha sıkı çalıştığını gösteriyor.
Burada şu isimleri de anmadan geçmemek lazım: Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon Valiliği, Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Trabzon Dernekler Federasyonu… Herkes bir yerinden tutmuş.
Şöyle bir şey var; böyle işler tek başına olmuyor. Birkaç kişinin gayretiyle de olmuyor. Ekip işi bu. Burada da o hava vardı.
Ezcümle… Eksik vardı ama iyi niyet daha ağır basıyordu. Zaten insan en çok onu hissediyor.
İnşallah bundan sonra daha da iyi olur. Çünkü potansiyel var, ortam var, istek var. Biraz daha üzerine koyulursa çok daha güçlü işler çıkar.
***
ŞENOL GÜNEŞ’TEN ÖNEMLİ MESAJLAR
Sözün uzadığı yerde hakikat kaybolur derler. Amma velâkin Şenol Güneş’in Ankara’daki konuşması öyle değildi.
Ankara… Başkent Millet Bahçesi… Trabzon Tanıtım Günleri…
Bir memleketin hasretiyle kurulmuş çadırlar, stantlar, kalabalıklar… Lakin iş sadece bir tanıtım işi değildi. Daha çok bir “buluşma hâli”, bir “dertleşme zemini”ydi.
Ve o zeminde konuşan isim: Şenol Güneş.
Sözü ağır, amma gösterişsiz. Cümlesi sade, lakin altı dolu. Bazen sert, bazen içe işleyen bir sükûnet…
Dinleyen anlar, anlamayan zaten başka tarafa bakar.
Şenol Güneş bu organizasyonda sadece bir teknik adam gibi konuşmadı. Ne yalnızca Trabzonspor anlattı, ne de futbolun güncel tartışmalarına sıkıştı.
Daha geniş baktı. Daha içeriden, daha “saha içi” bir yerden konuştu.
Şehir dedi… Sistem dedi… İnsan dedi… Sabır dedi…
Ve en çok da “düzen” dedi.
Hakem meselesine geldiğinde lafı eğip bükmedi.
“Hakemlerin Dünya Kupası’nda olmaması başarısızlıktır”
Cümle kısa ama yükü ağırdır. Bir eksikliğin değil, bir geride kalmışlığın ifadesi gibidir.
Burada mesele yalnızca hakem değildir. Mesele görünürlük, kalite ve sistemin dışa yansımasıdır.
VAR sistemine dair söyledikleri de aynı çizgideydi. Teknoloji vardır amma işleyiş eksiktir. Sistem vardır amma güven tartışmalıdır.
Yani sorun kişi değil, yapı meselesidir.
Ve asıl kırılma noktası burada gelir.
“Altyapı ve sistem düzelmeden futbol düzelmez”
Bu cümle yalnız futbolu anlatmaz. Bir ülkeyi, bir şehri, bir düzeni anlatır.
Temel sağlam değilse, üstüne ne koyarsan koy eksik kalır.
Trabzonspor’a geldiğinde ise dil değişti. Daha yumuşak, daha içten…
Trabzonspor’un zor dönemlerden geçtiğini ama ayakta kalmayı bildiğini söyledi. Taraftarı ise en büyük güç olarak işaret etti.
Burada romantizm yoktur. Daha çok bir gerçeklik vardır.
Bir kulübün duyguyla değil, dayanıklılıkla yaşadığı gerçeği.
Sabır kelimesi konuşmanın omurgasına yerleşti.
Eski bir kelime… Ama en ağır imtihanların adı.
Gençlere verdiği mesaj nettir. Acele yoktur. Kestirme yoktur. Yol vardır, emek vardır, beklemek vardır.
Gelelim en önemli noktaya.
Bence konuşmanın özü ne hakemdir, ne VAR’dır, ne de gündelik tartışmalardır.
Asıl mesele şuradadır:
“Altyapı iyi olacak… Yoksa alınan sonuçların hepsi kandırmacadan ibarettir.”
Bu cümle sadece futbolun değil, düzenin de özeti gibidir.
Trabzon Tanıtım Günleri ise bu sözlerin döküldüğü bir zemin oldu. Bir fuardan ziyade, bir hatırlama hâliydi aslında.
İnsanlar bir araya geldi. Özlem giderildi. Söz kuruldu.
Şenol Güneş orada aslında çok net bir şey söyledi.
Sessiz ama derinden:
İnşa edilmemiş hiçbir başarı kalıcı değildir. Sabır yoksa yol uzar. Sistem yoksa emek yarım kalır.
***
FİNAL HAFTASI BÖYLE OLMAMALIYDI!
Süper Lig’de artık her hafta bir final havası var. Hata kaldırmayan, nefesin bile hesapla verildiği bir yarış bu… Amma velâkin Trabzonspor, böylesi bir haftada eline geçen fırsatı değerlendiremedi.
Lider Galatasaray’ın kendi sahasında Kocaelispor ile berabere kalmasıyla zirvede küçük bir gedik oluştu. Fenerbahçe bu durumu kazanç hanesine yazdı. Gözler ise doğal olarak Trabzonspor’a çevrildi. “Yaklaşma haftası” denildi, “fırsat haftası” denildi.
Lakin Alanya’da iş başka türlü yazıldı.
Trabzonspor sahaya çıktı, oyunu zaman zaman kontrol etti, zaman zaman rakip yarı sahaya yıktı ama o beklenen bütünlük bir türlü kurulmadı. Futbolun o kritik eşik anları vardır, işte orada ya kırarsın ya kırılırsın… Trabzonspor o kırılma anını lehine çeviremedi.
Sonra penaltı geldi.
Alanyaspor’un penaltıdan bulduğu gol, maçın dengesini değiştirdi. O andan sonra oyun başka bir yere evrildi. Trabzonspor tepki verdi, bastı, aradı, zorladı… Lakin sonuç değişmedi.
1-1.
Bu skor sadece iki puan değildir. Bunu böyle okumak eksik olur. Aynı haftada rakipler tökezlemişken, zirveye yaklaşma ihtimali varken gelen bu sonuç, kaçan bir eşiktir.
Futbolda bazı haftalar vardır, sadece maç oynanmaz. O hafta yarışın yönü de oynanır. İşte Trabzonspor o yönü çeviremedi.
Tabloya bakınca gerçek daha net görünür:
Galatasaray 68
Fenerbahçe 66
Trabzonspor 64
Farklar kapanmış, yarış sıkışmış, lig iyice düğüm noktasına gelmiş durumda.
Ama tam da böyle haftalarda büyük takımlar ayrışır. Fırsat geldi mi kullanırsın, gelmedi mi beklersin. Trabzonspor’un Alanya gecesi biraz da bunun sınavıydı.
Ve o sınavdan geçilirken bir adım eksik kalındı.
Şimdi asıl mesele şudur. Bu beraberlik bir yol kazası mı olacak, yoksa sezonun kırılma noktalarından biri mi?
Futbolun cevabı sahada verilir. Amma velâkin zaman daralıyor, hata payı neredeyse bitiyor.