12.04.2025 KILÇIK

BİR KOLTUK UĞRUNA DEĞERMİYDİ!

Dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde seçim heyecanı vardı ama işin perde arkasında yaşananlar, aslında utanç verici bir tablonun ilanıydı. Üç adayın yarıştığı bu seçimde, mevcut başkan Ersen Küçük ipi göğüsledi. Özellikle genç kuşaktan aldığı destekle üç yıl daha görev yapma hakkı kazandı. Kazandı da ne oldu?

Seçim süreci dışarıdan bakıldığında seviyeli, olgun, demokratik görünüyor olabilir. Ama işin iç yüzünü bilen bizler için bu sadece "göstermelik" bir huzurdu. Düne kadar birbirine ağza alınmayacak hakaretler eden, iftiralarla, küfürlerle ortalığı yangın yerine çeviren isimlerin bugün aynı listede “gülücüklerle” poz vermesi, bu mesleğin nasıl içinin boşaltıldığını en çıplak haliyle ortaya koydu.

Kimse kusura bakmasın ama bu bir uzlaşma değil, menfaat masasında yapılan utanç verici bir pazarlığın sonucudur. Dün kavga ettiği adamla bugün kol kola giren adamın derdi gazetecilik değil; koltuktur, güçtür, üç kuruşluk çıkar hesabıdır.

Her gün ekranlarda, radyolarda, gazetelerde, internet sitelerinde “ahlak, vicdan, adalet” nutukları atanlar, iş menfaate geldiğinde dün ettikleri küfürleri unutup birbirlerine sarılıyor. Ne hikmetse, geçmişte yaşanan hiçbir rezillik yaşanmamış gibi davranılıyor. Hani dik duruşz? Hani onurunuz?

Seçimi kim kazanırsa kazansın, bu laflar yine buradan dökülecekti. Çünkü mesele sandıktan kim çıktığı değil, o sandığın etrafında dönen iğrenç tiyatronun kendisidir. Bu kadar net.

Trabzon halkına sesleniyorum: Lütfen gözünüzü açın. Bugün Trabzon’da gazeteci kimliğiyle dolaşanların çoğu —birkaç onurlu istisna hariç— bu mesleği kendi çıkarları için araç olarak kullanıyor. Objektiflik mi? Tarafsızlık mı? Geçin bunları... Bu camiada herkes kendi ajandasının peşinde.

Dünkü tablo utanç vesikasıdır. Trabzon’da basın bitmişse, bilin ki bu şehirde konuşacak hiçbir şey kalmamıştır. Etik değerler de bitmiştir, vicdan da, samimiyet de. Gerisi masaldır.

Herkes eserine sahip çıksın. Çünkü bu tablo, hepimizin eseridir. Bu sessizlik, bu körlük, bu üç maymun oyunu... Sonuç ortada: Trabzon basını kendi mezarını kendi elleriyle kazmıştır.

***

SEÇİM YENİDEN MAHKEMEYE TAŞINACAK!

Bir önceki yönetim, 49 gazeteciyi usulsüz bir şekilde üyelikten çıkardı. Ne yazık ki, bu adımın ne hukuki ne de etik bir dayanağı vardı. O dönemde hiçbir geçerli gerekçe sunulmadı, sadece bir karar alındı ve gerisi yok sayıldı. Şimdi, cemiyete üye olma şartlarını taşıyan, ancak üyelikten çıkarılan gazeteciler iki seçimdir oy kullanma hakkı tanınmıyor. Ve bu durumu kabul etmeyen meslektaşlarımız, haklarını aramak için yeniden mahkemeye başvurmayı planlıyor. Kendi hakları için mücadele etmeleri sonuna kadar doğru ve takdire şayan bir yaklaşım.

Ancak burada önemli bir mesele var. Bu meslektaşlarımız, yıllarca gazetecilik yaptı, basın kartı almaya hak kazandı, köşe yazdı, haber yaptı ve toplumun doğru bilgilendirilmesi için gece gündüz çalıştı. Bir gecede, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin üyelikten çıkarıldılar. Bu kabul edilemez!

Mesleklerini bırakanlar olabilir, ancak bu kişilerin çıkartılması usule uygun şekilde yapılmalıdır. Her şeyin bir düzeni vardır. Kimse, bir başkasının hakkını kendi keyfine göre yok sayamaz.

Peki, bu durumun ardında yatan nedir? Güçlü olanlar her zaman korunmuş, zayıf olanlar ezilmiş. Milletvekili danışmanı olanlar, belediyelerde çalışanlara, belli ilişkilerden dolayı dokunulmamış. Bu durum, adaletle nasıl bağdaşıyor? Gazetecilik, objektif olmayı, halkı doğru bilgilendirmeyi gerektirir. Ama işin içine güç ilişkileri girdiğinde, gazetecilerin hakları göz ardı ediliyorsa, o zaman bu mesleğin anlamı ne olur? Gazetecilik, sadece bir meslek değil, toplumun vicdanıdır. Eğer basın mensuplarının hakları bile savunulmuyorsa, o toplumun sesinin susturulması isteniyor demektir.

Gazeteciler, sadece birer haber kaynağı değil, adaletin ve eşitliğin savunucusudur. Onların hakları için yapılacak her şey, aslında toplumu savunmak anlamına gelir.

O yüzden tavsiyem şu: Eğer bu cemiyet, gerçekten adil bir yönetim sergilemek istiyorsa, tüm üyelerinin haklarını eşit bir şekilde savunmalı. Kararlarını, sadece güçlülerin değil, herkesin sesini duyabileceği şekilde almalılar. Basının gücü, sadece hükümetlere ya da belli kişilere karşı değil, aynı zamanda halkın hakkını savunmaya yönelik olmalıdır. Kimse, kişisel hırsları ve çıkarları doğrultusunda bir grubu yok sayarak karar alamaz. Ve en önemlisi, bu haksızlıkların peşini bırakmayan gazeteciler, toplumun sesini duymak isteyen herkesin yanında durmalıdır.

***

TRABZON MEDYASINA YENİ BİR SOLUK GELİYOR!

Trabzon basınında uzun yıllardır görev yapan deneyimli isimlerin yanı sıra, yeni kuşağın dinamik ve teknik bilgi düzeyi yüksek temsilcilerinin de içinde yer aldığı güçlü bir ekip, yeni bir haber platformu kurmak üzere hazırlıklara başladı. Şehirde kulaktan kulağa yayılan bu gelişme, yerel medya alanında adeta yeni bir dönemin habercisi niteliğinde. Edinilen bilgilere göre, bu ekip uzun süredir titizlikle yürüttüğü çalışmalarla dijital odaklı, çok kanallı bir yayıncılık modeli üzerinde duruyor. Geleneksel habercilik anlayışını, yeni nesil dijital platformlarla birleştirmeyi amaçlayan bu oluşum, şimdiden hem basın kulislerinde hem de şehir genelinde ciddi bir merak konusu olmuş durumda.

Ekipte, geçmişte Trabzon’un köklü medya organlarında görev almış, hem yazılı hem görsel basında tecrübe edinmiş gazeteciler bulunuyor. Ancak bu girişimin asıl dikkat çeken yanı, teknik alanda güçlü ve dijital medya araçlarını çok iyi kullanan gençlerin de projede aktif rol alacak olması. Bu birliktelik, hem habercilik kalitesi hem de teknolojik yeterlilik açısından iddialı bir yapının ortaya çıkacağını gösteriyor. Haberlerin yalnızca yazılı içeriklerle sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda YouTube üzerinden günlük programlarla destekleneceği; spor, siyaset ve yerel gündeme dair tartışma ve yorum formatlarının öne çıkacağı öğrenildi. Bu da, klasik medya izleyicisinin yanı sıra dijital içerik tüketicisini de hedefleyen hibrit bir yayın anlayışını ortaya koyuyor.

Şu an için en çok merak edilen konuların başında, bu oluşumun mevcut bir haber sitesini satın alarak mı yoksa sıfırdan, yepyeni bir marka olarak mı yayına başlayacağı geliyor. Her iki seçenek için de zemin hazırlanmış durumda. Özellikle sektörde atıl halde bulunan bazı haber portallarının devralınması ihtimali kulislerde konuşulsa da, kendi kimliğini sıfırdan oluşturacak bir marka yaratma fikri de masada ciddi biçimde duruyor. Hangi yol seçilirse seçilsin, ortaya çıkacak yapının mevcut medya düzenini ciddi anlamda etkileyeceği düşünülüyor.

Proje yalnızca içerikle sınırlı değil; fiziksel altyapı açısından da oldukça kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Trabzon merkezde geniş bir ofis alanında faaliyet göstermesi planlanan ekip, son teknolojiyle donatılmış bir yayın merkezine kavuşacak. Bu merkezde canlı yayın stüdyolarından montaj odalarına, greenbox çekim alanlarından podcast kayıt stüdyolarına kadar her şey düşünülmüş. Yani ortaya çıkacak yapı, içerik üretimi açısından tam donanımlı bir medya üssü olacak.

Ekip içinde dikkat çeken bir diğer unsur ise, muhalif duruşlarıyla bilinen bazı gazetecilerin bu projeye dahil edilmiş olması. Bu da, yeni platformun yalnızca haber veren değil, aynı zamanda yerel yönetimi, siyaseti ve toplumsal gelişmeleri sorgulayan, eleştirel bir yayın çizgisi benimseyeceğine işaret ediyor. Son dönemde yerel basında yaşanan tek seslilik eleştirilerine karşı, bu oluşumun farklı sesleri bir araya getirerek kamuoyuna daha geniş bir perspektif sunacağı öngörülüyor.

Görünen o ki, Trabzon basını yepyeni bir döneme hazırlanıyor. Alışılagelmiş kalıpları kırmayı hedefleyen, yenilikçi ve bağımsız bir anlayışla yola çıkan bu ekip, sadece şehirde değil, Karadeniz bölgesinde de ses getirecek bir medya markası yaratma yolunda ilerliyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, yerel medya izleyicisinin önümüzdeki günlerde çok daha renkli, derinlikli ve tarafsız bir haber anlayışıyla tanışması bekleniyor.

***

TFF KAŞIKLA VERİP, KEPÇE İLE ALIYOR!

2024-2025 sezonunda Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’ndan (PFDK) en fazla ceza alan kulüplerden biri olan Trabzonspor, 31. haftaya kadar toplam 10 milyon 22 bin 250 TL cezayla karşı karşıya kaldı.

Trabzonspor’a verilen 10 milyon TL’lik ceza, Türk futbolunun geldiği noktanın ve TFF'nin yönetim anlayışının ne kadar aciz olduğunu gözler önüne seriyor. TFF kulüpleri verdiği para cezaları ile hizaya sokmaya çalışıyor. Bu nasıl bir sığ kafa anlayışıdır. Anlamak mümkün değil!

Bu uygulama kulüpleri zor durumda bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda Türk futbolunun geleceğini de tehdit ediyor. Kulüpler, zaten ekonomik krizle mücadele ederken, TFF’nin uyguladığı cezalardan kaynaklı ekstra yüklerle daha da zor duruma düşüyor.

TFF, kulüpleri desteklemek yerine, onları sadece birer gelir kaynağı olarak görüyor ve ceza ile kazanç sağlama anlayışını benimsiyor. Kaşıkla verip kepçeyle almak, Türk futbolunun yönetim anlayışını ve bu anlayışın kulüpleri nasıl zor duruma soktuğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.