11.03.2026 KILÇIK

KÜÇÜK ORHAN’I KAYBETTİK!

Trabzonspor camiası dün geceyi tarifsiz bir üzüntüyle geçirdi. Kulübün eski futbolcusu ve şimdiki yardımcı antrenörü Orhan Kaynak, 56 yaşında aramızdan ayrıldı. Gözlerimiz hâlâ bordo-mavili formayla attığı gollerle dolu, gönlümüzde ise samimiyeti ve karakteriyle yer etmiş bir dostun boşluğu duruyor.

Orhan Kaynak, 1993-1994 sezonunda Samsunspor’dan Trabzonspor’a transfer oldu. Takım kadrosunda başka bir Orhan olduğu için “Küçük Orhan” diye anıldı. İlk sezonunda genellikle sonradan oyuna giriyor ya da ilk 11’de başlayıp sonradan oyundan çıkıyordu; 24 maçta 5 gol kaydetti. Ama 1994-1995 sezonu, onun gerçek yıldızı parladığı dönemdi.

Teknik direktör Şenol Güneş, onu ilk 11’de düzenli olarak sahaya sürünce Orhan adeta futbolun dilini konuşmaya başladı. Ligde 31 maçta 14 gol attı, takımının Beşiktaş’ın ardından ikinci sırada ligi tamamlamasında büyük rol oynadı. Türkiye Kupası’nda ise 6 maçta 4 golle hem takım arkadaşı Şota Arveladze ile gol kralı oldu hem de Trabzonspor’u şampiyonluğa taşıdı.

Unutulmaz anlardan biri, UEFA Kupası’nda İngiltere’nin köklü ekiplerinden Aston Villa karşısında yaşandı. İlk maçta Avni Aker’de attığı gol Trabzonspor’a 1-0’lık galibiyeti getirdi. Rövanşta geriye düşmelerine rağmen onun golüyle eşitliği sağladılar ve turu geçen taraf oldular. O sezon Türk futbolunun parlayan yıldızı olarak hafızalara kazındı.

Daha sonra Beşiktaş’a transfer olsa da, Trabzonspor’daki dönemi hem karakteri hem de futboluyla taraftarların gönlünde hep özel bir yer tuttu. Futbolculuk kariyerinin ardından, Fatih Tekke döneminde yardımcı antrenör olarak Trabzonspor’da görev yaptı. Genç oyunculara hem bilgeliğini hem de sıcak kişiliğini aktardı. Onun yanında olan herkes, onun samimiyetini hissetti.

Ne yazık ki dün iftar sofrasında yemek yerken geçirdiği kalp kriziyle aramızdan ayrıldı. Orhan, babası Hakkı Kaynak ve ağabeyleri Reşit ile Kayhan’ın paylaştığı acı kaderi yaşadı. Ağabeyi Kayhan, 9 Ocak 1994’te Adana Demirspor formasıyla antrenman yaparken kalp krizinden vefat etmişti. Tam 32 yıl sonra Orhan da benzer bir sebeple aramızdan ayrıldı.

Kaynak ailesindeki kalp rahatsızlığı yalnızca iki kardeşle sınırlı kalmadı. Babası Hakkı Kaynak ve diğer ağabey Reşit de kalp krizinden hayatını kaybetmişti. Futbol ve hayat, maalesef Kaynak ailesine ağır sınavlar vermişti.

Bugün spor camiası ve sevenleri, Orhan Kaynak’ı hem futbolculuğu hem de insanlığıyla anıyor. Gözlerimizde attığı goller, gönlümüzde ise sıcak ve samimi kişiliğiyle yaşayacak. Mekânı cennet, ruhu şad olsun. Allah ailesine, sevenlerine ve tüm Trabzonspor camiasına sabır versin.

Orhan Kaynak artık sahalarda olmayacak belki… Ama bordo-mavili kalplerde, her zaman yaşayacak.

***

MAHKEME SALONU VE SİYASİ POZLAR!

Dün Silivri’deki İBB davası, sadece bir hukuki süreç değil; aynı zamanda hepimizin adalet ve sorumluluk duygusunu sınayan bir kareydi. Trabzon’dan da pek çok partili, bu duruşmayı takip etmek üzere İstanbul’a gitti. Ama ortaya çıkan manzara, düşündürücüydü.

Bir tarafta haklarını savunmak için mücadele eden insanlar, diğer tarafta ise mahkeme salonunun önünde, cezaevi önünde fotoğraf çektiren partililer… İnsan ister istemez soruyor: Bu ziyaretin amacı gerçekten davayı takip etmek miydi, yoksa “oradaydık” mesajını vermek miydi?

Fotoğraf çekmek elbette yanlış değil; ama adaletin ciddiyetiyle sosyal medyanın gösterişi birbirine karışınca, hem içerideki mücadeleye hem de kamuya yanlış bir mesaj gidiyor. İnsanlar aylarca hakları için uğraşıyor, canla başla mücadele ediyor. Bizler de destek olmak istiyoruz; ama bunu doğru biçimde yapmalıyız.

Belki niyet iyi, belki amaç desteklemek. Ama sahadaki görüntü, içtenlikten çok poz vermeye yönelik bir çaba gibi duruyor.

İçerideki insanlar, aileleri ve sevenleri için en büyük saygı, samimi bir duruş ve sessiz destekle gösterilebilir.

***

İFTAR SOFRALARI HALKIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ

Ramazan geldiğinde Trabzon sokakları bir başka güzelleşiyor. Şehrin dört bir yanında kurulan “iftar sofraları”, sadece karın doyurmuyor; insanların bir araya gelmesine, paylaşmasına ve Ramazan’ın sıcak ruhunu hissetmesine de aracılık ediyor.

Edindiğimiz bilgilere göre, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, kentteki 6 farklı noktada her gün yaklaşık 6 bin 500 kişiye ulaştırılan iftar yemeklerinin kalitesini ve halkın memnuniyetini düzenli olarak takip ediyor. Her etkinlik sonrası yapılan en az 100 kişilik birebir görüşmeler, vatandaşların yemeklerin tadı ve sunumuyla ilgili fikirlerini ortaya koyuyor.

Sonuçlar ise oldukça etkileyici: yemeklerden duyulan memnuniyet yüzde 95’e kadar yükseliyor. Kulislerde konuşulanlara göre, bu durum belediye yetkililerini de sevindirmiş. Öte yandan, eleştiriler de göz ardı edilmiyor; şikayetler doğrudan yüklenici firmaya iletiliyor ve gereken uyarılar yapılıyor. Genellikle dile getirilen sorunlar, yemeklerin zaman zaman soğuk servis edilmesi veya tuz oranının yeterli olmaması gibi küçük detaylar.

Tüm bunlara rağmen, Trabzon’daki “iftar sofraları”, halkın büyük çoğunluğundan “geçer not” almayı başarıyor. Bu sofralar, sadece bir yemek dağıtımı değil; Ramazan’ın paylaşma, birlik ve beraberlik mesajını en güzel şekilde yansıtan bir gelenek hâline gelmiş durumda.

***

İSRAİL AÇIK DÜŞMAN, İRAN DOST MU?

Savaşın ikinci haftasına girerken, bölgede dengeler giderek karmaşıklaşıyor. Rusya tarafını net ve kesin olarak açıkladı. Putin, Ali Hamaney’in oğlu Müçteba Hamaney’i tebrik ederken mesajında “Kararlılıkla yanınızdayız” dedi. Karadeniz bu açıklamadan anında etkilendi. Çin ise hâlâ çekimser, imalı açıklamalarla sahnenin arkasında duruyor; sıcak çatışmalarda neredeyse hiç rol almıyor.

Son gelişmeler Türkiye’nin stratejik konumunu da gözler önüne serdi. Gaziantep üzerinde bir İran füzesi daha, önleyici sistemler tarafından bertaraf edildi. Ancak Türkiye resmen İran’ın yanında durmuyor. Zaman zaman “iyi komşuluk” vurgusu yapılsa da, stratejik olarak ülkemiz İran’a bin yıldır güvenmiyor.

İkinci haftaya giren savaşın karmaşası, “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” dedirtiyor:

Kuzey Kıbrıs’a F-16 indiren THK, Yunanistan ve havarilerine açık bir mesaj verdi.

Son teknoloji savaş ve savunma gemilerimiz, her an Ada açıklarına indirilebilir.

İsrail açık düşman. Peki, onun tarafındaki ABD ile ilişkilerimizi nasıl yöneteceğiz?

İsrail için İran’a savaş açmak “Filistin’den vazgeçmek” anlamına gelir; ama İran füze atıyor.

Balistik füzeleri biz ateşlemedik diyen İran’da diplomasi bitmiş durumda. Fail hâlâ bulunamıyor.

İran’a müdahale etmek, Rusya’yı düşman ilan etmek; İsrail’i vurmak ise ABD’ye kafa tutmak demek.

Hürmüz Boğazı’nın kesilmesi, ABD ile 40 yıllık doğalgaz anlaşmamızın önemini yeniden hatırlattı.

Bölgede en büyük sorumluluk hâlâ İran’a düşüyor. “Biz ateşlemedik” deseler bile, füzenin hareket ettikten sonra nereden ve kimlerce ateşlendiği anlaşılabiliyor. Uzmanlar, son balistik saldırı füzesinin NATO tarafından gemiden atılan savunma füzeleriyle bertaraf edildiğini açıkladı. Türkiye, Akdeniz’de 32 ülke ile birlikte NATO üyesi olarak bu dayanışmadan vazgeçemez. NATO ise hâlihazırda İran’ın karşısında duruyor.

Tüm bu paradokslara rağmen Türkiye, bölgedeki en büyük garantör konumunda. Ama İsrail açık düşman, İran dost değil; ABD ve Rusya ile ilişkiler dikkatle yönetilmek zorunda. Enerji güvenliği, savunma hamleleri ve diplomasi üçgeninde Türkiye’nin işi hiç kolay değil. Stratejik hamleler artık sadece politik zekâ ile değil, sabır ve dikkatle atılacak adımlarla belirleniyor.