11.02.2026 KILÇIK
DOLMUŞ DÜZENLEMESİ İÇİN DİYALOG ŞART
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde hayata geçirilen dolmuş durakları düzenlemesi, kentin Doğu yakasında beklenmedik bir tartışmayı başlattı. Daha ilk günden bazı durakların uygulamaya “isyan etmesi”, aslında meseleye yüzeyden bakmanın ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyor.
Şoförler, toplanma alanlarında gerekli “sosyal düzenlemelerin yapılmadığını” ve “arafill boyundaki bölge ile Meydan arasındaki mesafenin uzun olduğunu” dile getiriyor. Bu mesafe, özellikle yaşlı, hasta veya yükü ağır vatandaşlar için ciddi bir sorun teşkil ediyor. Burada şoförlerin kaygılarını görmezden gelmek mümkün değil; haklı oldukları noktalar açık ve nettir.
Ancak süreç, sadece eksiklikler üzerinden tartışılacak kadar basit değil. Meydandaki köprü altına minibüslerini çekerek yapılan protesto, “tepkilerin sert ve ani” olduğunu gösteriyor. Bu tür tepkiler, çözümü zorlaştırmak yerine işbirliğiyle yaklaşmayı gerektiriyor. Belediyenin yetkilileri de sürecin başında, “Uygulamayı başlatacaktık, aksaklıklar olursa hemen giderecektik” diyerek bu duruma açıklık getirdi.
Göz ardı edilmemesi gereken bir diğer gerçek, temel ihtiyaçların karşılanması meselesi. Tuvaletler, bekleme alanları ve sosyal donanım, sadece küçük ayrıntılar gibi görünebilir; ama günlük yaşamı doğrudan etkiliyor. Bu noktada şoförlerin “haklılık payını” görmek ve çözüm yollarını birlikte aramak, hem vatandaş hem de esnaf için kazan-kazan durumu yaratabilir.
Kent yaşamı, her zaman planlama ve uygulama arasındaki hassas dengeyle yürür. Değişimler sancılı olabilir; fakat açık diyalog ve karşılıklı anlayışla bu sancılar, “şehrin yaşam kalitesini artıracak adımlara” dönüşebilir. Trabzon’un Doğu yakasında yaşanan bu durum, aslında hepimize önemli bir mesaj veriyor: “Sorunları görmezden gelmek yerine, birlikte çözmek gerekir.”
Bu süreç bize şunu da hatırlatıyor: Eleştiriler ve tepkiler doğal, ama yapıcı olmak şart. Şoförler, haklı oldukları noktaları dile getirirken; yetkililer de planlamanın amacını ve çözüm iradesini açıklıyor. Kısa süre içinde bu sorunların giderileceğine ve yaşanan olumsuz deneyimlerin unutulacağına dair umut var.
Sonuç olarak, kentteki küçük krizler, büyük dersler barındırır. Önemli olan, “anlayış, sabır ve işbirliğiyle” hareket etmek ve her tarafın haklılık payını görmek. Trabzon’un Doğu yakasındaki dolmuş düzenlemesi, belki de en çok bu mesajı vermiş oldu.
***
TRABZON HALKI GERGİNLİK İSTEMİYOR!
Bugünkü Büyükşehir Belediyesi meclis toplantısında, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç arasında istenmeyen bir diyalog yaşandı. Bu diyalog detaylarına çok girmek doğru değil; ancak olayın Trabzon halkı üzerinde yarattığı etki göz ardı edilemez.
Ortahisar Belediyesi, yapılan projelerle ilgili olarak bilgi, belge ve paylaşım talep ediyor. Neticede, bölgede seçilmiş bir başkanın görüşlerinin alınmasını istemesi gayet doğal bir hak. Buna karşın, Ahmet Metin Genç de yaptığı açıklamada, "Biz gerekli paylaşımı yapıyoruz" dedi.
Ancak asıl çözüm, bu tür konuların meclis toplantısında tartışmak yerine, yüz yüze görüşmelerle ele alınmasıdır. Trabzon halkı, kavga ve tartışmalardan bıkmış durumda. Her iki başkana da büyük bir sevgi ve saygı besliyorlar; başkanların kavga etmesi ise vatandaşı derinden üzüyor.
Her iki başkan da tecrübeli ve birikimli siyasetçiler. Konuları kendi aralarında, mecliste gerilim yaratarak değil, doğrudan görüşerek çözme şansına sahiptirler. Toplum, siyasetten çok uzlaşı kültürünü görmek istiyor. Vatandaşın beklentisi, siyasi çekişmeler yerine barışçıl ve yapıcı bir yaklaşım.
Trabzon halkı, Türkiye genelindeki sert ve kırıcı siyaset anlayışından bıkmış durumda. Halk, daha sağlıklı, daha barışçıl ve çözüm odaklı bir siyaset görmek istiyor. Başkanların iş birliği ve diyalog yoluyla hareket etmesi, hem projelerin başarısı hem de toplum huzuru için büyük önem taşıyor.
***
CÜNEYT ARKIN’IN TRABZON HATIRASI
Yeşilçam’dan ve Türk Sinemasından bir Cüneyt Arkın geçti. 2022 Haziranı’nda yitirdiğimiz büyük sanatçının Trabzon’da da çokça anıları vardı. Bugünlerde muhabirlikten gelme televizyoncu Acun Ilıcalı’nın Survivor programına oğlu Murat yarışmacı olarak yer alıyor. Soyadları Cüreklibatur olsa da orada yine Arkın soyadını kullanıyor. Sık sık babasından ve onun hatırlarından bahsediyor. Cüneyt Arkın’ın oğlu, Murat mektup ödülü ortaya konunca adada yine ondan söz edip “Bana babamdan mektup getirebilir misiniz” diye duygusal bir cümle kurarak ağlamaya başlayınca bizim de hatrımıza Türk Sineması’nın yakışıklı yüzü Cüneyt abi, onun bir Trabzon anısı ve gençlere saygısı geldi…
30 sene öncesi… Uyuşturucunun zararlarını liseli gençlere anlatmak ve geçmişinde yaşadığı krizleri onlarla paylaşmak için Cüneyt Artın Trabzon’a gelmiştir. Buradaki dostlarıyla önce Ortahisar’da, ardından Düzköy yolundaki çok programlı Anadolu liselerinde seminerler verecektir. Akçaabat tarafına giderken yanındaki gençler “Bir köfte yiyelim” deyince Cüneyt abi onlara “Benim de sizin gibi genç yavrularım (Kaan ve Murat) var. İnşallah sizler gibi güzel meslekler seçerler. (Yanındakiler habercidir) Elbette köfte yiyelim, Akçaabat köftesini daha önce hiç denemedim” der ve ünlü bir köfteciye girerler.
Üst kat usta sanatçıya kapatılır. Salatalar, ikramlıklar, çaylar, ayranlar üst üste gelmeye başlar. Bir yandan Vakfıkebir ekmekleri; diğer yandan kızarmış biber, domates; Haçka tulumu masaya serilir. Köfteler gelir. O nedense hiçbirinden yemez. Sadece Türk kahvesi ister, alır, içer ve bekler. Tabaklar süpürülmüş, köfte filan kalmamıştır. Şef garson büyük sanatçının sadece bir ısırık alıp köfteyi bıraktığından bihaber; “Takviye yapalım mı Hocam?” der. Bunun üzerine Cüneyt Arkın sırf ders anlatacağı gençleri düşünerek, “Köfte nefis ama sanki içinde sarımsak var, ben bir Türk kahvesi daha alayım” diyerek hiç kırıcı olmadan yeniden kahve ister.
Survivor takipçisi filan değiliz. Ama bakar mısınız; beyaz perdeden, sihirli ekrandan, Yeşilçam’dan ve gençlik yıllarımızdan ne asil insanlar geçmiş.
***
SÜRAT AŞIMINA GÖRE EHLİYETLER GERİ ALINACAK
Trafik magandalarına “Avrupai cezalar yolda.”
TBMM’ye getirilen son radikal düzenlemelerle biliyorsunuz “drift atmak, kırmızıda geçmek, kaldırıma çıkmak, trafiği tehlikeye düşürmek veya araçtan inmek” demek neredeyse sürücülük kariyerinizin yerinden oynaması demek oluyor.
Sadece ağır para cezaları değil, “mahrumiyet, kontrol, geçici el koyma, hatta ihraç ve hapis” yönünde idari kararlar öngörülüyor.
Bu kez merkezi idare biraz abartmış olabilir; nitekim Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi halinde aynı taslak, hız yapanların da ehliyetinin geri alınmasını hükme bağlayacak.
O listeyi görünce sizin için görüntüledik; bakın artık yerleşim merkezlerinde ve yakın hatlarda seyrederken standart sürat limitlerinin bilmem kaç ilerisine taşacak şekilde hız yapmak ne anlama geliyor…
Yalnızca ceza puanı ve yüksek para cezası ile kalmayacak; “sürat aşımına göre 30 ila 90 günlük süreler arasında sürücü belgesine el konulacak.”
Hem diğer sürücüler, hem yayalar, hem de kendi cebiniz ve geleceğiniz için, aman dikkat.