11.02.2025 KILÇIK

MECLİSİN OPUS POKUS KARARLARI!

Belediye meclislerinin görevleri, yerel yönetimlerin temel işleyişini düzenleyen önemli sorumlulukları içerir. Meclis, belediye bütçesini onaylamak, belediye başkanının faaliyetlerini denetlemek, yerel yasa ve yönetmelikler çıkarmak, belediyenin hizmet ve projelerini belirlemek, imar planlarını onaylamak, halkın taleplerini dikkate alarak kararlar almak ve belediye ile ilgili çeşitli yönetimsel düzenlemeleri yapmak gibi görevleri yerine getirir. Ayrıca, meclis üyeleri, halkın ihtiyaçlarını temsil eder ve belediye başkanına danışmanlık yapar, kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi için katkı sağlarlar.

Tanım belli ancak Trabzon Büyükşehir Belediye meclisinde yaşanan durum gerçekten düşündürücü bir hal almış durumda. Kimi meclis üyeleri, kendilerini belediyenin yaptığı gezilerle tanıtma peşinde, kimi ise partisinin ideolojilerini anlatma fırsatını kaçırmıyor. Bazıları ise geçmişin karanlık sayfalarını, siyonizmin tarihini masaya yatırırken, bir diğeri de ilginç bir şekilde Ahmet Metin Genç'e övgüler yağdırarak, kent sorunlarına dair herhangi bir çözüm önerisi getirmektense, adeta zaman kaybı yaratıyor. Kentin en önemli sorunları bir kenara itilmiş, çözümler tamamen göz ardı edilmişken, bu tür söylemler halkı oyalamaktan başka bir anlam taşımıyor. Hatta bir meclis üyesi daha önce “sonunu düşünen kahraman olamaz” diyerek adeta sorumluluktan kaçarken, şimdi “hokus pokus” demekle yetiniyor. Bu tavırlar, kentteki sorunlara dair ciddi bir çözüm arayışından ne kadar uzaklaşıldığını gösteriyor. Sadece gösterişe dayalı bir dil, vaatlerden uzak, somut bir şey yapma çabası ise neredeyse yok. Bu meclis, şehir için değil, kişisel çıkarlar ve boş söylemler için bir araya gelmiş gibi görünüyor.

***

GÜLCEMAL KADERİNE TERK EDİLDİ!

Trabzon’un en büyük projelerinden biri olan Gülcemal Projesi, 15 yıl önce AK Partili eski Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu tarafından Trabzonlulara vaat edilmişti. Ancak, üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen proje hala hayata geçirilemedi ve adımlar atılmadı. Özellikle, Ahmet Metin Genç’in bu projeyi "Uzunkum" ismiyle değiştirme çabası, her meclis toplantısında bariz bir şekilde görülüyor. Bu isim değiştirme çabalarının ardında yatan gerçek ise, Gülcemal Projesi'nin kent sahillerini yok eden ve plansız bir şekilde ortaya atılmış olan imajının silinmeye çalışılması. Bu projeyle ilgili tartışmalar, o kadar karmaşık ve belirsiz hale gelmiş ki, yerel yönetim sadece isim değişikliğiyle değil, aynı zamanda kamuoyunun zihninde bu projeyi tümüyle silmeye yönelik stratejiler izliyor.

Öte yandan, Ahmet Metin Genç geçtiğimiz belediye meclisi toplantısında alan için 3 farklı projeden bahsederek, Gülcemal’i Ankara’ya taşıyacağını söyledi. Bu açıklamalar, projeyle ilgili kafa karışıklığını daha da artırmış gibi görünüyor. Ayrıca, Trabzon Ticaret Odası Başkanı'nın Gülcemal hakkında yaptığı açıklamalar, projenin nasıl bir çıkmazda olduğunu ve farklı taraflar arasında ciddi bir fikir ayrılığı olduğunu gözler önüne seriyor. Gülcemal Projesiyle ilgili kafa karışıklığı o kadar derinleşmiş ki, eleştirileri bertaraf etmek adına her türlü yolu denemek gibi bir duruma gelinmiş. Proje bir türlü somut adımlar atılamazken, sürekli olarak isim değişikliği ve başka gerekçelerle gündeme gelmesi, Trabzon’un büyük bir vizyon kaybına uğradığının açık bir göstergesi.

***

HERŞEY TAMAM DA, BİLİM NEREDE?

Büyükşehir Belediye Meclisi'ndeki son gelişmeler gerçekten dikkat çekici ve kafaları karıştıran bir hal almış durumda. Sera Gölü’nden alınan balçık ve toprakla yapılan dolgu çalışmaları, özellikle çevreye duyarlı bir uygulama bekleyen halk için büyük bir endişe kaynağı. Akçaabat CHP İlçe Başkanı ve meclis üyeleri bu yanlış uygulamaya itiraz ederek konuyu Akçaabat Belediye Meclisi'ne taşımış. Akçaabat Belediye Başkanı, uygulamanın yanlış olduğunu kabul etmesine rağmen, her nasılsa aynı yanlış uygulamaya devam etti. Bu durum, halkın ve meclis üyelerinin endişelerini daha da büyütmüş gibi görünüyor.

Konu hakkında Büyükşehir Meclisi'nde yapılan tartışmada, Akçaabat Belediye Başkanı'nın "Ben çevre mühendisiyim, benden iyi bilemezsiniz" şeklindeki açıklaması, hem mesleki bir güce dayalı bir üstünlük iddiası taşıyor hem de konunun teknik yönünü küçümseme gibi bir izlenim bırakıyor. Fakat karşısındaki CHP'li meclis üyesi çok net bir şekilde bilimsel temele dayalı bir yaklaşım öneriyor: "Tahkimat yapılmadan bu işe giremezsiniz, çevre kirliliği yaratıyorsunuz." Bu noktada, çevre mühendisliği eğitimi almış bir belediye başkanının bilimsel verileri göz ardı ederek sadece kendi uzmanlık alanına güvenmesi, halkı ve meclisi ikna etmekten çok uzak bir yaklaşım gibi görünüyor. Zira çevreye duyarlı projeler, yalnızca mühendislik bilgisiyle değil, aynı zamanda bilimsel ve çevresel verilerle şekillendirilmelidir.

Bu tür bir tutum, meclisteki diyalogdan daha çok, çevreye verilen değeri sorgulatıyor. Belediye başkanının “ben bilirim” yaklaşımı, yerel yönetimlerde halkla sağlıklı bir iletişimin eksikliğini ve uzmanlık alanlarının dışına çıkıldığında nasıl zararlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, çevre mühendisliği gibi kritik bir alanda, bilimsel temelli kararların alınıp uygulanması yerine, sadece yerel siyaset ve mevcut gücün devamını sağlama amacıyla yapılan açıklamalar, halkın güvenini zedeler. Bu süreç, kent ve çevre sorunlarına duyarsız kalındığının ve halkın çıkarlarının gerektiği şekilde korunmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

***

YOKSULLAR RAMAZANI BEKLİYOR

1 Mart’ta başlayacak olan Ramazan ayında vatandaşlarımız dini vecibelerini yerine getirmek için bir ay boyunca oruç tutacaklar…

İnsanların kaynaşma ve dayanışma örneği gösterdiği bu ayda, özellikle ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardımda bulunur.

Son yıllarda özellikle siyasi partiler, belediyeler ve iş insanları alım gücü olmayan halka kumanya paketleri dağıtmayı bir gelenek haline getirdi.

Ülkemizde yaşanan ağır ekonomik koşullar dolaysıyla ihtiyaç sahiplerinin sayıları her geçen gün artıyor.

Geçmişte yüzlerce paket dağıtan siyasetçiler, belediyeler ve iş insanları hayat pahalılığı yüzünden koli sayısını veya içindeki malzemeleri azaltma yoluna gittiler.

Yardıma muhtaç insan sayısının artmasına rağmen yardım paketlerinin azalması önümüzdeki birçok ihtiyaç sahibini hayal kırıklığına uğratacağa benziyor…