09.07.2024 KILÇIK
BÜYÜKŞEHİR’DE BU KONU ÇOK SU KALDIRIR!
Murat Zorluoğlu’nun Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Belediye Meclisi katı atık toplama işinden kaynaklı bedeli, su faturalarına yansıtarak İlçe belediyelerinin rahatlamasına neden olmuştu.
Çöpleri İlçe belediyeleri topluyor, büyükşehir çöp toplama merkezine bırakıyordu. Büyükşehir’de çöpleri bu alandan alarak katı atık merkezine taşıyıp imha ediyordu.
Katı atıkları taşımaları için Büyükşehir, Ortahisar ve bazı ilçe belediyeleri özel bir firma ile anlaşma sağlamış ve çöp arabaları kiralamıştı. Zorluoğlu zamanında alınan bu kararı en çok destekleyen isimde, dönemin Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’ti. Taa ki dünkü Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı yapılana kadar.
Ahmet Metin Genç dünkü meclis toplantısında hiç hesapta yokken konuyu gündemdışı olarak meclise taşıdı. Genç meclis konuşmasında, “bundan böyle katı atık bedellerini büyükşehir değil, ilçe belediyeleri toplayacak. Büyükşehir olarak katı atık bedellerini toplamak istemiyoruz ve toplamayacağız da. Bildirimde de bulundum. İlçe Belediyeleri olarak katı atık bedeline emlak vergisine ekleyip tahsilat yapacaksınız. Bunu biz gelir tarifemizden çıkaracağız. O zaman emlak vergisini de biz toplayalım. Biz sadece aracılık yapıyoruz. İlçe belediyelerinin yetkisinde. Tarifesini de kendi belirleyecek. İlçe belediye başkanlarımızın bilgisine, bunu biz toplamayacağız. Bunu toplamakla mükellef değiliz” ifadelerini kullandı.
AMAÇ ORTAHİSAR BELEDİYESİNİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK!
Şimdi Ahmet Metin Genç’e sormak lazım. Siz, Ortahisar Belediye Başkanı iken Büyükşehir’in aldığı bu kararı olumlu buldunuz ve el kaldırarak destek verdiniz. Başkanlığınız döneminde de Ortahisar Belediyesi olarak araç kiraladınız ve çöpleri siz toplattınız. Büyükşehir Belediyesi de su faturalarına yansıttığı bu parayı her ay size düzenli olarak ödedi, sizde kiralık araçların parasını anlaşmalı olduğunuz firmaya aktardınız. Herşey gayet güzel yolunda giderken, ne oldu da bu kararınızdan caydınız?
Şimdi çıkıpta katı atık bedelini bundan böyle büyükşehir su faturalarına yansıtmayacak diyorsunuz. Sonrada İlçe belediyelerine akıl verip onlara,” katı atık bedelini emlak vergisine yansıtın” talimatı veriyorsunuz. Sizde biliyorsunuz ki vatandaşlar emlak vergisini belirlenen zaman diliminde ödemiyor. Bunu geniş zamana yayıyor. Belediyelerinde yasal olarak vatandaşlarla karşı karşıya gelmek istememesi yüzünden ödemeler aksıyor. Fakat su faturası işi öyle değil. Vatandaş, suyu kesilmesin diye her ay düzenli olarak ödemelerini gerçekleştiriyor.
Cumhur ittifakı ve bağımsız belediye başkanlarını gizli toplantı ile bu karar konusunda ikna eden Genç, o toplantıda bulunmayan ve kararı ilk kez Büyükşehir Meclis toplantsısnda duyan Of Belediye Başkanı Salim Sarıalioğlu’nun tepkisi ile karşılaştı. Genç, Sarıalioğlu’nu susturmanın yoluna gitti.
Genç'in amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek! Asıl hedefde ise Ortahisar Belediyesi var! Ortahisar Belediyesi vatandaştan katı atık parasını zamanında toplayamasın, kiralanan araçların parasını ödeyemesin ve çöpleri toplayamayacak hale gelsin. Böylelikle vatandaşların Ortahisar Belediyesi’ne isyan etmesinin yolu açılsın. Kafaya bakarmısını!
İkinci görülmeyen hedef ise, Büyükşehir'in su faturalarına yansıttığı katı atık bedelini saf dışı bırakarak, faturaların daha az gelmesini sağlamak ve halkın gözünde vatandaşını düşünen başkan imajı yaratmak! Yani Genç, ilçe belediyelerine üstü kapalı olarak, "sizin yüzünüzden ben niye oy kaybedeyim" demek istiyor. Adamdaki hizmet aşkını görüyormusunuz!
***
SİYASETE VEDA MI ETMEK İSTİYORSUNUZ?
Sayın Genç siz herhalde kendinizi bu kentin sahibi zannediyorsunuz! Öyle görünüyor ki; Trabzon halkını da hiç tanımamışsınız? Geçmişte Volkan Canalioğlu’nun nasıl Trabzon’da Belediye Başkanı seçildiğini unuttunuz herhalde. Bu halk sizin ne yapmaya çalıştığınızı anlayabilecek bilgi ve kapasiteye sahip. Önünüzde 5 yıllık süre var diye de bu kentte istediğiniz gibi at koşturacağınızı zannediyorsanız, büyük yanılgı içerisindesiniz!
Bu kafa yapısı ile yol almaya devam ederseniz, halkın gözünde her geçen gün yitirdiğiniz güveninizi bir daha toparlama şansınız olmayacak! Eğer amacınız genç yaşta başladığınız siyasi hayatınızı erken yaşta noktalamak ise, buna diyecek sözümüz olmaz!
***
YENİ EMRE BELÖZOĞLU O İSİM OLACAK!
Ay-Yıldızlı Milli takımımız Avrupa Futbol Şampiyonasından elendi… Çeyrek finale çıkana kadar birçok tartışma yaşandı. Merih Demiral’ın kurt başı zafer işareti ise neredeyse diplomatik krizlere sebep olacaktı. Bir kesim Merih’i savundu, bir kesim büyük tepki gösterdi. Ama sonuçta yapılan bir hareketle birlikte bu ülkenin 85 milyon insanının ortak sevinç ya da üzüntü duymasının tek alanı olan futbolda da bu başarılamadı. Bir hareketle ülke ikiye bölündü adeta… Neyse konumuz bu değil… Bugün burada söylemek isteyeceğim şey Arda Güler’in henüz 19 yaşında olmasına rağmen futbolumuzun başındaki yeni belanın olacağıyla ilgili öngörüm.. Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü öncelikli olarak Türkiye medyasında ve büyük bir futbol izleyicisinde bir Arda Güler aşkı var. Milli takımı ya da kulüp takımını değil, sadece Arda Güler’e odaklanmış, onun için savaşan bu kesim henüz 19 yaşındaki oyuncunun şımarık, ukala, boyundan büyük işlere kalkışmasında başrol oynamaya başladı bile..
FERDİ’YE BAĞIRMA HADSİZLİĞİ GÖSTERİYOR
Arda Güler, Gürcistan maçında 11’de başlamadı diye bu ülkenin kara cahil spor medyası ayağa kalktı. Bu oyuncu daha sonar oynadı. Ayağına aldığı topları genellikle yanındaki arkadaşına aktaran, ara sıra yaptığı ortalarla birkaç gol attıran Arda, 90 dakika boyunca üretemedikleriyle değil, birkaç iyi hareketiyle topluma empoze edilmeye çalışılıyor. Bunu turnuva boyunca yaşadık gördük. Peki bu Arda Güler isimli şımartılmış 19 yaşındaki çocuk ne yaptı? Daha maçın başlarında ağabeyleri yaşındaki futbolculara nerede duracaklarını, nereye koşacaklarını el işaretleriyle gösterme küstahlığını gösterdi. Sonra Türkiye’nin şu anda yüz akı, en profesyonel, en yetenekli, en özverili isimlerinin başında olan Ferdi Kadıoğlu, adeta savaşarak kazandığı ve taşıdığı topu Arda efendinin ayağına değil de koşu yoluna attığı için onu fırçalamaya kalktı. Topa koşma yerine, geriye dönüp el kol hareketlerinin yanında ağzı salyalı bir şekilde tepki gösterdi.
YENİ EMRE BELÖZOĞLU OLMAYA ADAY
Bak Arda Efendi! Kendine gel… Anne baba tarafından olduğu kadar bu toplum tarafından şımartılmış ve korunmuş olmanın ayrıcalığıyla sağa sola sataşma, adam gibi çık futbolunu oyna… Futbolumuzun başındaki yeni bela olmaya soyunma… Emre Belözoğlu’laşma… O da 17 yaşında futbol oynarken, “Ünal Amca (Karaman) ayağıma bastı, canım çok yandı, ağladım” dediğinde ne sevimli çocuk olduğu allanıp pullanıp topluma yutturuluyordu. Türk futbolu bir takım devlet güçlerini arkasına alıp, bir de FETÖ’ya yanaşıp, herkese racon kesmeye başlayınca nasıl da büyük bir bela olduğu ortaya çıkmıştı. Türk futbolu Emre’den kurtulmuş olmanın keyfini yaşıyor. Onun yaptıkları henüz belleklerde tazeyken sen de onun yolundan gittiğinin sinyallerini verme… Ve daha şimdiden başımıza Ali kıran baş kesen kesilme…Yoksa bir gün paçanı aşağı alırlar, ne olduğunu anlayamazsın bile… Ha bir de unutma… Bu ülke insanı çok kolay kahramanlaştırdıklarını, aynı hızla çukurun içine gönderir. Bu çukura gireceklerden biri de sen olma… Haddini bil, futbolunu oyna olur mu?
Anladın mı mahallerin yeni haylazı!
***
EYVAH KOMBİNE DE SATMIYORMUŞ!
Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan transfere fırtına gibi başlamıştı. Daha ilk haftada 6 futbolcu renklere bağlandı. Ancak sonra duraklama dönemine girdi. Yeni isimlerle ilgili çalışmalar yoğun bir şekilde sürüyor. Tüm transferlerin kampa yetişeceği söylenmişti ancak 6 yeni oyuncu daha alınacağı belirtilmesine ve kampın bitmesine 4-5 gün kalmasına karşın hala tüm transferler gerçekleştirilemedi. Yani tıpkı geçen sezonun bir kopyası… Oysa geçen sezondan ders alındığı söylenmişti. Bordo-Mavili kulüp bir yandan transfer yapma çabası gösterirken, diğer yandan da hem lisanslı ürün, özellikle yeni sezon formalarını satmayla ve bir yandan da kombine biletlere hücum olması için çabalıyor. Ancak ne forma satışları, ne de kombine alımları istenilen gibi gitmiyor. Oysa sosyal medyanın çılgın taraftarları(!) Anthony Nwakaeme için çıldırıyordu. Bir de başkan yardımcısı Nevzat Kaya… Nwakaeme gelecek, kombineler ve formalar bitecekti.
VİTRİN YAPMA ADINA TRANSFER OLMASIN
Edindiğimiz bilgilere göre yapılan kampanyalara yönetime yakın bazı zengin iş insanları ve belediye başkanları dışında rağbet yokmuş… Zaten insanlar artık yoksulluk sınırının altında, hatta açlık sınırının altında da çok sayıda yaşama tutunmaya çalışan var. Fakat kombine satışının henüz bin 500’lere bile varmaması bende büyük endişe yaratmaya başladı. Aynı şey geçen sezon da olmuştu çünkü. Yapılan 6-7 transfere rağmen hiçbir alanda satışlar iyi gitmemişti. Ertuğrul Doğan işte böyle bir dönemde düğmeye basmış, kulübü ekonomik batağa saplayacak transferlerde freni patlamış kamyon gibi hareket etmişti. Sonuçta takım şampiyonun 35 puan gerisinde kalmıştı. Şimdi de sırf kombine ve forma satışlarını artırmak için gereksiz yere çok pahalı 5-6 futbolcunun transferini peş peşe açıklamaya kalkarsa işte o zaman yandı gülüm keten helva… Umarım bu tür panik ve vitrine yönelik transferlerin, Nicolas Pepe örneğiyle bile hiç işe yaramadığını anlamışlardır. Ve yine benzer bir tutumun içine girmezler.
Aksi halde Trabzonspor’u bitirirler!
***
GENÇ İLE UYSAL İLE GÖRÜŞTÜ MÜ?
Dün Trabzon siyasetinin önemli isimlerinden bir arkadaşım telefonla beni aradı. Kendisiyle Trabzon’daki siyasi gündemi yorumladık. Konu döndü dolaştı Yomra’ya geldi. Siyasetçi dostumun iddiasına göre, yerel seçimler öncesinde Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ile Ahmet Metin Genç, avukat Ali Sürmen’in ofisinde buluşmuşlar. Uysal’ın Genç’e, Yomra’da AK Parti’ye fazla yüklenmemelerini nasıl olsa seçimi kazanamayacağını söylediği, karşılığında da Demokrat Parti olarak büyükşehirde Ahmet Metin Genç’e destek vereceklerini ifade ettiğini belirtti. Genç’in, Uysal’a nasıl bir yanıt verdiğini sorduk. Bunu bilmediğini söyledi. Tabi söylenenler iddiadan ibaret. Her seçim öncesinde partilerin kendi aralarında gizli ittifaklar yaptıklarını ve seçimlere bu şekilde girdiğine tanıklık ettiğimiz olmuştur. Fakat bu konunun doğru olup olmadığını ancak muhattapları açıklarsa öğrenebiliriz. Bunun ötesinde bir şey yazmak havanda su dövmeye benzer!