09.02.2026 KILÇIK

TRABZON’DA “ANAHTAR” KIRILDI

Siyasette bazı şehirler vardır; orada yaşanan her gelişme sadece yerel bir başlık olarak kalmaz, doğrudan liderin hanesine yazılır. Trabzon, bu şehirlerin başında gelir. Hele ki söz konusu parti genel başkanının memleketiyse, yaşanan her kriz büyüteç altına alınır.

Anahtar Parti’nin Trabzon teşkilatında son dönemde yaşananlar da tam olarak böyle okunmalı. Bir süredir kulislerde konuşulan rahatsızlıklar, il başkanlığı ile ilçe yapılanması arasında alınan sert bir kararla görünür hale geldi. Ortahisar’da yapılan görev değişikliği, aslında buzdağının görünen yüzüydü. Bu adım, sorunları çözmek bir yana, yönetim içindeki fay hatlarını daha da belirginleştirdi.

Sonrasında yaşananlar ise krizin kontrol edilemediğini açıkça ortaya koydu. Taraflar netleşti, tansiyon yükseldi ve teşkilat içinde adeta bir çözülme başladı. Müdahale geciktikçe belirsizlik büyüdü, kaos derinleşti.

Gelinen noktada Genel Merkez devreye girmek zorunda kaldı. İl başkanlığı koltuğunda yapılan değişiklik, bu sürecin kaçınılmaz sonucuydu. Ancak bu hamle, sorunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Şimdi herkes aynı soruya odaklanmış durumda: Bu geçici bir denge mi, yoksa kongreye uzanan bir yolun ilk adımı mı?

Türkiye’de yeni kurulan partiler için teşkilat sancıları şaşırtıcı değil. Farklı siyasi geçmişlerden gelen kadroların aynı hedef etrafında uyum sağlaması zaman alabilir. Ancak mesele Trabzon olunca, tablo sıradanlıktan çıkıyor.

Çünkü burası Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi hafızasında özel bir yere sahip. Kendi memleketinde yaşanan bu dağınıklık, doğal olarak liderlik performansını da tartışmaya açıyor.

Üstelik Ağıralioğlu’nun kısa süre önce şehirde bulunmuş olması, teşkilatlarla temas kurmuş olması beklentiyi daha da artırmıştı. Buna rağmen sorunun kontrol altına alınamaması ya da ertelenmesi, “erken müdahale” eksikliğini gündeme taşıdı.

Siyaset sadece kürsüde verilen mesajlardan ibaret değildir. Asıl sınav, iç gerilimleri doğru zamanda yönetebilmekten geçer. Uzlaşma ihtimali varken masayı kuramamak, kriz büyüdüğünde ise bedel ödemek kaçınılmaz olur.

Bugün Anahtar Parti, Trabzon merkezli bir iç hesaplaşmanın gölgesinde yoluna devam ediyor. Ve bu tablo, sadece bir il teşkilatını değil, genel başkanın siyasi reflekslerini de sorgulatıyor.

Siyaset net sorular sorar.
Cevap gecikirse, sonuç haneye yazılır.

***

RAMAZAN, TRABZON’A YİNE YAKIŞACAK

Ramazan ayı bazı şehirlere bir başka yakışır.
Trabzon da o şehirlerden biridir.

Sadece iftar saatinde değil, gün boyu sokaklarında başka bir telaş, başka bir dinginlik hissedilir. Akşam ezanına yakın pazarlarda artan kalabalık, cami avlularında çoğalan ayak sesleri, çocukların sabırsız neşesi… Şehir, Ramazan’ı sadece takvimden değil, kalbinden yaşar.

Bu yıl Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı Ramazan programına bakınca, bu ruhun yine diri tutulmak istendiğini görmek mümkün.

19 Şubat’ta başlayıp 20 Mart’a kadar sürecek etkinlikler, klasik bir “program listesi”nden çok daha fazlasını vaat ediyor. Hanife Hatun Camii yanında kurulacak Ramazan çadırı, şehrin manevi buluşma noktası olmaya aday. Açılışta yapılacak fener alayı yürüyüşü, Ramazan’ın o eski, biraz nostaljik ama çok samimi havasını hatırlatacak.

Asıl mesele ise Ramazan’ın sadece akşam saatlerine sıkıştırılmaması.
Çocuklara ve ailelere yönelik atölyeler, Karagöz-Hacivat gösterileri, değerler eğitimi söyleşileri, Ramazan’ın yeni nesiller için anlamlı bir hatıraya dönüşmesini hedefliyor. Yani bu ay, çocukların zihninde sadece “aç kalınan bir zaman” değil; paylaşmanın, sabrın ve birlikte olmanın adı olsun isteniyor.

Teravih öncesi Kur’an-ı Kerim tilavetleri, ardından söyleşiler ve ilahi dinletileri… İsimler tanıdık, içerik güçlü. Senai Demirci, Saliha Erdim, Yusuf Muratoğulları gibi isimler Ramazan gecelerine düşünce ve gönül dili katacak.

Ama Ramazan’ı Ramazan yapan şey yalnızca sahnedeki programlar değildir.
Asıl sınav, sofrada verilir.

Bu noktada Büyükşehir Belediyesi’nin hedefi dikkat çekici:
Ramazan boyunca 200 bin kişi aynı sofralarda buluşturulacak.

Hanife Hatun Camii yerleşkesi başta olmak üzere Meydan, üniversiteler, cami önleri ve fakülte bahçelerinde iftar sofraları kurulacak. Üstelik sadece merkezde değil; 18 ilçenin tamamında bin kişilik iftar buluşmaları gerçekleştirilecek.

Bu, rakamdan ibaret değil.
Bu, “kimseyi yalnız bırakmama” niyetidir.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in açıklamalarında da bu niyet açıkça görülüyor. Başkan Genç’in, “Ramazan ayı; paylaşmanın, sabrın, merhametin ve gönül birlikteliğinin en derin şekilde hissedildiği müstesna bir zaman dilimidir” sözleri, meselenin sadece organizasyon olmadığını anlatıyor.

Yine Başkan Genç’in, “Sofraların bereketle kurulduğu, kalplerin birbirine daha çok yaklaştığı bu mübarek ayda; sadece ekmeğimizi değil, sevgimizi, umudumuzu ve kültürümüzü de paylaşırız” ifadeleri, Ramazan’ın ruhuna dair güçlü bir çerçeve çiziyor.

Kültür-sanat etkinliklerinden Kur’an tilavetlerine, çocuk programlarından tasavvuf dinletilerine kadar hazırlanan bu geniş yelpaze; Ramazan’ın manevi atmosferini birlikte yaşama iddiasını taşıyor.

Velhasıl…
Trabzon’da Ramazan bu yıl da sadece takvim yapraklarında değil; sofralarda, sokaklarda, gönüllerde yaşanacak gibi görünüyor.

Ve bu şehir, Ramazan’ı yine kendine yakışır şekilde karşılamaya hazırlanıyor.

***

AKOLUK PAZARI VE YEREL ÜRETİM GERÇEĞİ

Trabzon’da son yıllarda sıkça konuştuğumuz bir konu var:
Doğal üretim, yerel üretici ve doğrudan tüketiciyle buluşan pazarlar…

İşte Akoluk Köy Ürünleri Pazarı, tam da bu anlayışın somut örneklerinden biri.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği Akoluk Köy Ürünleri Pazarı, yapılan düzenlemelerle sadece daha işlevsel hale gelmedi; aynı zamanda “köy pazarı” kavramına yeni bir soluk kazandırdı.
Burası artık sadece alışveriş yapılan bir alan değil; Trabzonluların hafta sonu nefes alabildiği, doğal ürünlerle buluştuğu, hatta ailece kahvaltı yapabildiği bir yaşam alanı

Belediyenin Muhtarlıklar Müdürlüğü koordinasyonunda, ilgili teknik birimlerin katkısıyla yapılan düzenlemeler özellikle üreticiler açısından büyük önem taşıyor.
Daha hijyenik, daha düzenli ve daha kullanışlı bir ortamda satış yapma imkânı bulan üreticiler, memnuniyetlerini açıkça dile getiriyor.
Bu da işin bir diğer önemli tarafı: Üretici mutluysa, ürün de bereketli oluyor.

Başkan Ahmet Kaya’nın sık sık altını çizdiği bir nokta var; o da kırsal mahallelerde üretimin devam etmesi.
Kireçhane, Akoluk ve Aygören Köy Ürünleri Pazarları, bu anlamda sadece ticari alanlar değil, aynı zamanda kırsalı ayakta tutan birer destek mekanizması.
Üretici kazanıyor, tüketici ise doğal ürüne uygun fiyatla ulaşıyor.

Ve işin belki de en sıcak tarafı
Akoluk Köy Ürünleri Pazarı, artık sabah kahvaltılarının da adresi. Şehir hayatının koşturmacasından biraz olsun uzaklaşıp, yöresel lezzetlerle güne başlamak isteyenler için cazip bir alternatif haline gelmiş durumda.

Başkan Kaya’nın çağrısı da tam olarak bu yüzden anlamlı:
“Doğal ürün almak, yöresel lezzetlerle kahvaltı yapmak isteyen herkesi köy ürünleri pazarlarımıza bekliyoruz.”

Kısacası Akoluk’ta yapılan şey bir pazar düzenlemesinden çok daha fazlası
Bu, üretimi önceleyen, emeğe değer veren ve Trabzon’un ruhuna yakışan bir anlayışın yansıması.

***

TRABZON KİLİTLENDİ, SAHNE AKYAZI

Trabzon’da takvim ilerliyor ama zihinler durdu. Herkes aynı ana odaklanmış durumda. Yaklaşan karşılaşma, haftanın geri kalan her şeyini gölgede bırakmış halde. Bu şehir için bazı maçlar sonuçtan önce anlam kazanır; işte onlardan biri geliyor.

Kulüp binasında günlerdir hissedilen şey telaş değil, hâkimiyet. Sürecin kontrol altında olduğu, her ayrıntının masaya yatırıldığı bir çalışma düzeni var. Yapılan hamleler, verilen kararlar, ortaya konan tavır; bu mücadelenin sıradan bir hafta sonu rutini olmadığını net biçimde gösteriyor.

Kent ritmini değiştirmiş durumda. Uzakta yaşayanlar dönüş planı yapıyor, ulaşım noktalarında bordo-mavi izler çoğalıyor. Konaklama noktalarında doluluk artıyor. Trabzon, misafirlerini bekleyen bir ev gibi.

Tribünler sadece dolu olmayacak, diri olacak. Görsel hazırlıklar, ses planları, senkron… O akşam stadyumda yalnızca futbolcular değil, tribünler de mesai yapacak.

Bu doksan dakikanın karşılığı sadece puan hanesinde yazmayacak. Ortaya konacak tablo, sezonun geri kalanına dair güçlü bir mesaj taşıyacak. Kazanılan şey yalnızca skor değil, iddia olacak. İnanç tazelenecek, omuzlar biraz daha dikleşecek.

Elbette temennimiz belli. Mücadele konuşulsun, emek konuşulsun. Gerilim değil oyun hatırlansın.

Ve eğer bu hikâye istenildiği gibi biterse…
O gece Trabzon’da uzun süre uyku tutmaz.