08.05.2026 KILÇIK

HABER61 ÖNEMLİ BİR HABERE İMZA ATTI

Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, göreve geldiği günden beri kamuoyunda çok görünmeyi tercih eden bir isim olmadı. Basına sık çıkan, her eleştiriye cevap veren bir profil çizmedi. Hatta çoğu meselede suskun kalmayı tercih etti desek yanlış olmaz.

Bu yüzden, Çin’in Xi'an kentindeki fuar ziyareti sonrası başlayan tartışmalar üzerine ilk kez kapsamlı açıklamalarda bulunması dikkat çekti. Röportajı da Haber61 Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Lakot gerçekleştirdi.

Aslında mesele birkaç gündür turizm çevrelerinde konuşuluyordu. Trabzon’un katıldığı “İpek Yolu Uluslararası Turizm Fuarı” üzerinden farklı değerlendirmeler yapıldı. Kimi organizasyonun yeterince paylaşılmadığını söyledi, kimi sürecin dar bir çevrede yürütüldüğünü öne sürdü. Özellikle katılımcılar ve planlama üzerinden eleştiriler geldi.

Tamer Erdoğan ise yapılan yorumlara karşı daha çok sürecin teknik tarafını anlattı. Trabzon’un fuara ilk kez “onur konuğu” olarak davet edildiğini söyledi. Bunun sıradan bir katılım olmadığını, geçen yıldan beri hazırlığı yapılan bir süreç olduğunu ifade etti.

Anlattığı kadarıyla organizasyon; Valilik, Bakanlık, Ticaret Odası, DOKA ve Büyükşehir Belediyesi’nin bilgisi dahilinde yürütülmüş. Erdoğan’ın özellikle üzerinde durduğu konu buydu zaten. Çünkü kamuoyundaki temel eleştiri, sürecin kapalı ilerlediği yönündeydi.

Tamer Erdoğan ise buna doğrudan karşı çıktı.

Hatta bugün eleştiri yapan bazı isimlerin, geçen yıl yapılan kurul toplantılarında alınan kararların altında imzası bulunduğunu söyledi. Bu ifade önemliydi. Çünkü tartışmanın merkezinde biraz da “kim biliyordu, kim bilmiyordu” meselesi vardı.

Burada şu gerçek de var elbette…

Trabzon’da turizm söz konusu olduğunda sektör içindeki görüş ayrılıkları artık yeni değil. Özellikle fuarlar, yurt dışı tanıtımları ve organizasyonlar konusunda zaman zaman benzer tartışmalar yaşanıyor. Çünkü herkes turizmin büyümesini istiyor ama yöntem konusunda ortak zeminde buluşmak kolay olmuyor.

Röportajın dikkat çeken taraflarından biri de Çin pazarıyla ilgili verilen mesajlardı. Erdoğan, Çin’in önde gelen yaklaşık 20 turizm acentasıyla toplantılar yapıldığını ve 13 Mayıs’ta bir grubun Trabzon’a geleceğini açıkladı.

Bu noktada şunu görmek gerekiyor…

Trabzon uzun yıllardır daha çok Körfez turizmiyle anılan bir şehir hâline geldi. Şimdi ise yeni pazarlara yönelme arayışı var. Çin, Türk Cumhuriyetleri ve Uzak Doğu açılımı da biraz bunun sonucu gibi görünüyor.

Ancak bu tür açılımların kısa vadede büyük sonuç üretmesini beklemek gerçekçi olmaz. Turizmde yeni bir pazar oluşturmak kolay değil. Ulaşım ağı, tanıtım, tur operatörleri ve ekonomik şartlar belirleyici oluyor. Erdoğan’ın özellikle tarifeli uçuş meselesine vurgu yapması da bu yüzden önemliydi.

Özellikle Taşkent hattına dikkat çekti. Türk Cumhuriyetleri üzerinden bağlantı kurulmasının Trabzon için yeni bir kapı açabileceğini söyledi.

Zaten röportajın en net cümlesi de buydu belki:

“Uçak varsa turist var.”

Aslında turizmin özeti biraz da burada yatıyor. Bir destinasyona ulaşım kolaylaşmadan turist hareketliliğini artırmak kolay olmuyor.

Öte yandan Trabzon’un son yıllarda ciddi bir turizm yoğunluğu yaşadığı da ortada. Erdoğan’ın verdiği “188 ülkeden ziyaretçi” bilgisi dikkat çekici. Fakat sayı kadar önemli olan başka bir konu daha var: gelen turistin şehir ekonomisine nasıl katkı sunduğu ve turizmin ne kadar sürdürülebilir hâle geldiği.

Çünkü Trabzon’da artık sadece turist sayısı değil; altyapı, trafik, şehir düzeni ve turizm kalitesi de tartışılıyor.

Dolayısıyla Çin açılımı ya da yeni pazar arayışları konuşulurken meseleye yalnızca “turist gelsin” mantığıyla değil, uzun vadeli planlama açısından da bakmak gerekiyor.

Tamer Erdoğan’ın açıklamaları da aslında biraz bunu gösteriyor. Bir yandan eleştirilere cevap verirken, diğer yandan Trabzon turizminin yeni rota arayışını anlatıyor.

Tartışmalar sürecektir muhtemelen. Ama görünen o ki şehir, turizmde tek pazara bağlı kalmadan farklı alternatifler oluşturma arayışını önümüzdeki dönemde daha fazla konuşacak.

***

YAYLALARDA SU YAĞMACILIĞI BAŞGÖSTERDİ

Yağmurlar ara veriyor. Kısmen güneş yüzünü gösteriyor. “Kocakarı Aprili” çıkmak üzere. Yaylalar da yavaş yavaş şenlenmeye başladı.

Yaylacılar, yüksek kesimlerde artık herhangi bir ürünün ekim ve dikiminin yapılamadığından yakınıyor. Bunun temel nedenleri arasında; küresel iklim değişikliği, aşağı kesimlerde bol yağış görülmesine rağmen yaylaların yeterince yağmur almaması, ayı saldırıları ve diğer talancı türler gösteriliyor.

Yaylacı Abdullah Akyüz’ü dinledik. Akyüz,
“Buralarda gerçek yaylacı kalmadı. Zaten toprak da artık bir şey vermiyor” diyor.

Özellikle “su yağmacılığı” konusuna dikkat çeken Akyüz, şu ifadeleri kullanıyor:

“Yaylalarımızda su bırakmadılar. Dört yanımız yayla meraklılarıyla dolu ama gerçek yaylacı yok. Betonarme evler yapıp senede iki kez gelerek yaylacı olunmaz.”

Akyüz, doğal su kaynaklarının yönünün değiştirildiğini belirterek şunları söylüyor:

“Sularımızı kestiler. Herkes doğal sulara bir yön verdi, hep kendilerine yönlendiriyorlar. Hayvanlara su, yer, mera ve yayılacak yayla kalmadı.”

Yaşanan sorunların tartışmaları da beraberinde getirdiğini ifade eden Akyüz,
“Bir şey sorunca kavga çıkıyor. İş, davalara kadar gidiyor” diye konuştu.

Geçmiş yıllarda yaylalardaki hareketliliğin çok daha fazla olduğunu anlatan Akyüz, şu sözlerle serzenişte bulundu:

“Küçükbaş hayvanlarla birlikte 8-10 göç grubu hâlinde Sultanmurat Yaylası’na çıkıyorduk. Bu yıl sadece biz geldik. Yaylacılık bitiyor.”

Devletin daha etkin denetim yapması gerektiğini savunan Akyüz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Devletimizin yasaları uygulaması yeterli. Devletten sadece adalet ve ciddiyet bekliyoruz.”

Haksız mı?

***

TOMARA NEDİR, NİYE TOPLANIR, NEYE İYİ GELİR?

Trabzon’da “Tomara”, Giresun, Ordu ve Samsun taraflarında ise “Galdirik”, “Kaldırık”, “Hodan” ya da “İspit otu” isimleriyle biliniyor. Karadeniz Bölgesi’nin önemli endemik bitkileri arasında gösteriliyor. Çünkü bu bitki, özellikle nemli ortamları seviyor.

Yağışlı orman alanlarında, yerel fındık ağaçlarının altında, gölgeli bölgelerde ve tarla kenarlarında doğal olarak yetişen Tomara, Nisan-Mayıs aylarında Doğu Karadeniz’de yaygın şekilde toplanıyor. Nemi seven yapısı sayesinde gür ormanlık alanlarda sıkça görülüyor.

Neredeyse köyde arazisi olan herkesin, bu mevsimlerde kendi yerinde Tomara bulması mümkün. Özellikle ince taneli sağanak yağışların peş peşe gelmesiyle birlikte, Tomara bu yıl adeta “bayram yaptı.” Zaten ürün, Trabzon ve çevresinde oldukça bereketli yetişiyor.

Toplaması da oldukça kolay. Koparılıp çekildiğinde içindeki lif hemen ayrılıyor. Yapraklarından sarma yapılırken, saplarından ise yumurtalı tava hazırlanıyor. Lezzeti ise damakta ayrı bir tat bırakıyor.

İlçe köylerinden topladıkları sapları deste hâlinde satan pazarcı teyzeler de bu dönemde tezgâhlarda sıkça görülüyor. Özellikle yöresel ürün meraklılarının yoğun ilgi gösterdiği Tomara, hem mutfakta hem de doğal destek ürünü olarak değerlendiriliyor.

Tomaranın faydaları da saymakla bitmiyor. İdrar söktürücü özelliği sayesinde ödem atımına yardımcı olduğu belirtiliyor. Ayrıca balgam söktürücü etkisiyle öksürüğe iyi geldiği, boğaz ağrılarını hafiflettiği ifade ediliyor.

Aynı zamanda güçlü bir demir deposu olan Tomara’nın kansızlığa karşı destek sağladığı, içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığına katkıda bulunduğu da biliniyor.

Sakinleştirici etkisiyle stres ve uykusuzluğa iyi geldiği belirtilen bitkinin, tohum yağının ise ciltteki sivilce ve çatlakların giderilmesine yardımcı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca yaşlanma karşıtı özellikler taşıyan zengin içerikleriyle dikkat çekiyor.

Kısacası, Karadeniz’in doğadan gelen bu eşsiz lezzetini bulanlar kolay kolay vazgeçemiyor.

Bulursanız kaçırmayın.

***

TRÜ 2026 ŞENLİKLERİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR

Mayıs ayı, Trabzon Üniversitesi’nde renkli, çekişmeli ve heyecan dolu etkinliklere sahne oluyor.

“Bahar Şenlikleri” olarak bilinen etkinlikler, Trabzon Üniversitesi’nde (TRÜ) ve bağlı tüm yerleşkelerde başladı. Üniversite gençliğine hitap eden organizasyonlar kapsamında; kapalı ve açık alan spor müsabakaları, konserler, sergiler, tiyatro oyunları, karaoke etkinlikleri, bilim fuarları, açık hava sinema gösterimleri, yarışmalar, sunumlar ve söyleşiler düzenleniyor.

Birçok branşta birbirinden çekişmeli mücadelelere sahne olan etkinliklerin yaklaşık üç hafta boyunca devam etmesi planlanıyor.

10 ayrı ilçede kampüsü bulunan üniversiteyle birlikte hareket eden birçok paydaş kurum ve kuruluş da özellikle Merkez Fatih Kampüsü’nde stantlar kurarak faaliyet alanlarıyla ilgili tanıtımlar gerçekleştiriyor.

4 Mayıs’ta başlayan yarışmalar, fuarlar, etkinlikler ve konserlerin 22 Mayıs’a kadar sürmesi bekleniyor.

“Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Etkinlikleri” adı altında düzenlenen geniş kapsamlı organizasyonlarda yüzlerce sporcu, akademisyen, sanatçı ve görevli yer alıyor.

22 Mayıs’ta şenliklerin tamamlanmasının ardından, Kurban Bayramı tatili sonrası final sınavları başlayacak. Daha sonra ise mezuniyet törenleri programına geçilecek.

Turnuvalarda ilk tur maçları tamamlanırken, öğrenciler bugünlerde sinema, tiyatro ve konser etkinliklerinde TRÜ Oditoryumu’nu doldurarak gönüllerince eğleniyor.

Aynı zamanda ikinci tur yarışma ve müsabakalarda arkadaşlarına destek veren gençler, kampüste büyük bir heyecan oluşturuyor.

Son derece çekişmeli geçen müsabakalarda ortaya çıkan renkli görüntüler ise bahar mevsimini karşılayan kampüste birbirinden güzel manzaralar oluşturuyor.