08.05.2025 KILÇIK

TRABZON SAĞLIKTA ATAMA HEYECANI

Önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleşecek personel alımları ve atamalar, özellikle Trabzon için büyük bir önem taşıyor. Mevcut Trabzon Sağlık Hizmetleri İl Müdürü Hakan Usta’nın Ankara’da bir daire başkanlığı görevine getirilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu da, Trabzon’da yeni bir il müdürünün atanacağı anlamına geliyor ve elbette şehirde bu atama süreci merakla bekleniyor.

Sağlık il müdürlüğü gibi kritik bir göreve genellikle ya idari kadrolardan ya da aktif hekimlerden biri getirilir. Trabzon özelinde ise, bu süreçte sıkça adı geçen isimlerden biri eski il müdürü Kemal Süleyman. Kendisi sağlık camiasında sevilen, deneyimiyle takdir edilen bir isim. Süleyman’ın göreve dönmesi, Trabzon sağlık hizmetlerinde hem tecrübe hem de güçlü bir bilgi birikimiyle yönetim anlayışının devam etmesini sağlar diye düşünüyorum. Başarılı geçmişi, yeni dönemde de önemli katkılar sunabilir.

Öte yandan, Süleyman’ın gelmemesi durumunda Arsin’in eski belediye başkanı Erdem Şen’in adı da gündemde. Şen, yerel yönetim tecrübesiyle sağlık yönetimine farklı bir perspektif getirebilir. Ancak benim kanaatim, böyle kritik idari pozisyonlarda sağlık alanında doğrudan deneyimi olan kişilerin tercih edilmesinin daha doğru olacağı yönünde.

Genel olarak baktığımızda, Trabzon’un sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için yapılacak atamalar büyük önem taşıyor. Sağlık gibi hayatın en önemli alanlarından birinde liyakat, tecrübe ve şeffaflık mutlaka ön planda olmalı. Benim görüşüm, Kemal Süleyman gibi hem deneyimli hem de sevilen isimlerin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde. Bu, hem hizmetlerin sürekliliği hem de sağlık çalışanlarıyla halkın güveni açısından oldukça önemli.

Sonuç olarak, önümüzdeki günlerde yapılacak atamalar Trabzon sağlık camiası için yeni ve umut verici bir dönemin başlangıcı olabilir. Süreci yakından takip edeceğiz ve umarım ki Trabzon sağlık hizmetleri, bu değişimle daha güçlü ve etkin bir yapıya kavuşur.

***

TURİZMDE BAYRAM CANLILIĞI

Kurban Bayramı bu yıl da kimi için kavuşma, kimi için kaçış, kimi içinse doğaya dönme fırsatı sundu. Trabzon’un gözbebeği Uzungöl, tarihi Sümela Manastırı ve serin Karadeniz yaylaları, şehir kalabalığından uzaklaşmak isteyen binlerce insanın rotası oldu.

Uzungöl, Çaykara’nın bağrında, yeşilin binbir tonu içinde uzanan bir huzur durağı. Vaktiyle Haldizen Deresi’nin önünü yamaçlardan kopan kayalar kapatmış, doğa sabırla bir göl yaratmış. Bugün ise bu göl, sadece suyla değil, sessizlikle, dinginlikle ve anı yaşamanın o özel hissiyle dolup taşıyor.

Bayramın ilk sabahı, güne serin bir Trabzon havasıyla başlıyoruz. Şehirden uzaklaşmak, biraz nefes almak, çocukların elinden tutup doğaya dokunmak niyetindeyiz. Uzungöl’e varış yolculuğu başlı başına bir görsel şölen. Kıvrılan yollar, sisin arasından süzülen güneş ışığı, yamaçlardaki yayla evleri... Her virajda biraz daha derin bir iç çekiyorsunuz.

Yalnızca göl değil tabii... Yolumuzun üstünde tarihi Sümela Manastırı var. Kayalıklara sabitlenmiş bir dua gibi yükseliyor. Ziyaretçiler içeride sessiz, dışarıda ise manzaranın büyüsüne kapılmış. Ardından yaylalar... Hava bir anda değişiyor; yazdan bahara, hatta belki de kışa doğru. Her yaylada bir başka güzellik, bir başka hikâye gizli.

Uzungöl’e vardığımızda göl çevresindeki hareketlilik gözümüzden kaçmıyor. Belediye Başkanı Hanefi Tok’un verdiği bilgilere göre, sadece bayram boyunca yaklaşık 10 bin araç girişi olmuş. Otellerdeki doluluk oranı yüzde 70’i geçmiş. Rezervasyonlar da şimdiden yüzde 90’a dayanmış. Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt gibi ülkelerden gelen turistler de gölün sessizliğine, doğanın cömertliğine hayran.

Göl çevresinde yürüyüş yapanlar, bisikletle turlayanlar, seyir terasında göle yukarıdan bakanlar... Pansiyonlar dolu, restoranlar kalabalık ama herkes mutlu. Kuymak, mıhlama, laz böreği... Karadeniz mutfağı bayramın yıldızı gibi parlıyor. Bir tabakta nostalji, bir lokmada çocukluk...

Ve elbette gurbetçiler... Ekonomik kriz diyoruz, hayat pahalı diyoruz ama sıla özlemi ağır basıyor. Havaların ısınmasıyla birlikte yurtdışından gelen vatandaşlarımız da köylere, yaylalara akın etti. Gündüzleri Trabzon merkez biraz daha sakin belki ama akşamları cafeler, çay bahçeleri, restoranlar dolup taşıyor. Şehirde bir bayram coşkusu var, hissediliyor.

Uzungöl sadece bir turistik nokta değil; ruhu olan, sizi dinleyen, sizi kendinize döndüren bir yer. Bu bayram da öyle oldu. Gölün kıyısına oturup, sadece rüzgârın sesiyle baş başa kalmak… Belki de gerçek bayram, tam olarak buydu.

***

DOĞU KARADENİZ’DE KİRALAR ZİRVEDE!

Son zamanlarda Doğu Karadeniz’de kiralık konut fiyatlarının hızla yükseldiğine şahit oluyoruz. Türkiye’nin güvenilir emlak analiz platformu Endeksa’nın Mayıs 2025 raporu, bu bölgedeki kira artışlarının çarpıcı rakamlarını gözler önüne seriyor. Trabzon’da kiralar geçen yıl %34’ün üzerinde arttı, ortalama kira bedeli 17 bin lirayı aştı. Bu rakam, ev sahibi olmayanlar için ciddi bir yük anlamına geliyor.

Ancak asıl dikkat çeken Ordu. Burada kira fiyatları tam %47 gibi büyük bir sıçrama yaptı. Ortalama kira 18 bin liraya dayanırken, metrekare başına kira bedeli de oldukça yüksek. Rize’de de benzer bir artış var; kiralar %42’ye yakın zam gördü.

Bu veriler, Doğu Karadeniz’de konut piyasasının hareketlendiğini, talebin arttığını ve fiyatların kontrolsüz yükseldiğini gösteriyor. Kiraların bu denli yükselmesi, özellikle dar gelirli ailelerin ev bulmasını zorlaştırıyor, kiracıları zor durumda bırakıyor.

Özetle, Doğu Karadeniz’de kiralar adeta uçuşa geçmiş durumda. Eviniz yoksa, bu yükselişlerle başa çıkmak her geçen gün biraz daha güçleşiyor. Bölgede konut piyasasının daha dengeli ve erişilebilir hale gelmesi, yerel yönetimlerin ve sektör paydaşlarının öncelikli gündem maddesi olmalı. Çünkü herkesin temel hakkı olan barınma, bu hızla devam ederse, ne yazık ki sadece hayal olmaya devam edecek.

***

CÜNEYT ZORLU: YALNIZ KALDIK!

Kurban Bayramı’nın ikinci günüydü Ortahisar’da… Normalde bayramlarda duyulan sevinç, paylaşma isteği bu kez yerini derin bir hüzne bıraktı. Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyt Zorlu’nun sözleri tam da bu ruh halini yansıtıyordu: “Herkeste bir burukluk var. Bayram kutlayacak bir ruh halinde değiliz.”

Bu sözler boşuna söylenmedi. Sel felaketinin yaraları hâlâ taze. Yollar kapalı, evler zarar görmüş, insanlar mağdur. Ama daha da acısı, devletin pek çok biriminin sahada olmayışı. Zorlu’nun da dediği gibi, “Devletin birçok birimini yanımızda göremedik.” Ne yazık ki bu, bir bayramda bile dayanışmanın ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor.

Elbette herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor ama devletin sorumluluğu ağır. Yardım bekleyen, umudu kesmek üzere olan insanlar varken, o araçların, o ekiplerin orada olmaması kabul edilebilir değil. Belediyeler olarak biz üzerimize düşeni yapıyoruz, diyor Zorlu. Ama bu felakette, sadece birkaç belediye destek verdi. Bu da, işin ciddiyetini bir kez daha gösteriyor.

Bayram, sadece kutlama değil; aynı zamanda birlik ve beraberlik demek. Ama zor zamanlarda bir arada olamıyorsak, o bayramın anlamı eksik kalıyor. Ortahisar’daki bu buruk bayram, aslında bize çok şey anlatıyor: Sorumluluk paylaşılmadığında, destek yeterince gelmediğinde, insanlar yalnız kalıyor.

Önümüzdeki bayramlarda, sadece kutlamak değil; gerçekten yan yana durmayı da başarabilmek dileğiyle…