07.12.2025 KILÇIK

KIŞ KAPIDA, VİCDANIMIZ SINAVDA

Trabzon’un ayazı kendini göstermeye başladı. Sabahları yüzümüze çarpan o keskin soğuk, kışın habercisi… Biz evlerimize, sıcak çayımıza, kalın battaniyemize sığınırken bir grup sessiz can için aynı güvenli alan yok: Sokaktaki dostlarımız.

Kış, onlar için romantik bir mevsim değil; hayatta kalma mücadelesi.
Bir tas su, bir avuç mama, belki bir karton kutu… Bizim için küçük, onlar için yaşama tutunmanın adı.

Her kış aynı şeyi söylüyoruz ama belli ki tekrar etmekten zarar gelmiyor:
Kapınızın önüne bir tas mama koymak dünyayı değiştirmez ama bir canın dünyasını değiştirir.

Kediler ve köpekler soğukta yiyecek bulmakta zorlanıyor. Açlık, üşümek kadar tehlikeli. Kimi zaman saatlerce aynı noktada büzülerek enerji kaybetmemek için bekliyorlar. Biz farkında bile olmadan yanı başımızda bir sessiz hayat sönüyor.

Ve bir uyarı daha…
Arabamızı çalıştırmadan önce motor bölümüne bir kez olsun bakmak, bir canı kurtarabilir. Soğuktan korunmak için en sıcak köşeyi arayan minik kedilerin sıkça sığındığı yer orası. Marşa bastığımız an, bizim için sadece bir ses… onlar için ise felaket olabilir.

Bu şehir hepimizin; nefes alan her canlısıyla.
Kışın sertliği ancak vicdanlarımızın sıcaklığıyla hafifler.

Hadi bu kışı, küçük iyiliklerin kışı yapalım.
Bir tas mama, bir tutam merhamet…
Belki de sandığımızdan daha büyük bir değişimin başlangıcı olur.

***

KRİTİK NOKTADA SESSİZ KALAN GÖREV

Trabzon’da Ahmet Suat Özyazıcı Stadyumu’nun bulunduğu bölgede, özellikle maç günleri yaşanan trafik artık herkesin malumu. Havaalanı mevkiinden şehir merkezine doğru ilerleyen araçlar, daha ilk ışıklardan itibaren uzun kuyruklar oluşturmak zorunda kalıyor. Oysa bu noktada görev yapacak bir trafik polisinin, akışı büyük ölçüde rahatlatacağı gün gibi ortada.

Dün yine stadyumda bir karşılaşma vardı ve trafik adeta kilitlendi. Bir taraftan Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri yönünden Trabzon istikametine ilerleyen araçlar, diğer taraftan Havaalanı tarafından gelenler… Üstüne bir de Meydan istikametinden gelip stadyumun üzerindeki döner kavşaktan şehir merkezine yönelen araçlar eklenince, bölgedeki trafik tamamen felç oldu.

En dikkat çekici olan ise şu: Köprünün altında bir polis aracı bulunmasına rağmen, polislerin trafiği yönlendirmek yerine araç içinde beklemeyi tercih etmesiydi. O sırada sürücüler, yoğunluk altında dakikalarca kuyrukta kaldı. Oysa trafiğin temposuna göre yapılacak kısa süreli bir yönlendirme, belki de hiçbir sorun yaşanmasının önüne geçecekti.

Trabzon’da alternatif yollar yapılmış olmasına rağmen, sahil yolu hâlâ en yoğun kullanılan güzergâh. Normal şartlarda akış sağlıklı ilerlese de bazı saatlerde ve bazı organizasyonlar nedeniyle tıkanmalar kaçınılmaz hâle geliyor. İşte tam da bu noktalarda devreye girmesi gerekenler trafik polislerimiz.

Elbette onların yoğun çalıştıklarını, şehir trafiği için fedakârlık yaptıklarını biliyoruz. Ancak böyle kritik anlarda araç içinde beklemek yerine trafiği yönlendirmeleri, hem sürücülerin hem de şehrin rahatlaması açısından büyük önem taşıyor.

Biraz daha dikkat, biraz daha duyarlılık… Şehrin trafiği emin olun çok daha çekilir hâle gelecektir…

***

BU ZARARLARI KİM KARŞILACAK?

Trabzon’un son yıllardaki en büyük sorunlarından biri ne trafik, ne ulaşım, ne de altyapı… Asıl mesele, yıllardır yapılan hatalı yatırımların kimsenin üzerine kalmaması. Her yanlışın faturası hep aynı yere kesiliyor: Vatandaşa.

Reşadiye Viyadüğü de bu yanlışların en çarpıcı örneği. Yapıldığı dönem büyük cümlelerle anlatılan, “trafiği çözecek” denilerek savunulan bu viyadük, daha ilk günden itibaren tartışmaların odağındaydı. Çünkü ortaya çıkan tablo, masa başında çizilmiş ama sahada hiçbir karşılığı olmayan bir projeden ibaretti.

Üstelik o dönem Trabzon’un dillerden düşmeyen bir iddiası vardı: Bölgedeki bir benzin istasyonu sahibiyle yaşanan tartışma yüzünden güzergâhın değiştirildiği ve viyadüğün bu nedenle oraya yapıldığı… Bu iddiayı kimse açıkça doğrulamadı ama “hayır, böyle bir şey yok” diyen de çıkmadı. Böylesine büyük bir projenin bile kişisel çekişmelerin gölgesinde kalması bile başlı başına bir skandaldı.

Peki sonuç?
Hiçbir trafik sorununu çözmedi.
Tam tersine, yetmiş yıllık mahalle dokusunu bozdu, doğayı tahrip etti, Haluk Ulusoy Tesisleri’nin bir kısmını yok etti, Hızırbey Mahallesi’nin siluetini gölgeledi. Yani Trabzon’un en değerli bölgelerinden birinin tam ortasına “işlevsiz bir beton yığını” dikildi.

Ve bugün geldiğimiz noktada, o viyadük kaldırılıyor. Yani milyarlarca lira harcanarak yapılan yapı, şimdi de milyonlarca lirayla yıkılacak. Bir yanlışın bedelini iki kez ödeyeceğiz. Kim? Elbette yine vatandaş.

Aynı senaryoyu Çimenli bölgesinde de gördük. Daha yeni dikilen viyadük ayaklarının ölçüm hatası yüzünden söküldüğünü hatırlayın. Aynı savrukluk, aynı hesapsızlık, aynı israf.
Sormak lazım: Bu ülkenin parasını yönetenlerin hiç mi sorumluluğu yok?

Bugün bu şehirde herkesin kafasındaki tek soru şu:
“Bu zararın hesabını kim verecek?”
Yanlış karar verenler, projeyi denetlemeyenler, mühendislik hatalarını görmezden gelenler neyle karşılaştı?
Cevap ortada: Hiçbir şeyle.

Ama milyonlarca liralık zarar halkın cebinden çıkmaya devam ediyor.
Her hatanın bedeli vatandaşa yazılıyorsa, bu işte bir yanlışlık var demektir.

Trabzon’un artık yeni projelere değil, yapılan işlerin hesabını veren bir yönetime ihtiyacı var. Reşadiye Viyadüğü’nün yıkılması çözüm değil; ancak “bu yanlış nasıl yapıldı, kimler bu kararı verdi ve milyarlarca liralık zarar nasıl tahsil edilecek?” sorularının cevabı bulunduğunda bir anlam taşır.

Bu şehir uzun zamandır sorumsuzluğun bedelini ödüyor. Artık birinin çıkıp “yeter” demesinin zamanı geldi.

***

PAZARKAPI’YI GÜZELLEŞTİRELİM!

Trabzon’un kalbinin attığı yerlerden biri Pazarkapı Mahallesi, halk arasında hâlâ “Moloz” diye bilinir. Burada hayat hiç durmaz. Kadınlar Hali’nin telaşı, fındık ihracatçılarının yoğunluğu… Her köşe başında bir hareket, her adımda bir canlılık hissedersiniz. Burası Trabzon’un ticaret damarlarından biridir.

Ama ne yazık ki, bu canlılığın yanında bir karmaşa da var. Boyasız binalar, düzensiz tezgâhlar, gelişigüzel dizilmiş ürünler… Mağaza önleri adeta birer kaos alanı hâline gelmiş. Bu kadar hareketli bir mahalleye yakışmayan bir düzensizlik söz konusu. Çevrede yaşayanlar sürekli bundan şikâyetçi.

Peki çözüm ne? Sadece belediyeden beklemek yetmez. Esnafın bir araya gelip dayanışma göstermesi, binalarını tek tip boyaması, çevre düzenlemesine önem vermesi şart. Belediyelerle el ele verildiğinde, Pazarkapı Mahallesi’ni sadece düzenli değil, aynı zamanda göz alıcı hâle getirmek mümkün.

Binalarda Trabzon’u simgeleyen minyatür motifler olabilir, tezgâhlar ve sokaklar temiz ve düzenli tutulabilir. Kadınların Hali’nin canlılığıyla birleşince, burası Trabzon’un kalbinin en güzel ritmini attığı bir noktaya dönüşebilir.

Karmaşanın içinde saklı bir güzellik var. Tek gereken, dayanışma ve birlikte hareket etme cesareti. Pazarkapı Mahallesi (Moloz), Trabzon’un en canlı ticaret merkezlerinden biri; el birliğiyle burayı kentin en göz alıcı noktalarından biri hâline getirmek mümkün.

Burası sadece bir mahalle değil; Trabzon’un ruhu burada hayat buluyor. Yeter ki bizler ellerimizi taşın altına koyabilelim.