07.07.2026 KILÇIK

SAHİL İŞGALCİLERİNE KİM “DUR” DİYECEK?

Yaz mevsimi tüm güzelliğiyle sürüyor. Fırsat bulan vatandaşlar da serinlemek için denizin yolunu tutuyor. Ne var ki, belediyelerin işlettiği ya da yasal olarak kiralanmış plajların dışında, sahilleri adeta işgal eden korsan işletmeler kamuoyunda büyük tepki topluyor.

Kamuya ait kıyı alanlarına izinsiz şekilde şezlong ve şemsiye yerleştiren, büfe kuran bazı kişiler; denize gelen vatandaşlardan kendi belirledikleri tarifelere göre ücret talep ediyor. Üstelik mesele yalnızca bununla da sınırlı kalmıyor.

Vatandaş, şezlong, şemsiye ya da yiyecek-içecek hizmeti aldıysa bile, sunulan bu hizmetin yasal zemini son derece tartışmalıdır. Çünkü ortada, vergi kaybına neden olan kayıt dışı bir ticaret ve açıkça görülen haksız bir kazanç vardır.

Daha vahimi ise şudur: Hiçbir hizmet almayan vatandaşlardan dahi, yalnızca denize girmek istedikleri için para istenmektedir. Kabul edilebilir değildir bu durum.

Oysa kıyılar; Anayasa ve ilgili mevzuat gereği, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık kamusal alanlardır. Hal böyleyken, bazı kişilerin kendilerini bu alanların sahibi gibi görmesi nasıl açıklanabilir?

Bu cesareti nereden alıyorlar? Denetim eksikliğinden mi? Yetkililerin ilgisizliğinden mi? Yoksa kendilerini koruyup kollayan birilerinin varlığından mı?

Trabzon’un birçok ilçesinde benzer uygulamaların sürdüğü, vatandaşların şikâyetlerine rağmen gerekli müdahalelerin yapılmadığı konuşuluyor. Bu tablonun en somut örneklerinden biri olarak ise Arsin sahili gösteriliyor.

Vatandaşlardan gelen yoğun şikâyetler doğrultusunda; başta Arsin olmak üzere tüm sahil ilçelerinin kaymakamlarını ve belediye başkanlarını göreve davet ediyoruz. Kıyılardaki bu hukuksuz uygulamaları yerinde incelemeye, gerekli denetimleri yapmaya ve kamuya ait sahilleri yeniden vatandaşın özgür kullanımına açmaya çağırıyoruz.

Çünkü sahiller, bir avuç fırsatçının değil; milletindir.

***

TRABZON’DA YAZ GELDİ, TRAFİK ÇİLESİ BAŞLADI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Trabzon’da trafik yoğunluğu yeniden arttı. Sabah saatlerinde başlayan sıkışıklık, gün içinde devam ederken özellikle akşam saatlerinde şehir merkezinde trafik zaman zaman durma noktasına geliyor. Mesai bitiminde vatandaşların aynı anda yola çıkması, yoğunluğu daha da artırıyor.

Özellikle Meydan, Moloz, Kalkınma, Değirmendere, Tanjant yolu ve eski Erzurum yolu üzerinde trafik sıkışıklığı sık sık yaşanıyor. Şehir merkezinde araç sayısının artması, mevcut yolların yükünü daha da ağırlaştırıyor.

Trafiği artıran en önemli nedenlerden biri de vatandaşların şehir merkezine özel araçlarıyla gelmesi. Özellikle Meydan çevresindeki otoparkların yetersiz kalması, sürücülerin araçlarını sokak aralarına ya da yol kenarlarına bırakmasına neden oluyor. Bu durum da trafik akışını olumsuz etkiliyor.

Trabzon’da trafik sorununun hafiflemesi için vatandaşların mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarını tercih etmesi gerekiyor. Bunun yanında, tır ve ağır tonajlı araçların şehir merkezine giriş saatleri de yeniden düzenlenmeli. Aksi halde özellikle yaz aylarında yaşanan yoğunluğun önüne geçmek kolay görünmüyor.

Trabzon’da trafik sorunu her yaz yeniden gündeme geliyor. Alınan önlemlere rağmen kalıcı bir çözüm üretilebilmiş değil. Şimdi merak edilen ise şu: Geçtiğimiz yaz yaşanan trafik çilesi bu yıl da tekrar edecek mi?

***

KADINLAR HALİ’NDE GÜVEN KAYBI!

Trabzon’da uzun yıllardır hizmet veren ve yöresel ürünlerin satıldığı Kadınlar Hali, vatandaşların sık tercih ettiği yerlerden biri. Burada satış yapan birçok kişi emeğiyle geçimini sağlamaya çalışıyor. Vatandaş da çoğu zaman bu üreticilere destek olmak için alışveriş yapıyor.

Ancak son dönemde satılan bazı ürünlerle ilgili şikâyetler artıyor. İyi niyetle alınan tereyağı, peynir, yoğurt, süt ve yumurtaların bir kısmının bozuk çıktığı belirtiliyor. Eve gidildiğinde acımış tereyağı, kokmuş peynir, kesilmiş yoğurt ya da bayat yumurtayla karşılaşan vatandaşlar hem maddi kayıp yaşıyor hem de güven kaybediyor.

Elbette işini düzgün yapan, gerçekten doğal ve kaliteli ürün satan üreticiler de var. Ancak birkaç kişinin yaptığı yanlış, tüm pazara zarar veriyor. Bu durum hem vatandaşın Kadınlar Hali’ne olan güvenini sarsıyor hem de dürüst satış yapan üreticileri zor durumda bırakıyor.

Bu nedenle burada satılan ürünlerin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Özellikle süt ürünleri ve yumurta gibi çabuk bozulan gıdaların düzenli olarak kontrol edilmesi şart. Ekonomik şartların bu kadar ağır olduğu bir dönemde, vatandaşın aldığı ürünün bozuk çıkması kabul edilemez.

Kadınlar Hali’ndeki sorun, birkaç satıcının dikkatsizliğinden ibaret görülmemeli. Bu mesele, hem halk sağlığını hem de vatandaşın güvenini ilgilendiriyor. Gerekli denetimler yapılırsa hem mağduriyet önlenir hem de gerçekten emek veren üreticilerin hakkı korunmuş olur.

***

ORMANLARDA KAÇAK KESİME FOTO KAPAN TAKİBİ

Yaz aylarında özellikle kırsal bölgelerde ağaç kesimi artıyor. Vatandaşların kışın kullanacakları odunu yazdan hazırlaması doğal bir durum. Ancak sorun, izinli kesimin dışına çıkılmasıyla başlıyor.

Orman Genel Müdürlüğü, kesilebilecek ağaçları belirliyor ve bu ağaçlar numaralandırılarak vatandaşa bildiriliyor. Buna rağmen bazı kişiler, izin verilen alanların dışına çıkarak ormanlarda gelişigüzel ağaç kesimi yapabiliyor.

Bu kaçak kesimlerin önüne geçmek için Orman Genel Müdürlüğü, 2005 yılında yapay zekâ destekli foto kapan ve dron sistemini devreye aldı. Ormanlık alanlar 7 gün 24 saat izlenirken, kaçak kesim yapan kişiler anında tespit edilerek haklarında yasal işlem başlatılıyor.

Eskiden kamyonlara yüklenen odunlar çoğu zaman fark edilmeden taşınabiliyordu. Ancak bugün foto kapan ve dron desteği sayesinde bu tür kaçak kesimlerin takibi daha sıkı yapılıyor. Trabzon, Gümüşhane ve Rize’de de yaygın olarak kullanılan bu sistemle çok sayıda kişi hakkında işlem başlatıldı.

Kısacası, yakacak ihtiyacı için yapılan izinli kesim başka, doğaya zarar veren kaçak kesim başka. Ormanların korunması için denetimlerin sürmesi ve kurallara uymayanlara gerekli yaptırımların uygulanması gerekiyor.