07.06.2025 KILÇIK
BU BAYRAM DA AYNI MANZARA
Her Kurban Bayramı’nda aynı sahneler, aynı kokular, aynı manzara… İnanın artık ezberledik. Belediyeler kesim alanlarını belirliyor, ilanlar yapılıyor, uyarılar peş peşe geliyor ama nafile… Bazı vatandaşlarımız sanki bu dünyada tek başına yaşıyor gibi davranıyor.
Kurban kesmek bir ibadet, evet. Fakat ibadet sadece kurbanın boğazına bıçağı dayamakla tamam olmuyor. Kurban, paylaşmak, temizliğe dikkat etmek, çevreye ve komşuya saygı duymakla anlam kazanıyor. Ama ne yazık ki bazıları, kurban keserken geride utandıracak görüntüler bırakıyor.
Bu bayramda yine sokak aralarında, park köşelerinde, hatta kimi zaman apartman önlerinde bile kesim yapıldığına şahit olduk. Bir de bu iş bitince atıkları çöp konteynerine boca edenler var. O sızan kan, o etrafa yayılan koku, o görüntü... Kimsenin içi sızlamıyor mu?
Kimi vatandaş, hayvanın midesini, bağırsağını almış atmış kaldırıma. Ne gömen var, ne poşetleyen. “Nasıl olsa biri toplar” diyerek geçip gidiyor. Peki bu kimin işi? Bu temizlik görevlisinin, bu belediyenin mi görevi? Temizlik yapmak elbette belediyenin işi ama bu pisliği bilerek ve isteyerek ortaya çıkaran kim?
İbadetin içine saygısızlık karışınca, işin tadı tuzu kalmıyor. Dini görevimizi yerine getireceğiz diye çevreyi batırmak, başka insanların sağlığını tehlikeye atmak bize yakışmıyor. Hele hele kurbanı kesip de gerisini Allah’a havale eden anlayış... Bu ne dinle, ne insanlıkla bağdaşır.
Tabii ki işini hakkıyla yapan insanlar da var. Usulüne uygun kesim alanına giden, hijyene dikkat eden, atıkları düzgün şekilde bertaraf eden vatandaşlarımız da çok. Onlara tek lafımız yok. Hatta onlardan Allah razı olsun.
Ama mesele şu: Birlik, beraberlik, temizlik ve saygı… Kurban Bayramı’nın ruhu tam da burada saklı. O yüzden gelin, seneye aynı manzaraları tekrar yaşamayalım. Hem ibadetimizi edelim hem etrafı kirletmeden, kul hakkına girmeden, gönül rahatlığıyla bu bayramı kutlayalım.
Çünkü unutmayın; kurban etiyle doyan karınlar bir gün unutulur ama kırılan gönüller, yayılan pis kokular kolay kolay akıllardan çıkmaz.
***
BEDAVA YOLCULUK, BOL ZİYARET!
Trabzon’da bayram başka güzel yaşanır. Hele ki herkesin yüzünde biraz tebessüm, yüreğinde az da olsa ferahlık varsa... İşte bu bayram öyleydi. Çünkü Trabzon Büyükşehir Belediyesi her bayram olduğu gibi, bu bayramda da toplu taşıma araçlarını ücretsiz yaptı.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Yıllardır yapıyor zaten, yeni bir şey değil.” Evet, doğru. Ama şu günlerde bir farkla: Ekonomik şartlar artık eskisi gibi değil. Önceden insanlar belki bu uygulamayı memnuniyetle karşılıyordu ama çok da ihtiyaç duymazdı. Şimdi ise herkesin cebinde hesap makinesi var gibi… Bir liranın bile hesabı yapılıyor.
4 kişilik bir aile düşünün… Bayramda birkaç ilçedeki akrabalarını ziyaret etmek istese, normalde ulaşım için 1000-1500 lira arasında para harcaması gerek. Bu da birçok aile için ciddi bir yük. Ama belediyenin bu uygulaması sayesinde o para çocukların eline bayram harçlığı olarak geçti, pazara gidildi, mutfağa katkı yapıldı.
Bir vatandaş şöyle dedi otobüste: “Allah razı olsun, bu bayram eşimle birlikte üç yere gittik geldik, kuruş harcamadık. Yüzümüz güldü, torunlar sevindi.” İşte bu söz her şeyi anlatıyor aslında.
Otobüslerdeki klimalar çalışıyordu, şoförler güler yüzlüydü, kimse kimseye bağırmadı, azarlamadı. Herkes bayrama yakışır bir olgunluk içindeydi. Küçücük bir dokunuş gibi görünse de, vatandaşın sırtından bir yükün alındığı çok belli.
Büyükşehir Belediyesi’ne bu konuda bir teşekkür borcumuz var. Çünkü bu iş sadece bedava ulaşım değil, aynı zamanda bir sosyal dayanışma örneği. İnsanların bayramda sevdiklerine kavuşması, cebinin yanmaması, moral bulması… Bunlar az şeyler değil.
***
FIRTINA’DA ŞENOL GÜNEŞ BİLMECESİ
Trabzonspor camiasında son günlerde en çok konuşulan mesele, Şenol Güneş’in durumu oldu. Bordo-mavili renklere hem saha içinde hem kenarda uzun yıllar emek vermiş, adını kulübün tarihine altın harflerle yazdırmış bir isimden söz ediyoruz. Şimdi ise yolların ayrılacağı konuşuluyor. Herkesin aklında aynı soru: “Gerçekten gidiyor mu?”
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Hami Mandıralı’nın cenazesinde, Şenol Hoca'nın kulüp aracıyla gelmesi kafaları karıştırdı. Demek ki hâlâ ipler tam kopmamış. Orada yaptığı kısa ama anlamlı konuşmada, “Kişiler gelip geçici, esas olan Trabzonsporluluktur” dedi ya... İşte orada boğazlar bir düğümlendi. Belli ki ayrılığı hazmetmeye çalışıyor. Yüreği hâlâ kulüpte, belli. Ama bir yandan da bu cümle, bir tür vedanın habercisi gibi geldi bana.
Bayramdan sonra kulüp aracını teslim edeceği konuşuluyor. Bu, işin artık resmiyete dökülmeye başladığını gösteriyor. Yani yavaş yavaş ayrılığın rüzgârı esiyor Trabzon sokaklarında. Kim bilir, belki de bu, sadece bir ara. Belki yollar bir gün yeniden kesişir. Zira Şenol Güneş’in bu kulüple gönül bağı başka türlü. Para, makam, mevki değil onun Trabzon’la olan meselesi; bu bir aidiyet meselesi.
Bazı söylentilere göre, eğer başka bir takımla anlaşmazsa kulüpteki bazı projelere gönüllü destek vermeyi düşünüyor. İşte bu da Şenol Hoca’ya yakışan bir hareket olur. Görev unvanı olmasa da bilgisiyle, tecrübesiyle katkı sunmak istemesi, onun bu camiayı gerçekten sevdiğinin kanıtı.
Öte yandan, yurtdışından da teklifler alıyor. İran, Katar, Güney Kore… Hele ki Kore, ona hiç yabancı değil. Daha önce orada milli takımın başında görev yaptı, iz bıraktı. Yine olabilir, niye olmasın? Hâlâ teknik direktörlüğe dönmeye sıcak baktığı söyleniyor. Bu yaşta hâlâ mücadele azmi, hâlâ heyecanı varsa, kimsenin ona “dur” demeye hakkı yok.
Şenol Güneş, Türk futbolunun yaşayan efsanelerinden. Onun adı, sadece başarılarla değil, duruşuyla da hatırlanıyor. Trabzon’dan gidişi, bir vedadan çok; sanki kısa bir mola gibi. Ne kadar uzaklaşsa da bu şehirden, bu kulüpten asla kopmaz. Çünkü bazı bağlar zamanla zayıflamaz, aksine kök salar.
***
M. REŞİT AKÇAY’A TEKLİF YAĞIYOR!
Futbol camiasının tanıdığı, sevdiği hoca Mustafa Reşit Akçay şu günlerde bayağı popüler. Hani derler ya “herkesin gözü onda” diye, tam da öyle bir durum var ortada. Türkiye’nin dört bir yanından, özellikle 1. ve 2. Lig kulüplerinden teklif yağıyor Akçay’ın üstüne. Ne yalan söyleyeyim, böyle ilgi görünce insan ister istemez heyecanlanıyor.
Gelen tekliflerin özellikle İç Anadolu ve Marmara bölgelerinden olduğu söyleniyor. Yani, hoca için şehir seçimi kadar bölge de önemli bu süreçte. İç Anadolu’nun sert havası mı, yoksa Marmara’nın deniz kokusu mu daha cazip, o kısmı biraz belirsiz. Ama duyduğuma göre, Akçay biraz daha Marmara’nın cazibesine kapılmış gibi. Hani şehri, atmosferi, belki de futbolun ritmi orada biraz daha ona sıcak gelmiş olabilir.
Tabii, iş sadece teklif almakla bitmiyor. Her teklifin bir artısı, bir de yükü var. Akçay gibi deneyimli bir hoca kolay karar vermez. Her şeyi tartar, masaya yatırır. “Nerede daha iyi olurum?”, “Nerede işler yolunda gider?” der. Çünkü iş sadece sahaya çıkmak, taktik yapmak değil; kulübün altyapısından tut, yönetimine, taraftarına kadar her şeye hâkim olmak gerek. Akçay, bunları iyi bilir.
Önümüzdeki günlerde resmi görüşmeler başlayacakmış. Bakalım nasıl sonuçlanacak bu macera? Belki Marmara’nın serin rüzgarlarıyla yeni bir serüven başlar. Belki de farklı bir rota çizilir. Ama ne olursa olsun, futbolun bu güzel adamının yolu açık olsun.
Sonuçta futbolda her şey olur; bir teklif gelir, biri gider. Ama insanın sevdiği, saydığı bir hocanın geleceği hakkında konuşmak ayrı bir keyif. Bu arada, biz taraftarlar olarak sabırla bekleyelim, gelişmeleri yakından takip edelim.
Kim bilir, belki de önümüzdeki sezonun en güzel hikayesi burada yazılır…