07.04.2025 KILÇIK
AHMET KAYA İSYAN ETTİ!
Ankara’da gerçekleşen İller Bankası Olağan Genel Kurulu’nda mikrofonu eline alan Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, adeta içini döktü. Ancak bu bir serzeniş değil, başlı başına bir isyandı. Görevde henüz bir yılı geride bırakmışken, muhalefet belediyelerine uygulanan ayrımcılığı yüksek sesle dile getirdi: “Trabzon’da büyükşehir ve iktidar belediyelerine sunulan kolaylıklar, Ortahisar’a gelince yok sayılıyor.”
Kaya'nın bu çıkışı sıradan bir konuşma değil; Trabzonluları, özellikle de Ortahisarlıları yakından ilgilendiren bir adalet çağrısıydı. En çarpıcı örnek? İller Bankası’ndan iktidar belediyeleri %25-26 faiz oranlarıyla kredi alırken, Ortahisar Belediyesi aynı krediye %45-46 faizle ulaşabiliyor. Aradaki bu uçurumun bedelini ise, ne yazık ki, halk ödüyor.
Bu durum sadece finansal bir haksızlık değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin boğazını sıkmak anlamına geliyor. Ahmet Kaya’nın Ankara'daki çıkışı, sessiz sedasız yürütülen bir eşitsizliğin ifşasıydı. Herkesin merak etmesi gereken soru şu: Aynı ülkenin belediyeleri arasında bu kadar büyük bir fark neden var?
Ahmet Kaya mücadele ediyor, hem de sadece belediye hizmetleri için değil; adalet, eşitlik ve halkın hakkı için. Bu, siyasi bir mesele değil; vatandaşın cebiyle, kentin geleceğiyle doğrudan ilgili bir konu. Ve artık görmezden gelinemez.
***
DOĞALGAZ FATURALARINA TEPKİ BÜYÜYOR!
Türkiye'de ne yazık ki her zaman siyasi gündemin tozu dumanı arasında, vatandaşın sırtına binen ağır yükler göz ardı ediliyor. Gündemler değişiyor, ekranlarda sürekli başka konular tartışılıyor ama vatandaşın cebinden eksilen para, ödenemeyen faturalar ve hayat pahalılığı hiç değişmiyor. İşte bunun en net ve can yakıcı örneklerinden biri doğalgaz faturaları. Özellikle Aksa Doğalgaz başta olmak üzere birçok dağıtım şirketi, kafasına göre tüketim miktarı ekleyip vatandaşa adeta hayal ürünü faturalar gönderiyor.
8 metreküp, 10 metreküp derken, hiç yakılmamış doğalgazın bedelini ödeyen vatandaş artık bu oyundan bıkmış durumda. Kış aylarında kombisini neredeyse hiç açamayan, battaniyeye sarılarak ısınmaya çalışan insanlar, gelen faturalara inanmakta zorlanıyor. Üstelik bu keyfi uygulamaların ne bir denetleyicisi var ne de bir hesap soranı.
Enerji Bakanlığı sessiz, devlet denetim mekanizmaları ise ya uyuyor ya da bakar kör. Faturaların içinde neyin ne kadar yandığı belli değil, sayaçlar ne ölçüyor, şirketler ne yazıyor kimse bilmiyor. Vatandaş "deniz yemeyen keriz" gibi görüldüğü için, bu sistemin içinde her ay sessizce soyuluyor.
Artık birilerinin bu vurdumduymazlığa dur demesi gerekiyor. Elektrik, su, doğalgaz gibi temel ihtiyaçlar lüks değil, yaşam hakkıdır. Ama bu sistemde sanki yaşamaya bile ceza kesiliyor. Madem devlet var, madem kurumlar halk için var, o zaman neden bu faturalarla kimse ilgilenmiyor?
Sesimizi yükseltmezsek, bu yük daha da artacak. Bugün 8 metreküp fazladan yazan, yarın 20 yazacak. Sessizlik bu düzenin en büyük ortağıdır. Biz sustukça faturalar konuşmaya, ceplerimizi boşaltmaya devam edecek.
***
FATİH TEKKE VE TRABZONSPOR
Dün akşam Trabzonspor’un Fenerbahçe mağlubiyetinden sonra özellikle sosyal medyada atı alan Üsküdar’ı geçmeye çalışıyor. Unutmamak gerekir ki bu takım bizim takımımız. Önce Şenol Güneş, sonra Fatih Tekke takıma sahip çıktı. Şimdi hem Şenol Hoca hem Fatih Hoca, yönetimle el ele vermiş bir yapılanma yapmaya gayret ediyorlar. Bu çabanın meyve vermesi için sistemli, planlı ve uzun vadeli düşünmek zorundayız. Çünkü başarı rastlantı değil, istikrarlı bir emeğin sonucudur. Trabzonspor’un yeniden güçlü günlerine dönebilmesi için günübirlik kararlar değil, sabır ve akıl dolu bir süreç gerekiyor.
Fatih Tekke takımı devraldığında elindeki malzemeyi yeniden şekillendirmek, kendi oyun anlayışını sahaya yansıtmak gibi ciddi sorumluluklarla karşı karşıya kaldı. Bu süreç kolay değil. Zaman istiyor, destek istiyor. Zamana ihtiyaç olduğunu hepimiz bilmemize rağmen, eleştiri kanallarımızı sonuna kadar açarak sizce haksızlık etmiyor muyuz? Henüz bir sistem oturtulmadan yapılan yıkıcı yorumlar, sadece bu sürece zarar verir. Hep birlikte kenetlenirsek, sabreder ve süreci sağduyu ile izlersek, bu takım yine ayağa kalkacaktır. Çünkü biz, zorluklardan doğan bir şehrin çocuklarıyız.
Unutmamalıyız ki her yeni başlangıç, beraberinde sancılar da getirir. Fatih Tekke, futbolculuk kariyerinde bu şehrin ruhunu en iyi yansıtan isimlerden biri oldu. Şimdi de aynı aidiyet duygusuyla teknik direktörlük görevini üstlenmiş durumda. Ancak sahada sonuç almak, sadece teknik direktörün çabasıyla değil; kulübün tüm dinamiklerinin aynı hedefe odaklanmasıyla mümkün olabilir. Taraftarın, medyanın, yönetimin ve camianın desteği olmadan hiçbir sistem kalıcı olamaz. Bugün eleştirdiğimiz noktalarda, yarın alkış tuttuğumuzu görmek istiyorsak; inşa sürecine katkı sunmalı, sabırsızlıkla değil bilinçle hareket etmeliyiz. Çünkü başarı, sabırla örülmüş bir yolculuğun adıdır.
***
ACI SİYASETE BULAŞMAMALIYDI!
Volkan Konak’ın ani vefatı, sadece sanat dünyasında değil, özellikle memleketi Trabzon’da büyük bir yankı uyandırdı. Ancak bu derin acının gölgesinde, Trabzon’daki siyasi aktörlerin sergilediği tutumlar kamuoyunda ciddi tepkilere neden oldu. Özellikle AK Partili siyasetçilerin bu süreçte gösterdiği duyarsızlık, sadece etik değil, siyasi açıdan da sorgulanır hale geldi.
Sanatçı Volkan Konak, yalnızca güçlü sesiyle değil, kültürel ve toplumsal meselelerdeki duruşuyla da Karadeniz’in sesi olmuş bir isimdi. Maçka’nın bir evladı, Türkiye'nin dört bir yanında milyonların gönlünde yer etmiş bir değerdi. Böylesine kıymetli bir ismin vefatında, başta Trabzon’daki AK Partili milletvekilleri ve belediye başkanları olmak üzere siyasi temsilcilerin derin bir sessizliğe bürünmesi büyük bir kırgınlığa neden oldu.
Özellikle Maçka İlçe Başkanı Koray Koçhan, bu süreçte en fazla eleştiri alan isimlerden biri haline geldi. İlçesine yıllarca gönül vermiş bir sanatçının ardından gerekli duyarlılığı göstermemesi, Maçkalıların gözünde ciddi bir güven kaybına yol açtı. On binlerce insanın akın ettiği Maçka’da, Volkan Konak gibi bir değer için yerel yönetimin sahiplenici bir tavır sergileyememesi, siyasetin insan odaklı yüzünün kaybolduğunu düşündürdü.
Bu sadece bireysel bir tutum değil, zincirleme bir ilgisizlik örneğidir. Trabzon'daki AK Partili milletvekillerinden büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarına kadar pek çok isim bu süreçte sınıfta kaldı. Sosyal medyada yapılan yetersiz ve geç açıklamalar, kamuoyunda samimiyetsiz bulundu. Oysa böyle bir kayıp, bir araya gelme, ortak değerler etrafında kenetlenme fırsatıydı.
Unutulmamalı ki siyasetin en temel sorumluluğu, halkın duygularını anlamak ve onların değerlerine sahip çıkmaktır. Bu değerlerden biri kaybedildiğinde, ona gösterilecek vefa da toplumun aynası olur. Bu sınavda gösterilen ilgisizlik, sadece bireysel kırgınlıklar değil, aynı zamanda gelecekteki siyasi tercihleri de etkileyecek toplumsal bir kırılmaya zemin hazırlamıştır.
Volkan Konak, sadece bir sanatçı değil; aynı zamanda Maçka’nın ve Karadeniz’in kültürel belleği, sesi ve nefesiydi. Onu unutturacak hiçbir şey yok. Ama bu süreçte unutulmayacak başka bir şey daha var: Sessiz kalanların yarattığı büyük hayal kırıklığı.