06.09.2025 KILÇIK

BÜYÜKŞEHİR’DEN VATANDAŞIN TENCERESİNE DESTEK

TRAMAR açıldığı günden bu yana,
Ortahisar’da çarşı pazar gezerken etiketlere bakmaktan yorulan vatandaş için adeta bir “nefes alma noktası” olmuş gibi.
En azından veriler bunu gösteriyor.

Resmî rakamlara göre;
Büyükşehir Belediyesi’nin bu adımı, zam yağmurunun altında ezilen mutfak bütçesine ilaç gibi geldi.

Öyle ki;
açıldığı günden bu yana 216 binin üzerinde vatandaş TRAMAR’a uğramış.
Raflarda 150 ton kıyma, 60 ton kuşbaşı satılmış.
Bunlar az buz rakamlar değil.

Üstelik yalnızca et değil;
süt ürünlerinden bakliyata,
çaydan glütensiz ürüne kadar birçok kalem
piyasa fiyatlarının altında sunuluyor.

Kıyma bugün 485 TL, kuşbaşı 510 TL.
Dışarıda ise bu fiyatları rüyada görseniz bile uyanmak istemezsiniz.

Elbette mesele sadece fiyat değil.
Gıda gibi hassas bir konuda güven veren bir yapının oluşması da önemli.
Belediye yönetimi burada hem sosyal hem ekonomik bir boşluğu doldurmuş gibi görünüyor.

Ama ufak bir not düşmekte fayda var:
İlgi bu denli büyükken, ilerleyen süreçte TRAMAR’ın yaygınlaştırılması ve belki de mahalle mahalle şubelendirilmesi, projenin asıl gücünü ortaya çıkarabilir.

Velhasıl, bizce bu proje Trabzon’da sosyal belediyeciliğin doğru örneklerinden biri oldu.

***

TRABZON’DA KAVŞAK ÇİLESİNE NEŞTER

Trabzon’da öyle kavşaklar var ki, sadece araçları değil, sabırları da zorluyor.
Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri önündeki kavşak da tam öyleydi.

Aylar, hatta yıllardır sürücülerin dilinden düşmeyen o yoğunluk sonunda çözüme kavuştu gibi... Umarız.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in sosyal medyadan duyurduğu haber, şehrin batı aksında direksiyon sallayan herkesin kulağına ilaç gibi gitti.
Zira bu bölge uzun süredir sabah ve akşam saatlerinde resmen kilitleniyordu.

Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları eliyle yapılan iyileştirme çalışması, Başkan Genç’in de Ankara nezdinde takipte olduğunun işareti.

Peki, geç mi oldu?
Evet.
Ama yerinde bir hamle mi?
Bizce kesinlikle öyle.

Umarız, geçici değil, kalıcı bir çözüm olur.

***

UĞURCAN’DAN GELEN KAYNAK NEREYE GİDECEK?

Trabzonspor camiası, Uğurcan Çakır’ın Galatasaray’a yüksek bir bedelle satılması sonrası ikiye bölündü.

Bir kesim taraftar, Trabzonspor’un doğru bir hamle yaptığını ve bu rakama Uğurcan’ın satılmasının önemli bir başarı olduğunu düşünüyor.

Diğer kesim ise Uğurcan’ın takım kaptanı olduğunu ve ezeli rakibe satılmasının büyük bir hata olduğunu vurguluyor.

Fakat her iki tarafın da ortak noktada buluştuğu tek konu var: “Uğurcan Çakır’ın satışından elde edilen gelirin heba edilmeden, kulübün gerçek ihtiyaçları için kullanılması gerektiği” fikri.

Trabzonspor’un kasasına giren bu parayla borçlarını azaltması ve bütçesine uygun, takıma doğrudan katkı verecek oyuncuları transfer etmesi bekleniyor.

Taraftar bu konuda haklı mı?

Haklı!

***

CHP’DE RÜZGÂRIN YÖNÜNÜ BEKLEYENLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nde kayyum tartışmaları alevlenirken,
Trabzon’daki bazı partililerin sessizliğe gömülmesi dikkat çekiyor.

Türkiye siyasetinde çoğu zaman sözden daha etkili olan şey,
sessizliğin kendisidir.
Hele ki bu sessizlik, içinde hesaplı bir bekleyiş barındırıyorsa…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başına kayyum olarak atanma ihtimali konuşuluyor.
Bu ihtimali yakından takip eden bazı CHP’liler ise ses çıkarmamayı tercih ediyor.

Ne Özgür Özel’e açıktan destek veriyorlar,
ne de Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyorlar.
Her iki senaryoya da uygun bir pozisyonu şimdiden hazırlıyorlar.

Bugün sessiz duran bu grubun yarın
“Biz zaten senin yanındaydık” diyeceğini görmek zor değil.

Özgür Özel koltuğunu korursa aynı söylem geçerli olacak.
Kılıçdaroğlu geri dönerse, bu kez ona sadakat mesajları verilecek.

CHP’nin Trabzon’daki bu kesimi aslında
Türkiye siyasetinde yaygın olan bir refleksi gösteriyor:
Rüzgârın yönünü beklemek.

Bu yaklaşım, bireysel çıkar açısından akıllıca görünebilir.
Ancak partiye, siyasete ve demokrasiye katkısı ne kadar tartışılır.

Bugün CHP kendi içinde bir muhasebe sürecinden geçiyor.
Ancak görünen o ki bazıları bu muhasebeyi
samimiyetle değil, konjonktüre göre yapıyor.

Ve siyasetin en tehlikeli suskunluğu da
tam olarak burada başlıyor.