04.10.2025 KILÇIK

MİNGUZZİ DAVASINDA SKANDALLAR BİTMİYOR

Mattia Ahmet Minguzzi’nin katledilişinin üzerinden 8 aydan fazla süre geçti. Bu süreçte hukuk, 5. celseyi gerçekleştirdi. Duruşma aralıklarının bu kadar kısa, ara kararların böylesine yoğun tutulmasına karşın bir türlü karara varılamıyor. Üstüne üstlük sürekli yeni tanık beyanları, ek deliller, sunulan garabet raporlar ve savunmalar ardı ardına geliyor.

Tüm Türkiye’yi ve özellikle Trabzonsporluları yüreğinden yaralayan bu cinayet olayında inanılmaz gelişmeler yaşanıyor. Gurbetçi Gençler Grubu yine duruşmadaydı. Bildiğiniz gibi, olaya karışan 5 zanlı yaşlarının küçük (15) olması sebebiyle “suça sürüklenen çocuk” olarak yargı karşısına çıkıyor.

Son duruşma dün görüldü. Yine inanılmaz şeyler oldu. Katil zanlısının arkadaşları, Ahmet’in annesine saldırmaya kalkıştı. Daha önce de yaşça ileri sayılabilecek bir meczup, aynı akım ve patolojik anlayışla Ahmet’in mezarına saldırmıştı.

Minguzzi davasında bir şeyler öylesine ters gidiyor ki; bırakın ders almayı, suçtan utanma erdemini bile gösteremeyen grup, mağdur taraf kendileriymişçesine azgınlığı ve aymazlığı hat safhaya çıkarmakta direniyor.

Bitmedi; bir de müdafileri, katil zanlısı çocuğun suç ehliyeti bulunmadığını öne süren bir rapor sundu. Elbette heyet bu raporu alıp doğrudan hüküm kuramaz; dikkate alsa bile, Adli Tıp’tan tam tarafsız ve yeterli bir rapor aldırılması gerekecek.

Şimdi de katil için “bir deli mi diyeceksiniz!..” Ama görülüyor ki aile ve yüzbinlerce destekçisi, bu organize kötülüğün her aşamasında yeni bir rezaletle karşı karşıya bırakılıyor.

21 Ekim’deki duruşma, karar duruşması olmalı. “Hem suçlu hem güçlü” algısı adalete daha fazla darbe vurmadan…

Artık tüm vicdanlar, “suça sürüklenen çocuk” algısının mutlak değişmesini ve bu davada da üst sınırdan mahkûmiyet kararı verilmesini bekliyor.

***

TRAFİKTE HANGİ KAMERA NEYİ İŞARET EDİYOR?

“Birilerine para gerektikçe her yerde, her şekilde ceza yazdırıyorlar...” Maalesef ülke genelinde de, Trabzon özelinde de trafiğe çıkan sürücülerin birçoğunda buna benzer bir algı çalışması var. Sadece itirazda bulunmakla kalmıyorlar, birbirinden ilginç cezaları aralarında da paylaşıyorlar ve videolar yayınlıyorlar. Bu videolardan on binlerce beğeni ve yorum alanları var.

En sonuncusunda, “Ticaret Sanayi Odası önünde aylar önce durmuştum, aracımı oraya ne zaman park ettiğimi bile unuttum. Aylar sonra bana ceza gelmiş, geri dönük görüntüleri izleyip ceza yazmışlar” diyen sürücü, herkesin kafasını karıştırdı.

Biz bunlara girmeyeceğiz. Fakat devlet organlarında ölçülülük, eşitlik, ciddiyet, dürüstlük ve adalet şart diyerek birkaç resmi tüyo vereceğiz:

Mobil ekipleri gördüğünüzde, onların gösterdiği kural ve işaretlere uymanız zorunludur.

Genel trafik kurallarına uymak ise hepimiz için ortak bir sorumluluktur.

Trafikte bir de kamera sistemi var. Bunların tamamı ceza yazmıyor; fakat her birinin farklı bir fonksiyonu var:

Alçakta bulunan büyük kutular aşırı hıza duyarlıdır.

Beyaz yuvarlak kameralar hatalı parkları, siyah yuvarlak 360 derecelik kameralar ise hatalı parkları bulur.

Ortası dik beyaz şeritli yuvarlak kameralar, suçluları ve suçlu araçları yakalar.

Yol üstündeki dikdörtgen küçük kutular ve hoparlör gibi duran tertibat, ortalama hız sistemidir.

LED ışıklar, kırmızı ışık ve ters yön denetlemesi yapar.

Bilgi bizi korur; bunların tamamı AB standardizasyonu sürecinde yollarımızda kullanılan sistem ve kameralardır.

***

EĞİTİMDE MASRAF VE DAYATMA ARTIYOR

Olmuyordu… Olmadı ve olmuyor… Her yıl müfredatı değiştiren Milli Eğitim, okullara hükmedemiyor. Dönem başlamadan yazdık. Dönem başladı; hatırlattık. Delil ve adres gösterdik, uyardık. Bekledik, geri dönüşler aldık, baktık. Olmuyor. Forma dayatması, eşofman-hırka, yardımcı kaynak, renk zorlaması… Masraf ve uğraşa dayanan ne kadar güçlük varsa velilerin karşısına çıkarılıyor. Bu işlerin bir noktadan sonra istismara, kötüye kullanmaya, kamu görevinin ihlaline, hatta suça dönüşeceğini anlamıyorlar mı?

Şimdi kışlık formalar konusunda baskılar başladı. Bir de yardımcı kaynak ısrarları var. Bunlar her ailenin bulabileceği, alabileceği şeyler mi? Bazı öğretmenlerin verdiği okuma kaynaklarını, proje materyalini 20 kırtasiye gezip bulamayan veliler var. Buldun diyelim; bir proje + bir kitap desen, ikisini bin liradan başlatıyorlar.

Veliler mi?… İnternetten sipariş versem, çocuk yetişemeyecek diye endişe ediyorlar. Gezsem, kitapçıda yok, alamıyoruz diyorlar. Ne yapsınlar; bu usul dışı işlerde öğrenci ve velileri zorlayanlar toplu dilekçe mi istiyorlar?

Son uyarı olarak:
“Müfettişlere sorduk, onların açıklamaları daha etkili olabilir diye özetliyoruz: ‘Bakanlığın gönderdiği Genelge’ye göre, devlet okullarında yardımcı kaynak kitapların (ek kaynak, yardımcı materyaller) zorunlu olarak aldırılması, sınıf içinde ders işleme amacıyla kullanılması ve ödev verilmesi kesinlikle yasaklandı. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte denetimler artırılırken, biz de okul ziyaretlerine başladık. Yerinde takip ediyoruz, gerektiğinde velilerle de görüşeceğiz. Bize her zaman şahsen ve yazılı başvurabilirler. Hatta kayıt altına alınmak şartıyla telefonla da ihbarda bulunabilirler.’”

Durum iyiye gitmiyor, yorum okurun.

***

AYASOFYA’YA UZANAN KITLIK
Reddeden bilim insanlarının tek dayanağı; bunlar sadece uçak dumanlarıdır, tehlikesi yoktur yönünde. Tezler hayati derecede korkunç olsa da, savunmanın savunması çok da tutarlı gelmiyor. Kısa bir araştırma yapacak olursanız, Karadeniz genelinde bu seneye kadar yetişmekte olan onlarca çeşit meyveden hiçbirine ulaşmanın kolay olmadığını görebiliyorsunuz. Bu da chemtrails saldırılarını, ata tohumu ısrarlarını ve doğal ilaçlama tutkularını öne çıkaran bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Şehrimize adını veren Trabzon Hurması bile bu sene çoğu bahçede olgunlaşmadan döküldü. Bir başka deyişle, dalında çürüdü. Kısmen verimli olan birkaçı da sahilde (Ayasofya önü) vatandaşlarca olgunlaşmadan toplanıyor. Sorduk kendilerine; onlar da “Nasılsa olmadan çürüyecek, ham olsa da bari biz yiyelim” diyerek poşetle topluyorlar.

Hangisi doğru ya da hangisi yanlış? Onu biz de tam olarak kestiremiyoruz; ama sürece bakarsanız, ortak organik endişe kesin.