04.09.2025 KILÇIK

YATIRIM ADASI GERÇEK OLACAK MI?

Trabzon’un yıllardır dilinde pelesenk olan Yatırım Adası, halk arasında “Yatırım Adası” diye anılıyor ama bir türlü yarına ulaşamıyor. 2014’te büyük bir heyecanla duyurulan proje hâlâ yatırım programına giremedi. 2025 programında yer almaması şehrin siyaset kulislerinde büyük hayal kırıklığı yarattı. Milletvekillerinin “11 yıldır bir çivi bile çakılmadı” serzenişleri Ankara koridorlarında yankılanıyor.

Kulislerde konuşulanlara göre sorun para değil, irade eksikliği. Rize’de benzer deniz dolgulu projeler devlet bütçesinden pay alırken Trabzon için “öncelik sırası” bir türlü gelmiyor. Kimileri şehrin güçlü bir lobi kuramadığını söylerken, kimileri de Ankara’nın projeyi sahiplenmediğini fısıldıyor.

Vali, Büyükşehir Belediyesi ve odalar son haftalarda bir araya geldi. Tahkimat işinin belediye eliyle başlatılması kararlaştırıldı. Ama kulislerde bu karar “asıl mali yükten kaçış” olarak yorumlanıyor. Devlet bütçesi yerine yerel imkânlarla işe başlanacak ama bu yol, projenin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.

Yatırımcılar arasında da mutabakat sağlanamadığı biliniyor. Tapu ve finansman meseleleri hâlâ Ankara’daki bakanlıkların masasında. “2026 programına alınabilir” söylentileri umut gibi servis edilse de şehirde asıl soru şu: “11 yıldır yapılamayan, bir yılda nasıl yapılacak?”

Trabzon’da Yatırım Adası artık bir simgeye dönüştü. Şehrin geleceğe dair umutlarını temsil ediyor ama her defasında “yarına” erteleniyor. Kulislerde konuşulan net: Eğer bu kez de ertelenirse Yatırım Adası bir proje değil, Trabzon’un kronik hayal kırıklığı olarak anılacak.

***

EKONOMİNİN AYAZI, KIŞTAN SERT

Trabzon’da kış kapıya dayandı. Dağların doruğunda beyazlık göründü mü bilirsiniz, şehir yavaş yavaş kışa hazırlanır. Ama bu yıl hazırlık her zamankinden daha zor. Çünkü ülkedeki ekonomik kriz, vatandaşın alım gücünü neredeyse sıfırladı.

Yöre halkı umudunu her yıl olduğu gibi çay ve fındığa bağlamıştı. Ne var ki üretici yine emeğinin karşılığını alamadı. Çay taban fiyatı maliyeti kurtarmadı, fındıkta tüccar kazandı; köylünün cebine düşen para ise bir ayı bile götürmedi. Yaz ayı kurak ve sıcak geçti, tarlalar susuz kaldı, bereket azaldı.

Şimdi önümüzde sert bir kış var. Doğalgazı olmayan evlerde odun-kömür telaşı başladı. Fiyatlar el yakıyor. Çocuğunu okula gönderenin defter–kitap masrafı, elektrik, su ve telefon faturaları, kira derken vatandaşın cüzdanı çoktan boşaldı. Emekliler maaşlarını daha almadan borçlarına sayıyor, asgari ücretli ise ayın ortasında kara kara düşünüyor.

Kısacası, Karadeniz’in yaylalarına ayaz vurmadan, ekonomik kriz çoktan vurdu. Soğuğa katlanılır belki, ama cebin soğuğu, tencerenin boşluğu insana daha ağır geliyor. Trabzonlu da, Rizeli de, Giresunlu da aynı soruyu soruyor: “Bu kışı nasıl atlatacağız?”

***

KİRA ZAMLARI VATANDAŞIN BELİNİ BÜKTÜ!

Kira fiyatları artık vatandaşın belini kırıyor! İki asgari ücretin girdiği bir evde, maaşın neredeyse biri doğrudan kiraya gidiyor. Geriye kalanla mı fatura ödensin, mutfak mı dolsun, çocuk mu okutulsun? İnsanlar kredi kartlarını sonuna kadar zorluyor, ek hesapları patlatıyor. Bankaların faiz ve haciz kıskacı altında yaşam adeta çekilmez hale geldi.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarıyla birlikte kira zam oranı da belli oldu. Ağustos ayında ev ve iş yerleri için kira artış oranı %39,62 olarak hesaplandı. Yani zaten nefes almakta zorlanan kiracıya bir de %40’a yakın zam yükleniyor. Temmuz’da %41,13’tü, sözüm ona biraz düştü! Ama vatandaş için ne fark eder? 15 bin lira kira ödeyen bir aile, şimdi neredeyse 21 bin lira ödemek zorunda kalacak.

Bu tablo insan onuruna yakışmıyor. Vatandaş barınma hakkını kaybediyor, kiralar maaşları yutuyor, gençler ev kuramıyor. Ev sahibi ile kiracı karşı karşıya getiriliyor, hükümet ise rakam açıklamakla yetiniyor.

Barınma hakkı lüks değil, en temel insani ihtiyaçtır! Bugün vatandaş, başını sokacak bir ev için her şeyinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu gidişle insanlar ev sahibi olmayı bırakın, kirada bile oturamaz hale gelecek.

***

ORTAHİSAR’DA AFETLERE KARŞI YENİ ADIM

Bakın sevgili okurlar, hepimiz biliyoruz ki şu memlekette en çok unuttuğumuz şeylerden biri de afet gerçeği. Deprem olur, sel olur, yangın çıkar; canımız yanar, günlerce konuşuruz. Sonra hayat normale döner, olanı unutur gideriz. Ta ki yeni bir felaket kapımızı çalana kadar…

İşte bu yüzden Ortahisar Belediyesi’nin aldığı karar bana göre son derece kıymetli. Belediye Meclisi’nde alınan kararla “Afet İşleri Müdürlüğü” kuruldu. Yani artık işler daha derli toplu, daha planlı yürütülecek. Kâğıt üzerinde kalmazsa tabii… Çünkü mesele sadece müdürlük açmak değil, o müdürlüğün sahada gerçek anlamda iş yapması.

Başkan Ahmet Kaya, mevcut personelden görevlendirmeler yapılacağını söyledi. Ayrıca zaten var olan Ortahisar Arama Kurtarma Ekibi (ORTAK) da bu müdürlük çatısı altında çalışacak. Güzel. Çünkü belediyelerin kendi içindeki bu tür yapılanmaları, olası afetlerde ilk müdahale için hayati önem taşıyor.

Bir de mecliste alınan bir diğer karar var: Ortahisar Belediyesi’nin, Trabzon İli Sahipsiz Hayvanları Koruma Birliği’ne katılması. Yani sokak hayvanları için de ortak bir adım atılıyor. Bu da önemli, çünkü afet sadece insana değil, hayvanına da dokunuyor.

Şimdi iş vatandaşa düşüyor: Bu tür kararları sadece alkışlamakla kalmayalım, takipçisi olalım. “Müdürlük kurduk” demekle iş bitmez. Bütçesi olacak, planı olacak, tatbikatı olacak. Yoksa afet geldiğinde yine elimiz böğrümüzde kalırız.

Kısacası sevgili dostlar, Ortahisar’ın bu adımı umut verici. İnşallah kâğıt üstünde değil, sahada sonuçlarını görürüz. Çünkü afet kapıyı çaldığında, ne siyaset kalıyor ne de mevki. O an hepimiz aynı eşitlikteyiz: “Can derdinde.”