04.07.2025 KILÇIK

ÇELEBİ’YE TEPKİ ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) bu kentin en köklü, en etkili kurumlarından biri. Bugüne kadar birçok başkan geldi geçti. Kimi sessiz sedasız, kimi de iz bırakarak. Ama hiçbir dönem, içeriden gelen bu denli sert eleştirilerle bu kadar sarsılmamıştı. Şu sıralar TTSO’nun kulislerinde yankılanan cümleler ise oldukça çarpıcı: “İlk seçimde Erkut Çelebi’yi göndereceğiz.”

Dün TTSO yönetiminden önemli bir isimle gerçekleştirdiğimiz görüşmede duyduklarımız şaşırtıcı olduğu kadar düşündürücüydü. Çünkü bu eleştiriler dışarıdan değil, doğrudan yönetimin içinden geliyordu. Odanın en üst makamındaki isim olan Başkan Erkut Çelebi için sarf edilen kelimeler ne yazık ki bir yönetim krizinin ve güven bunalımının açık göstergesi.

Yönetim kurulu üyeleri, Çelebi’nin göreve geldikten sonra kendisini o makama taşıyan insanlara sırt çevirdiğini söylüyor. Birlikte yola çıktığı ekipten bugün geriye kalan ise sadece hayal kırıklığı. “Müthiş bir güç zehirlenmesi yaşadı” diyorlar. Ve bu ifadeyi boş yere kullanmıyorlar. Çünkü TTSO gibi bir kurumun başkanlığını üstlenip, bu kurumu “tek başına yönetmeye kalkmak”, ne demokratik teamüllerle bağdaşır, ne de kurumsal akılla.

Bu kent, çok sayıda badire atlattı. Ekonomik krizler, yatırım sıkıntıları, iş dünyasının beklentileri… TTSO bu alanlarda vizyon koyması gereken bir çatı kurumu. Ancak görünen o ki, içeride kavga var. Kavga sessiz ama derin. Ve bu çatışma sadece Çelebi’yi değil, tüm odayı zedeliyor. En önemlisi de, TTSO’nun saygınlığına gölge düşürüyor.

Yönetim kurulu üyelerinden biri açıkça şunu söylüyor: “Seçimi bekliyoruz. İlk seçimde Çelebi’yi değiştireceğiz.” Bu cümle, sadece kişisel bir tepki değil. Bu, artık sabır taşı çatlamış bir yönetim yapısının ilanı. Bu sözler, bir dönemin sona ermek üzere olduğunun işareti.

Erkut Çelebi önümüzdeki seçimde yeniden aday olmayı düşünüyormuş. Bu doğruysa, kendisine naçizane bir tavsiyemiz var: Bir dönemi toparlayamadan ikinciye kalkışmak, bu saatten sonra siyasi değil, kişisel bir hatadır. Bu karar, belki de hayatının en büyük yanlışı olabilir. Zira kurumu değil, kendi egosunu merkeze koyan bir anlayışın artık bu kentte yeri yok.

Çelebi’nin hâlâ vakti var. Bu gidişatı düzeltmek, öz eleştiri yapmak, kırılan gönülleri onarmak için... Ama bu çağrıya kulak vermezse, kendisini o koltuğa taşıyan eller, bir sonraki seçimde aynı kararlılıkla oradan da indirecektir.

Koltuklar gelip geçicidir. Kalıcı olan, bırakılan izdir. Umarız Erkut Çelebi, arkasında bir enkaz değil; onarılan bir kurum, toparlanan bir ekip ve birleştirici bir liderlik bırakmayı seçer.

***

ORTAHİSAR MECLİSİ'NDE MUHALEFET MASKESİ

Ortahisar Belediyesi Meclis Toplantıları’nda AK Parti sıralarından yükselen sesleri dinlerken, insanın aklında tek bir soru beliriyor: Bu kadar lafın içinde anlam aramak neden bu kadar zor? Cümleler kuruluyor, ifadeler art arda sıralanıyor ama sonunda ortaya elle tutulur, işe yarar bir fikir çıkmıyor. Meclis adeta bir gösteri alanına dönmüş durumda. Ne yazık ki bu gösteride içerik yok, sadece görüntü var.

AK Parti’li üyeler mecliste sanki bir görev icra ediyor gibi değil, ezberlenmiş bir metni sahnede okuyormuş gibi davranıyorlar. Gerçek sorunlara dair bir çözüm önerisi duymak yerine, sürekli aynı klişelerle muhalefet yapılmaya çalışılıyor. "Eleştiriyormuş gibi yapmak", bir siyasi beceri sayılıyorsa, bu konuda gerçekten ustalaşmış olduklarını kabul etmek gerekebilir.

İşin en trajikomik tarafı ise şu: Ortada yılların birikimi olan ciddi hatalar varken, bu hataların sorumluluğunu üstlenmeden bugünkü yönetimi hedef tahtasına oturtmakta hiç tereddüt edilmiyor. Hafızalar tazeyken, geçmişin lekelerini görmezden gelerek yeni yönetimi hedef göstermek ne kadar inandırıcı olabilir?

AK Parti Grup Başkanvekili Yavuz Şanver geçtiğimiz oturumda belgelerle konuştu. Evet, dosyalar dolusu evrak gösterildi. Ancak belgelerin arkasında duran anlayış hâlâ sorgulanmayı hak ediyor. Sürecin neden bu kadar geç başladığı, neden yeterince sahiplenilmediği gibi sorular cevapsız kalıyor. Kağıtlar konuşuyor ama siyaset susuyor.

“Alınganlık” kelimesi üzerinden yapılan tartışma ise tam bir komedi. Eleştiriye verilen yanıtlar, tartışmayı içeriğe değil, kişisel duygulara çekiyor. Böyle olunca meseleler çözülmüyor, sadece öteleniyor. Polemikler havada uçuşuyor ama Ortahisar’ın gerçek sorunları yerinde sayıyor.

Celal Akaç’ın, “Kelime seçip onlara anlam yüklemenin sürece katkısı yok” açıklaması, belki de farkında olmadan, kendi grubunun bütün meclis performansını özetliyor. Çünkü aylardır yapılan şey tam olarak bu: Bolca kelime, sıfır katkı.

Diğer yanda CHP’li ORKENT Genel Müdürü Can İhsan Bozbaş’ın tutumu, siyasette hâlâ ciddiyetin, nezaketin ve sorumluluğun mümkün olduğunu hatırlatıyor. Geçmişe teşekkür edip, bugünü sahiplenen bir yaklaşımla vatandaşla temasa geçmiş, proje üzerinde gerçek bir çalışma yürütmüş. İşte hizmet dediğiniz şey budur.

AK Parti sıralarına bir hatırlatma yapmak gerekirse: Konuşmakla muhalefet yapmak aynı şey değildir. Mecliste söz almak, fikre dönüşmeyen laflarla vakit harcamak değildir. Ortahisar halkı bu konuşmaları dikkatle dinliyor ve soruyor: “Bu kadar lafın sonunda ne değişti?”

Yanıt belli: Hiçbir şey.

Kısacası, sevgili AK Parti meclis üyeleri, söz hakkı kullanıyorsunuz ama sözün hakkını veremiyorsunuz. Konuşmalarınız gündemi değil, sadece gündelik eleştirileri meşgul ediyor. Sessizlik bazen asalet göstergesidir; ama anlaşılan siz her sessizliğin altında bir eksiklik arıyorsunuz.

***

GENÇ, VATANDAŞLA BAĞINI KOPARDI!

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, halkla olan bağlarını giderek koparıyor. Ortahisar Belediye Başkanı olduğu dönemde, kendisine gelen randevuları hiçbir zaman geri çevirmez, insanlarla içtenlikle iletişim kurardı. Herkes ona kolayca ulaşabilir, derdini anlatabilirdi. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra bu samimiyet yerini uzaklaşmaya bıraktı.

Özellikle başkan seçildikten sonra Trabzon’daki birçok iş insanı, bürokrat ve sivil toplum örgütü temsilcileri kendisini tebrik etmek için aramalar yapmalarına rağmen, Genç bu telefonlara yanıt vermedi. Bu durum, iş insanları ve STK temsilcileri arasında Genç’e karşı mesafeli ve hatta olumsuz tavırlar oluşmasına yol açtı. Bazı iş insanlarının artık kendisiyle görüşmekten kaçındığı bile söyleniyor.

Son dönemde iletişim kurmak isteyen önemli isimlerin randevu taleplerine de yanıt verilmemesi, bu kişilerin şikayetçi olmasına neden oldu. Başkan Genç’in sık sık yurt dışı veya şehir dışı seyahatlerde bulunması, Trabzon’da fazla kalmaması gerekçe gösterilse de, bu mazeretler halkın kendisine ulaşmasını engellemeyi örtbas etmiyor. Üstelik, Genç’in sosyal medyada, toplumda etkili ve popüler isimlerle rahatlıkla görüşüp, pozlar vermesi bu durumu daha da düşündürücü kılıyor.

Yani eğer sıradan bir vatandaşsanız ya da etkisi sınırlı bir sivil toplum temsilcisiyseniz, Ahmet Metin Genç’le görüşme şansınız neredeyse yok. Kendisiyle ancak açılışlarda veya organizasyonlarda ayaküstü birkaç saniyelik sohbet edebilirsiniz. Oysa halkla gerçek bağ, uzun ve samimi iletişimle kurulur.

Ahmet Metin Genç, daha önce halkla kurduğu sıcak ve yakın ilişkiyi artık sürdüremiyor. Vatandaşla arasına mesafe koyarak, görevine karşı sorumluluğunu unuttuğunu gösteriyor. Bu tavır, Trabzon’un geleceği ve halkın güveni için ciddi bir kayıp. Çünkü halkın temsilcisi, halka yakın olmalı, derdini dinlemeli ve onların yanında olmalı.

***

BÜYÜKŞEHİR BU İDDİAYA CEVAP VERMELİ!

Trabzon halkı, her sabah artan fiyatlarla uyanırken, sofraya bir lokma fazla koymanın hesabını yaparken, yönetenlerin gündemi bambaşka: Para kazandırmak. Ama halka değil, birilerine.

Beşirli’de yaşanan sel felaketi sonrası TİSKİ’nin harekete geçmesi elbette ki normal. Ancak normal olmayan, bu müdahalenin şekli ve bedeli. İddiaya göre, bölgede tıkanan menfezlerin temizliği için bir müteahhit firmaya ciddi bedelle verildi. Evet, yanlış duymadınız: Üstelik bu, yalnızca temizlik işi.

TİSKİ gibi yüzlerce personeli olan, neredeyse her mahallede şubesi bulunan bir kurumun, bu kadar basit bir işi neden dışarıya ihale ettiğini sormak hakkımız değil mi? Personel sabah mesaiye gelip gün boyunca iş beklerken, kamu kaynaklarının dışarıya akıtılması, hele ki bu ekonomik şartlarda, izaha muhtaç.

Ve iddialar bununla sınırlı değil. Moloz’daki caminin kanalizasyon hattı için de benzer bir yöntemle yine dışarıdan hizmet alındığı, aynı şekilde bir müteahhit firmanın daha bu işten gelir elde ettiği konuşuluyor. Kurumun kendi personeliyle yapılabilecek işler neden sürekli dışarıdan alınıyor? Varsa bunun makul bir gerekçesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmez mi?

Kamu kurumları, hele de bu kadar personel çalıştıranlar, asli görevlerini dışarıdan hizmetle çözmeye çalışıyorsa ortada ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Tüm gözler şimdi Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde. Sessizlik bu meseleleri geçiştirmez, derinleştirir. Kurum, kamuoyunun bu sorularına yanıt vermek zorundadır. Aksi halde bu işin kokusu daha çok yayılır.

Biz sormaya devam edeceğiz: Belediyeler halk için mi çalışıyor, yoksa halkın parası birilerine kazanç kapısı mı yapılıyor?