02.09.2025 KILÇIK
SÜTLAÇLA DEĞİL, VİZYONLA ANILSIN!
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın Belediye Meclisi'nde yaptığı açıklamalar, Trabzon’un kültürel tanıtımına dair ezberleri bozan, bir o kadar da düşündüren bir perspektif sundu.
Malumunuz, her yıl düzenlenen Trabzon Günleri, şehrin kültürünü, mutfağını ve ürünlerini Türkiye’nin büyük şehirlerine taşıyan önemli bir organizasyon. Ancak bu yıl Ankara’da düzenlenen etkinlik, Başkan Kaya’nın deyimiyle, “aceleye getirilmiş” bir etkinlik havası verdi.
Başkan Kaya, konuyla ilgili oldukça netti:
“Bizim de Trabzon Günleri için uzun süredir hazırladığımız bir projemiz vardı. Ama bu yılki etkinlik 10 günde tertip edildi. Böyle bir organizasyon bu kadar aceleye getirilmemeliydi.”
Bu eleştirinin temelinde yalnızca organizasyonun kısa sürede hazırlanması değil, aynı zamanda arkasındaki niyet sorgusu da vardı. Kaya, “Acaba bizim projemizin önünü kesmek için mi böyle bir adım atıldı?” diyerek, siyasetin gölgesinin etkinliğe düşmüş olabileceğini ima etti.
Ama belki de en çarpıcı sözleri, olayın sadece bir tanıtım faaliyeti olmadığını, bir vizyon meselesi olduğunu ortaya koyduğu cümlelerdi:
“Ben her hafta Trabzon’a geliyorum ama çocuğum bir kez bile gelmedi,” demiş bir iş insanı Ankara’da Başkan Kaya’ya.
O da buna şu cevabı vermiş:
“Trabzon Günleri’ni Trabzon’da yapacağız ve senin çocuğunu da Trabzon’a getireceğim.”
Aslında bu söz, işin özüdür.
Yıllardır İstanbul’da, Ankara’da kurulan stantlar; sütlacı, pidesi, hamsisiyle memleket özlemini bir nebze dindiren etkinliklerdi belki, ama artık yetmiyor. Kaya, bunu görmüş ve projelendirmiş. Çünkü mesele yalnızca tanıtım değil; “Dışarıdaki Türk iş insanlarını Trabzon’a nasıl getirebiliriz, dünyadaki Trabzonlu iş insanlarını burada nasıl buluşturabiliriz?” diye dertlenen bir belediye başkanından söz ediyoruz.
Kaya'nın açıklamalarına göre, Ortahisar Belediyesi bu amaçla 1 Haziran tarihini hedefleyerek, detaylı bir planlama yapmış. Ancak süreç bir şekilde öne çekilmiş, belki de onların hazırlıklarının önüne geçilmiş.
“Bunu bilemiyorum,” diyor Kaya, diplomatik bir dil kullanarak ama yine de eleştirisini saklamadan ekliyor:
“Umarım seneye ders alınır. Sütlaç ye, köfte ye git değil. İş insanlarından faydalanırsak katkısı olacaktır.”
Bu sözlerin ardından söz alan MHP Grup Başkanvekili Abdurrahman Kınalı ise daha uzlaşmacı bir tonda, eksiklerin farkında olduklarını ve gelecek yıl Ortahisar ile Büyükşehir’in ortak bir çalışma yürütebileceğini belirtti.
Kapanışta Başkan Kaya, her şeye rağmen Belediye olarak etkinlikte yer aldıklarını, stantlarını açtıklarını söyledi. Bir anlamda, eleştirisini yaptı ama katkıdan da geri durmadı. Bu da aslında bir duruş göstergesidir.
Trabzon'un tanıtımı artık sadece "bizim oraların lezzetleri" ile olmaz. İstihdamı, yatırımı, beyin göçünü tersine çevirecek adımlarla olur. Ve bunun için de cesur fikirlere, uzun vadeli planlamalara ve siyasetin dışında bir ortak akla ihtiyaç var.
Belki de gelecek yıl Trabzon Günleri, “bir haftada alelacele tertip edilmiş bir etkinlik” olmaktan çıkar; tüm paydaşlarıyla hazırlanmış, vizyon sahibi bir buluşmaya dönüşür.
Bekleyip göreceğiz.
***
DOKUZ YILLIK İNŞAAT SONUNDA BİTİYOR!
Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin yeni binası tam 9 yıldır tamamlanmayı bekliyor. 2016 yılında ihalesi yapılmış, ama müteahhitten kaynaklanan sorunlar ve çeşitli aksaklıklar yüzünden inşaat uzun süre durmuş. Sonra tasfiye kararı alınmış, sonra tekrar devam derken, işte 2025 sonunu bekliyoruz.
Mevcut binada 128 tedavi ünitesi var. Yeni binada ise bu sayı neredeyse iki katına çıkacak; yaklaşık 240 ünite planlanmış. Yani fakültenin hizmet kapasitesi büyük oranda artacak, ameliyathaneler, modern tedavi alanlarıyla kalite de yükselmiş olacak.
İnşaatın şu an yüzde 45’i tamamlanmış, toplamda ise yüzde 86 ilerleme sağlanmış. Yetkililer, binanın yıl sonunda değil ama 2025 sonunda hizmete açılacağını söylüyorlar. Yani biraz daha bekleyeceğiz.
Bu kadar uzun süren bir inşaat süreci için tek bir espiri yapalım; sanki bu bina randevusu, dişçi koltuğunda beklemekten bile daha uzun sürüyor! Neyse ki sonunda bitecek, diş gibi olacak.
Beklemek bazen zor, ama Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin yeni Diş Hekimliği Fakültesi binası tamamlandığında, bu sabır meyvesini verecek. Hem öğrenciler hem hastalar için güzel bir hizmet alanı olacak. Umarız bundan sonra inşaat işleri de ağız tadıyla ilerler.
***
TRABZON’UN SUSUZLUKLA SINAVI
Trabzon denince akla, yemyeşil yaylalar, denizden yükselen taze esintiler ve bol bol akan dereler gelir. Ancak son dönemde şehrin damarlarında dolaşan hayat suyu, ne yazık ki eskisi gibi coşkulu değil. Tabiri caizse, sular kurudu.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada şehrimizin içinden geçtiği su krizine dikkat çekti. “Trabzon maalesef su stresi yaşanan iller arasında. Ağustos ayında yalnızca iki gün yağmur yağdı. Büyükliman, Derecik gibi bölgelerde ciddi su sıkıntıları yaşadık. Tabiri caizse sular kurudu” dedi.
Gerçekten de bu sözler, sadece bir uyarı değil, içimizi burkan bir gerçeğin ifadesi. Bir yandan iklim değişikliği, bir yandan artan nüfus ve bilinçsiz kullanım, doğanın bizlere sunduğu bu hayati kaynağı tehdit ediyor. Başkan Genç’in de altını çizdiği gibi, özellikle bahçe sulamasında yapılan aşırı ve bilinçsiz kullanım su kaynaklarımızı daha da zor duruma sokuyor.
Ama karamsarlığa kapılmak yok. Bu sorunu aşmak için adımlar atılıyor. Büyükliman bölgesine yapılacak yeni gölet, suyun depolanması ve daha verimli kullanılması için önemli bir çözüm olacak. Başkan Genç, “Bugün toplantımızda da bu konuyu değerlendirdik. Gölet yapacağız, suyun daha sağlıklı yönetilmesini sağlayacağız,” diyerek umut verdi.
Trabzonlu olarak bizlerin de üzerine düşen görev büyük. Suyu israf etmeden kullanmak, bilinçlenmek ve yetkililerin çabalarına destek olmak şart. Çünkü su, yaşamın kaynağıdır; her damlası kıymetlidir.
Umarım bu zor günler geride kalır ve yeniden şehrimizin dereleri coşar, yaylalarımız yeşerir. Trabzon’un suları da tıpkı insanları gibi, canlı, berrak ve umut dolu akar.
***
AV SEZONU AÇILDI, BALIKÇI TEDİRGİN!
2025-2026 av sezonu başladı. Balıkçılar “Vira Bismillah” diyerek denize açıldı. İlk tutulan balıklar istavrit ve barbun oldu. Balık fiyatları 200 TL’den başlayıp, bazı balıklar 1000 TL’ye kadar çıkabiliyor.
Ama işler balıkçılar için kolay değil. Mazot ve ağ fiyatları çok arttı. Bu yüzden balıkçılar zorlanıyor. Deniz onlar için sadece ekmek kapısı değil, hayatlarının bir parçası. Sabahın erken saatlerinde başlayan emek, bazen alın teriyle, bazen de umutla dolu.
Fakat mazot ve ağ gibi temel masrafların artması, balıkçıların kazancını azaltıyor. Bu durum hem onları hem de bizleri etkiliyor. Destek olunmazsa, balıkçılık zorlaşacak, denizlerimiz de zarar görecek.
Balıkçılar denize açılmaya devam etmeli. Ama onların yükü hafifletilmeli. Çünkü onlar olmasa, sofralarımızdaki taze balık da eksik kalır.
Denizlerimize ve balıkçılarımıza sahip çıkalım.