02.08.2024 KILÇIK
ÖZKAYNAKLAR POZİTİFE NASIL DÖNDÜ?
Biliyorsunuz, Trabzonspor’un sürekli borçlanması, gelirlerinin giderlerinin çok altında olmasından kaynaklı olarak ve de kulübün tüm değerlerinin satılması halinde bile borçlarını karşılayamadığı için özkaynakları -1 milyar 700 milyon liraydı. Yani her şeyini, futbolcuları da dahil satsa borcunu karşılayamadığı gibi -1 milyar 700 milyon lira açığı vardı. Bu süreç içinde ise borcu 3 milyar 200 milyon lira gibi görülüyordu. Fakat geçtiğimiz gün medyaya bir haber yansıdı. Bakın önce haberi okuyalım:
“Bir önceki dönem olan 31 mayıs 2023 tarihinde eksi 991 milyon 810 bin TL olarak açıklanan öz kaynaklar, 31 mayıs 2024 tarihinde ilk kez pozitife dönerek 449 milyon 201 bin TL olarak duyuruldu. Karadeniz Devi Bankalar Birliği'ne olan 2 milyar TL'lik borç, 1 milyar 300 milyon TL'ye indirilerek, neredeyse yarı oranında bir azaltılma sağlandı. Ayrıca kulübün gelirleri de 1 yıl içerisinde 1 milyar 200 milyon TL yükseltildi.”
YÖNETİM AÇIKLANMAYAN GÖMÜ MÜ BULDU?
Şimdi şunu ifade edelim ki, öz kaynakların 1 milyar 700 milyon lira gibi bir negatiflik sergilerken böylesine pozitife ulaşması, yani 450 milyon lira artıya geçmesi için hangi faaliyet gerçekleşti. Kulübe bizim bilmediğimiz çok değerli bir arsa ya da arazi mi bağışı yapıldı? Veya bir büyük iş merkezi sahibi mi oldu? Futbolcu kadrosunun değerine bakıyorsunuz 130 milyon Euro’dan 90 milyon Euro’ya düşmüş… Borcu 3 milyar 200 milyon liradan şu anda yapılan transferlerin maliyetleriyle birlikte belki de 7 milyar liraya dayanmış… Çok önemli bir yatırım yapıp, özkaynaklarının değerini artırmamış… Kartal arazisini satın almamış, 29 yıllığına yeniden kiralanması gündemde… Tüm bunlar ortadayken, gerçekten Trabzonspor’un öz kaynaklarının iflas gösterirken bir yılda artıya geçmesinin sebeplerini bize hem yönetim, hem de uzmanlar Ali Okulu öğrencisine anlatır gibi anlatabilir mi?
Bekliyoruz!
***
VETERANLAR TAKIMI MI KURUYORSUNUZ?
Trabzonspor’un tarihine baktığımızda büyük başarıları kazandığı dönemde kendi çocuklarına güvenirdi. Özkaynak modeli denirdi buna… Ama bu kendi çocuklarının da yaşları genellikle gençti… Yani 18 ile 27 arasında değişirdi. Sonra bu özkaynak modelindeki takıma her yıl birkaç transfer yapılırdı. Onlar da 19-20 yaş grubu futbolcularıydı. Bu oyuncular arasında piyasa yapanlar satılırdı ama yerleri mutlaka doldurulmuştu. Yani gidebilecek oyuncuların yerine bir sezon önce daha genç oyuncu alınırdı. O, formanın ağırlığını kaldırabileceğini gösterdiğinde de, takımın as oyuncusu büyük paralarla satılır, kulübün ekonomisi tıkır tıkır işletilirdi. Bu yapılırken de takım sürekli şampiyon olurdu. Bu politikasını aralıklı olarak zaman zaman sürdürdü Bordo-Mavililer… Ne zaman bu politikaya döndüyse başarıyı yakaladı. Ne zaman içi geçmiş yıldızlara yöneldiyse hem kurda kuşa borç içinde yüzen bir kulüp, hem de sahada dökülen bir takım izledik yıllarca…
İÇİ GEÇMİŞ YAŞLILAR NE İŞE YARADI Kİ?
Acı ki Ertuğrul Doğan yönetimi Ahmet Ağaoğlu ile birlikteyken de Abdullah Avcı’nın teknik direktörlüğünde içi geçmiş yıldız eskilerine dadandılar adeta… Nerede kulübünde istenmeyen, artık miadını doldurmuş futbolcu varsa topladı Trabzonspor kadrosuna… Aralarına da birkaç sözde genç isim serpiştirdiler, göz boyamak için… Ama bu gençler de Avcı’nın rezalet uygulamalarıyla birlikte yok edildi, hiçbir işe yaramadı ve yolların ayrıldığı isimler oldular. Yaşlı ve içi geçmişlerden bazıları biraz kıpırdadığında “Bak ne büyük işler görüyor” diye göklere çıkarıldı. Ancak büyük çoğunluğu, cebini ve banka hesabını şişirerek hiçbir şey üretmeden Trabzonspor ile yollarını ayırdı. Hem de arkasına bile bakmadı. Bir kulübün yaşaması, ayakta kalması için dinamik ve genç oyuncuların sayısını artırmak gerektiğin, bunlar arasında vitrine çıkıp, piyasa yapanların çok yüksek bedellerle satılarak kulübe önemli kaynak yaratmak gerektiği acı ki bu yönetimin de Avcı’nın da aklına hiç gelmiyor.
BU KADAR YAŞLIYLA NEREYE VARACAKSINIZ?
Trabzonspor’un kadrosu geçen sezondan zaten yaşlıydı. Kadro 26 yaş ortalamasına sahipti ama sahaya çıkan ekip ve sonradan oyuna girenlere bakıldığında her maçta 27-28 yaşı aşan takım olarak gördük Bordo-Mavilileri… Bu yaşlılar ordusunu dağıtıp gençleştirme gerekirken, 36 yaşındaki pili bitmiş Anthony Nwakaeme ve Atletico Madrid’in serbest bıraktığı 33 yaşındaki Stefan Savic renklere katıldı. Bunlar yetmedi, 31 yaşındaki Jhon Lundstram ve Borna Barisic, 30 yaşındaki Okay Yokuşlu ve 29 yaşındaki Ozan tufan transfer edildi. 19 yaşındaki Cihan Çanak, 23 yaşındaki Pedro Malheiro ve 25 yaşındaki Denis Dragus ise arada çeşni olarak kaynatıldı. Şuanda listede bulunan santrafor daaylarından Woud Weghoırst 31 yaşında, Paul Onuachu 30 yaşında, Luuk de Jong 33 yaşında, Marko Arnautovic 35 yaşında, Eric-Maxim Choupo-Moting 36 yaşında… Stoper adayı Wesley Hoedt 30 yaşında… Bir tek Muhammed Chem 23 yaşında görülüyor. Ya arkadaş bu kadar yaşlı isimleri toplayıp turşusunu mu kuracaksınız?
Yoksa bir Veteranlar Ligi kurulacak, oraya katılacaksınız da haberimiz mi yok?
***
TİSKİ CAMİNİN SUYUNU DA KESTİ!
Bugünlerde ilginç tartışmalar oluyor. Bu tartışmaların biri de Trabzon’un Arsin ilçesi Çubuklu Mahallesinde yaşanıyor. TİSKİ’nin bu mahallenin Camisinin suyunu kestiği haberi sosyal medyasında gündeme getirildi. Konuyla ilgili olarak Mehmet Nuri Sunguroğlu, mahallenin Facebook Hesabından şu paylaşımı yaptı:
“Yasal olarak aboneliği olmayan binaların suyunu kesme hakkına sahip olan TİSKİ, caminin suyunu da kesti. Oysaki Camiler bina değildir, insanların ibadet ettiği kurumsal yapıtlardır. Öte yandan su ve elektrik kesmenin de bir düzeni vardır.”
Soralım?
1-Hiçbir ön uyarı yapmadan caminin suyunu kesmenin hukuksal, ya da sosyal zemini neye dayanmaktadır?
2) Mahallenin Muhtarı uyarıldı mı? Hayır!
3) Caminin İmamı uyarıldı mı? Hayır!
4) Müftülük uyarıldı mı? Bilmiyoruz.
5) Kaymakamlığın haberi var mı? Bilmiyoruz.
6) Belediye Başkanları bilgilendirildi mi? Bilmiyoruz.
Tüm bu ön uyarıları yapmadan sabahın köründe caminin suyunu kesmek, mahkemesiz infaz değil midir?
Yapılan bu: “ben yaptım oldu” hatasının acilen düzeltilmesi umuduyla.”
YUSUF KESKİN YANIT VERDİ FAKAT!...
Mehmet Nuri Sunguroğlu’nun bu paylaşımının ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde TİSKİ Daire başkanı Yusuf Keskin, Mahallenin sosyal medyasındaki paylaşımın altına şu yorumu yaptı: “Muhtarım neden böyle doğru olmayan paylaşımlar yapıyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum. Sizinle telefonda konuştum. Konuştuğumuz ile eyleminiz farklı oldu. Lojmana giden saate takılı olması gereken hatların farklı şekilde olduğu için hepsi saate bağlandı. Bunda ne var” dedi ve kendisine yine Mehmet Nuri Sunguroğlu şu şekilde yanıt verdi: “Günaydın Yusuf Bey, Caminin suyunu lojmanın saatine bağlamakla cemaatin kullanacağı suyun faturasını da imamın üstüne yüklemişsiniz, bu doğru değil. Lojmanda oturan aile cemaatin su parasını ödemek zorunda değildir. Mademki şimdiye kadar olmayan bir düzenleme yaptınız, en azından “ön uyarı ile” camiye abonelik vermeyi tercih etmeliydiniz. Sonuç olarak; yapılacak tek şey, camiye ikinci bir su saati takarak meseleyi halledebilirsiniz ve cemaat, ya da bir hayırsever caminim su parasını öder. Hayırlı sabahlar.”
Ne diyelim?
Hani bir slogan vardı ya; “Yaparsa AKP yapar” diye…
Haklıymışlar!!!
***
KTÜ YÖNETİMİNİ KAMPÜSE SORDUK
Rektörlük atama süreci devam ederken KTÜ kampüse uğrayalım ve son durumu yerinde görelim istedik. Önce öğrencilerden başladığımız bilgi akışında dönem sonu olduğu için kampüste fazla öğrenci olmasada sorularımıza tatmin edici cevaplar aldıgımızı soyleyebiliriz.
Genel olarak aldığımız cevapları derledik. Öğrencilerin KTÜ de olumlu bulduğu yanlar:
-Derslerin ve hocaların kalitesi
-Kampüsün doğal güzelliği
-Kavga gürültünün olmadığı sakin bir üniversite ortamı olması
Öğrencilerin KTÜ de olumsuz bulduğu yanlar:
-Kampüsteki kafe ve kantinlerin pahalılığı
-İnternetin yetersizliği
-Sınıflarda sürekli arıza ve benzeri eksikliklerin olması
-Kampüsün bakım ve temizliği
-Sokak hayvanlarının fazlalığı
-Kampüste vakit gecirecek ögrenciye kantin dısında, uygun mekânların olmaması
-Sınavların zor olması
Karadeniz Teknik Üniversitesi kampüsü gerçekten Türkiyenin sayılı güzelliklerini barındıran bir kampüs. Öğrencilerden aldığımız cevaplarda da kampüsü çok sevdiklerini gördük. Ancak bizim bu konudaki gözlemimiz kampüsün biraz bakımsız kaldığı yönünde. Bazı binaların dış görünüşüde hoş değil. Ancak temel konularda öğrencilerin memnun olduğu söylenebilir. Pahalılık konusunda ise öğrencilerin haklı olduğunu oturduğumuz mekânda deneyimledik. Rektör kim olursa olsun kampüste kar amacı güden mekânların değil, öğrenciyi kampüste tutacak mekânların artması gerektiğini söylemeliyiz. Öğrenciler açısından bizim izlenimimiz bu şekildeydi. Yarın akademisyenlerin görüşlerinide aktaracağımız yazımızı takip etmeyi unutmayın!
***
EKONOMİK KRİZ DERİNLEŞİYOR
Ekonomik kriz giderek derinleşiyor, enflasyondaki yükseliş durdurulamıyor. İğneden ipliğe her şeye zam gelirken vatandaşın alım günü her geçen gün azalıyor. Ekonomideki çöküş anket sonuçlarına da yansıdı. Cumhur İttifakı seçmeninin büyük çoğunluğu artık iktidarın ekonomiyi kötü yönettiği konusunda hemfikir. MetroPOLL Araştırma, 12-16 Temmuz tarihleri arasında 1699 kişi ile yaptığı anket sonucunu paylaştı. Vatandaşlara, "Son zamanlarda ülkemizde ekonominin iyi mi yoksa kötü mü yönetildiğini düşünüyorsunuz?" sorusu yöneltildi. "İyi yönetildiğini düşünüyorum" diyenlerin oranı yüzde 16,3 olurken, "kötü yönetildiğini düşünüyorum" diyenlerin oranı yüzde 81,3 oldu. "Fikrim yok" diyenlerin oranı ise yüzde 2,4.