02.06.2025 KILÇIK

KARADENİZ’DEN AYRILANLAR NE YAPACAK?

Trabzon’un köklü basın kuruluşlarından Karadeniz Gazetesi, 31 Mayıs itibarıyla yazılı basın yayınını durdurdu. Gazete yönetimi, yayın hayatlarını dijital mecrada sürdürme kararı aldıklarını açıkladı.

Yönetim tarafından alınan bu kararla birlikte gazetede görev yapan çok sayıda gazeteci işsiz kaldı. Bu isimlerin mesleki kariyerlerine hangi kurumlarda devam edecekleri ise merakla bekleniyor.

Gazetede uzun yıllar başyazarlık ve yöneticilik görevinde bulunan Osman Diyadin’in, YouTube platformunda kanal açmak üzere hazırlık yaptığı öğrenildi. Diyadin’in, yeni kanalında siyaset ve spor gündemine dair yorumlar yapacağı ifade ediliyor.

Gazetenin son yayın yönetmeni olan Miraç Özağcı’nın ise Günebakış Gazetesinde köşe yazarlığı yapacağı öğrenildi. Aynı gazetede uzun süre birlikte çalıştığı Ali Osman Yörük’ün de Özağcı ile birlikte Günebakış’ta görev alacağı iddia ediliyor.

"Karadeniz Gazetesi’nde 40 yılı aşkın süredir görev yapan Asım Kemal Güner’in, mesleki birikimini artık danışmanlık rolüyle sürdüreceği belirtiliyor."

Karadeniz Gazetesi’nin spor servisinde görev yapan İsmail Düzgün ve Barış Can Atmaca’nın ise Son Nokta Gazetesinden teklif aldığı yönünde bilgiler edinildi. Her iki gazetecinin yeni adreslerinin kısa süre içinde netlik kazanması bekleniyor.

Öte yandan, Karadeniz Gazetesi'nin Temmuz ayında kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine girmesi planlanıyor. Bu süreçte gazetenin dijital altyapısını güçlendirme hedefi doğrultusunda, internet sitesinin yönetimi için deneyimli gazeteci Fatma Yavuz’un ismi gündeme geldi.

Karadeniz Gazetesi, yeni dönemde dijital yayıncılıkta daha etkin bir rol üstlenmeyi hedefliyor.

***

BU PUAN, BU ÜNİVERSİTEYE YAKIŞMADI

Karadeniz Teknik Üniversitesi, yalnızca Trabzon’un değil, ülke genelinde pek çok gencin ilk hayali olmuştur. Kurulduğu günden bu yana bölgesine yön vermiş, ülkenin dört bir yanına yetişmiş insan kaynağı kazandırmıştır. Bugün geldiğimiz noktada, URAP 2025 verilerine göre KTÜ’nün Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında 16. sırada yer alması, bu köklü geçmişle ve beklentilerle örtüşmüyor.

Fırat, Erciyes ve Selçuk Üniversiteleri gibi kurumların önünde olması gerektiğine inanan pek çok mezun, akademisyen ve öğrenci için bu tablo bir hayal kırıklığı yaratıyor. Çünkü KTÜ’nün geçmişi, kadrosu ve akademik potansiyeli bu sıranın çok daha ilerisini işaret ediyor.

Bu durum, elbette üniversite yönetiminin de ciddi şekilde değerlendirmesi gereken bir tablo. Akademik verimlilik, yayın kalitesi, atıf sayıları, uluslararası görünürlük gibi temel göstergelerde istenilen düzeye ulaşılamadığı ortada. Üniversite içinde iyi niyetli çabalar olsa da, bunlar ne yazık ki yeterli bütünlüğe ve stratejik güce kavuşamamış durumda. Farklı birimlerde kıymetli işler yapılıyor ancak bu çalışmaların sistemli bir yükselişe dönüşmesi gerekiyor.

Öte yandan, KTÜ’de olumlu gelişmeleri de yok saymak haksızlık olur. Son yıllarda bilimsel projelerde artış, bazı bölümlerdeki akademik başarılar ve öğrenci yaşamına yönelik adımlar dikkat çekiyor. Yeni projeler, sosyal sorumluluk çalışmaları, teknik alanlardaki üretkenlik bir ilerleme işareti. Fakat bu ilerlemenin, ülke genelindeki sıralamalara güçlü şekilde yansıması için daha kararlı ve kapsamlı bir yönetime ihtiyaç var.

İtiraf etmek gerekirse, KTÜ için güzel işler yapılıyor. Ama yine de bu yıl ortaya çıkan tablo, üniversitenin gerçek gücünü yansıtmıyor. Daha yukarılarda olmalıydı, çünkü bunu yapabilecek donanıma sahip. Bundan sonraki süreçte yalnızca iyi işler yapmak değil, bu işlerin etki yaratacak şekilde planlanması, ölçülmesi ve dışa yansıtılması gerekiyor.

Rektör Prof. Dr. Emrullah Haco’nun önünde önemli bir sınav var. Üniversitenin akademik gücünü yeniden harekete geçirmek, ortak bir vizyon etrafında birliği sağlamak ve KTÜ’yü yeniden ilk sıralara taşımak gibi ciddi bir sorumluluğu üstlenmiş durumda. Kendisinin bilimsel geçmişi, duruşu ve kurumla olan bağları bu süreci yönetebilecek nitelikte. Ancak bu yolculuk sadece yönetimin değil, tüm akademik camianın ortak sahipliğiyle mümkün olabilir.

KTÜ hâlâ güçlü, hâlâ umut verici. Ama artık bunu dışarıya da göstermek zorunda. Çünkü ne geçmiş başarılar bugünü garantiler, ne de iyi niyetli çabalar kendi başına yeterlidir. Bu üniversite daha fazlasını yapabilir. Ve yapmalıdır. Çünkü KTÜ’ye bu sıralama yakışmadı.

***

OTOPARK TRAFİĞİ FELÇ ETTİ

Geçtiğimiz günlerde dile getirdim, tekrar hatırlatayım!

Trabzon’da trafik artık dayanılmaz bir hal aldı. Özellikle Numune Hastanesi ile Millet Bahçesi arasındaki tek şeritli yol, sabrımızı sınayan bir kabusa dönüştü. Yeni Mahalle’den Atapark’a uzanan bu güzergah, günün büyük bir kısmında araç yığınlarıyla dolup taşıyor.

Asıl sorun ise belediyenin yol kenarlarını otoparka çevirmesi. Daracık bir koridorda, hastaneye yetişmeye çalışan vatandaşların ve ambulansların önündeki engel haline gelen bu uygulama, trafiği kilitlemekten başka bir işe yaramıyor. Oysa hemen yakınlarda boş otopark alanları var. Ama ne hikmetse, bu alanlar yeterince cazip hale getirilmediği için sürücüler çaresizce yol kenarına park ediyor.

Bu durum, sadece trafik sıkışıklığı değil; acil yardım araçlarının geçişini zorlaştıran, hayatı riske atan ciddi bir problem. Ambulansların dakikalarca yol bulamaması, hastaların mağdur olması gibi trajik sonuçlar doğurabilir.

Şehir yönetimi, bu gerçekleri görmeli ve önceliği “hayat kurtarmak” yapmalıdır. Dar yollar otopark olarak kullanılamaz. Alternatif otoparklar cazip hale getirilmeli, trafik akışı kesintisiz sağlanmalıdır. Trabzon, hak ettiği düzenli ve yaşanabilir şehir olmayı ancak bu bilinçle yakalayabilir.

Sabır bir yere kadar. Trafikte hepimiz eşit haklara sahibiz; ama önce hayatın geçmesi lazım. O yolda yol olarak kalmalı, nefes almalı.

İşte o zaman Trabzon gerçek anlamda nefes alacak.

***

İŞ KAPISI AÇIK, TERCİH KAPISI KAPALI!

Biraz gerçeklerle yüzleşmenin zamanı geldi. Trabzon’da iş arayanların sayısı çok, ama iş bulamamak bahanesi, aslında gerçeği yansıtmıyor.

Şehrin dört bir yanında istihdam alanları dolup taşıyor; fabrikalar, inşaatlar, kafeler personel arıyor. Ama çoğu kişi, rahatsız etmeyen, masa başı bir görev arıyor. Belediyenin önünde toplanan kalabalığa bakarsanız, çoğu “rahat bir pozisyon” talebinde.

Ortahisar Belediyesi bile sayısız çalışanı maaş ödemekte zorlanıyor, ama yine de iş başvurusunda bulunanlar eksik olmuyor. Belediyenin bütçesi zorlanırken, yeni iş talepleri mantıklı mı?

Durum aslında çok net: Çalışacak alanlar dolu, ama tercih edilen iş türleri sınırlı. İnşaatta, fabrikada, tarımda iş olanakları mevcut. Fakat çoğunluk, kolay ve garanti işi seçmekten yana.

Peki ya, gün boyu ayakta duran, ter döken, ağır koşullarda çalışan insanlar? Onların emeği, neden bu kadar göz ardı ediliyor?

Belediye kapısında iş bulamadıklarını iddia edenler, aslında çoğunlukla sadece güvence altında, kolay olan işleri tercih ediyor. Bu durum, işsizlik değil, işin seçilmemesi sorununu ortaya koyuyor.

Tabii ki zor durumda olanlar var. Ancak birçok işe alım, siyasi nüfuz baskılarıyla şekilleniyor. “Oy verdik, şimdi bizimkiler işe alınsın” talepleri, adil ve şeffaf istihdamı zorluyor.

Belediyeler halka hizmet etmekle yükümlü, kişisel veya siyasi çıkarlar için iş dağıtmakla değil. Bu nedenle Trabzon’da aslında istihdam olanakları var; sorun, doğru işleri seçmeme ve gerçekçi olmama meselesi.

İş bulamayanlara bir öneri:
İstihdam seçenekleri var, ama şartları kabul etmek gerekiyor. Sorunu yanlış yerlerde aramayı bırakıp, sahadaki gerçeklere bakmak zamanıdır.