02.01.2026 KILÇIK
TRABZON YENİ YILA KARIN SESSİZLİĞİYLE UYANDI
Trabzon, 2026 yılına karın sessiz ve ağır adımlarıyla girdi. Sahil kesiminde kar kendini çok fazla hissettirmese de, özellikle ilçelerde ve kırsal mahallelerde hayat bir anda yavaşladı.
Kısa süreliğine trafiğe kapanan bazı mahalle yolları, Karayolları ekipleri ve belediyelerin hızlı müdahalesiyle yeniden ulaşıma açıldı.
Bu noktada, her kar yağışında olduğu gibi kurumların koordineli çalışması, olası mağduriyetlerin büyümeden önüne geçti.
Valiliğin aldığı kararla okulların bir gün süreyle tatil edilmesi, hem çocuklar hem de aileler için yerinde bir karar oldu. Çünkü kar, her ne kadar kartpostallık manzaralar sunsa da, özellikle sabah saatlerinde ulaşımı ve günlük yaşamı zorlaştırabiliyor.
Soğuk hava Trabzon’da kendini fazlasıyla hissettiriyor. İnsanlar uzun süre dışarıda kalmamayı tercih ediyor.
Ancak tüm bu sertliğin içinde karın başka bir yüzü de var. Çocukların kardan adam yaparkenki neşesi, sahilde kar göremeyenlerin yüksek kesimlere çıkıp bu beyaz örtüyle buluşma çabası, insana iyi geliyor.
Kar, şehri susturuyor, kalabalığı yavaşlatıyor ve belki de hepimize biraz durup nefes alma fırsatı sunuyor.
Evet, üşüyoruz. Evet, günlük hayat zaman zaman aksıyor. Ama yağan kar, tüm soğukluğuna rağmen insanın içini ısıtan bir taraf da barındırıyor.
Trabzon’un dağlarında, yaylalarında ve sokaklarında bu beyaz sessizlik, yeni yıla umutla girmenin en sade ama en güçlü işaretlerinden biri gibi duruyor.
***
SOĞUK HAVALAR HASTANELERİ DOLDURDU
Trabzon’da kış yine bildiğimiz gibi başladı. Havalar bir anda sertleşti, rüzgâr keskinleşti, soğuk iliklerimize kadar işledi. Ama asıl sert olan soğuk değil, hastanelerde karşılaştığımız manzaraydı.
Zaten dolu olan hastaneler, üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasıyla birlikte adeta taştı. İnsanlar ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve halsizlik şikâyetleriyle acil servislerin yolunu tuttu. Üstelik takvim 1 Ocak’ı gösteriyordu. Resmi tatil vardı ama hastalık tatil yapmadı.
Trabzon merkezdeki Fatih Devlet Hastanesi, Numune Hastanesi, Kaşüstü Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Farabi Hastanesi’nde aynı tablo vardı: Yoğunluk, kalabalık, uzun bekleyişler…
Acil servisler dolup taştı. Özellikle okul çağındaki çocukların daha fazla hastalandığı gözden kaçmadı. Soğuk havada okula giden çocuklar, kalabalık sınıflar, kapalı ortamlar derken bağışıklıklar hızla düştü.
Burada durup düşünmek gerekiyor. Her kış aynı manzarayı yaşıyoruz. Her yıl aynı şikâyetler, aynı yoğunluk, aynı yorgunluk. Sağlık çalışanları zaten sınırda çalışıyor. Doktorlar, hemşireler, acil servis personeli aylarca süren yoğunluğun yükünü omuzlarında taşıyor. Bir de üzerine mevsimsel hastalıklar eklenince sistem daha da zorlanıyor.
Elbette soğuk hava kader değil ama ihmalkârlık da masum değil. Kalın giyinmemek, hasta halde kalabalığa karışmak, çocukları yeterince koruyamamak bu tablonun sessiz nedenleri arasında. Sonuçta bedel yine hastanelerde ödeniyor.
Evet, havalar soğudu.
Ama asıl sorun şu: İnsanlar hâlâ hastalıklardan kurtulamadı.
Ve bu gidişle, önlem alma alışkanlığı değişmezse, her kış aynı yazıyı yazmaya devam edeceğiz.
***
GAZETECİLER GÜNÜ’NE ANLAMLI DOKUNUŞLAR
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Trabzon’da bu yıl dikkat çeken etkinlikler düzenleniyor. Kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye ulaşması için çoğu zaman zor şartlar altında görev yapan gazeteciler, bu özel günde farklı organizasyonlarla bir araya gelecek.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti, mesleğin emek veren isimlerini geleneksel bir buluşmada ağırlayarak üyeleriyle aynı sofrada buluşacak. Bu buluşma, sadece bir yemek değil, mesleki dayanışmanın ve ortak hafızanın da tazelendiği bir ortam olacak.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı ise anlamlı bir tercihle EYOF Tesisleri’nin açılışını 10 Ocak’a denk getirdi. Açılış, gazetecilerle birlikte gerçekleştirilecek bir sabah kahvaltısıyla yapılacak. Program kapsamında medya mensuplarına çeşitli armağanlar da takdim edilecek. Bu yaklaşım, basının emeğinin hatırlandığını gösteren sembolik ama önemli bir jest olarak değerlendiriliyor.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya da Çalışan Gazeteciler Günü’nü es geçmeyen isimler arasında. Kaya, basın mensuplarıyla bir araya gelerek günü kutlayacak ve gazeteciler için iki ayrı etkinlikten oluşan bir organizasyon planladı.
Geçmiş yıllarla kıyaslandığında, 2026’nın gazetecilere verilen değerin daha görünür olduğu bir yıl olacağı şimdiden hissediliyor. En azından 10 Ocak özelinde atılan bu adımlar, basın camiası adına not edilmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.
***
TRABZON’DA TİYATRO NASIL GÜÇLENİR?
Tiyatroya ilgisi olan herkesin, başlıktaki soruya, “Tiyatro gruplarının başındaki isimler kendilerini Muhsin Ertuğrul sanmaktan kurtulur ve egolarını bir kenara bırakarak birleşmeyi seçerlerse” diye cevap verdiklerini duyar gibiyim.
Konumuz şu: Metrekaresine en fazla sanatçı düşen şehirlerden biri olan Trabzon’da 17 tiyatro grubu var. Bu durum ilk bakışta bir zenginlik gibi görülebilir. Ancak tam aksine, ciddi bir dağınıklığın göstergesi.
Bu gruplar arasında profesyoneller de var, amatörler de… Ancak ortaya koydukları tablo ortak: Kendi küçük dünyalarını kurmuş topluluklar. Herkes kendi yolunda ilerliyor ama hiçbiri, şehrin tiyatro potansiyelini tek başına ortaya koyabilecek güce ulaşamıyor.
Ekonomik yetersizlikler, salon sıkıntısı, ilgi çekici oyunlar üretememe gibi nedenlerle tiyatro grupları şehirde varlıklarını güçlü bir şekilde hissettiremiyor. İşte tam da bu noktada “Birlikten kuvvet doğar” atasözü anlam kazanıyor.
Keşke bu tiyatro grupları birleşse ve güçlü bir yapı oluştursa düşüncesi giderek daha fazla dillendiriliyor. Böyle bir birleşme yalnızca oyun kalitesini artırmakla kalmaz, aynı zamanda seyirciyi de sahneye çeker.
Çünkü tek tek salonlar ve sınırlı projeler yerine, ortak üretimler sayesinde hem repertuvar zenginleşir hem de tanıtım çok daha etkili hale gelir.
Bir diğer önemli başlık ise mali sürdürülebilirlik. Küçük grupların çoğu, projelerini bütçe yetersizliği nedeniyle hayata geçiremiyor. Kaynakların birleştirilmesi, hem teknik altyapıyı güçlendirir hem de oyuncu desteğini artırır. Böylece sezonluk oyunlar düzenli ve istikrarlı biçimde sahnelenebilir.
Bu noktada; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, valiliğin, belediyelerin ve şehirdeki kültürel dinamiklerin güçlü bir tiyatro yapısına vereceği destek de doğal olarak artacaktır.
Sonuçta Trabzon, yalnızca folklorik ya da yerel oyunlarla değil, nitelikli ve çeşitli bir tiyatro repertuarıyla da anılan bir şehir haline gelir.
İnancımız şudur: Eğer tiyatro grupları birleşir ve gerçek bir işbirliği kültürü oluşturabilirse, Trabzon sahnesi yepyeni bir döneme girer. Ancak bunun için biraz cesaret, biraz vizyon ve biraz da sabır gerekiyor.
Çünkü birleşmek, sadece tiyatro üretmek değil; aynı zamanda egolarla mücadele etmeyi de göze almak demektir.