01.09.2025 KILÇIK

TRABZON TRAFİĞİNE NEŞTER GELİYOR MU?

Trabzon’da bitmek bilmeyen trafik sorunuyla ilgili kulislerde dikkat çeken gelişmeler konuşuluyor. Kentin hem yaya hem de araç trafiğinde yaşanan kaosu çözmek için bazı radikal adımların masada olduğu öne sürülüyor.

Son yıllarda artan araç sayısı ve yaz aylarında nüfusun katlanarak artması, özellikle kent merkezinde büyük bir sıkışıklığa neden oluyor. Alternatif güzergâhlar, yeni tüneller ve akıllı kavşak sistemleri devreye girse de, kentte beklenen rahatlama bir türlü sağlanamadı.

İddiaya göre, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, şehir içi trafiği rahatlatacak büyük bir projeyi sessiz sedasız hazırlıyor. Ulaşılan bilgilere göre, Gazipaşa Caddesi'nin araç trafiğine tamamen kapatılması gündemde. Bu alan için nostaljik bir tramvay hattı planlandığı ve sahil ile Meydan arasında kesintisiz bir ulaşım aksı tasarlandığı konuşuluyor.

Bu gelişmelerin perde arkasında, Ulaşım Daire Başkanlığı'nın uzun süredir üzerinde çalıştığı ulaşım master planının olduğu belirtiliyor. Şehir içi minibüs ve dolmuş güzergâhlarının da bu plana göre yeniden şekillendirilmesi planlanıyor.

Özellikle üniversite ve okulların açılmasıyla birlikte eylül ayı itibarıyla trafik yoğunluğunun tekrar artması beklenirken, belediyenin bu projeleri hızlandırma kararı aldığı iddia ediliyor. Kent merkezinde atılacak bu yeni adımların, Trabzon’un çehresini değiştirebileceği konuşuluyor.

***

TRABZON’DA KURUMLAR HALKTAN UZAK DURUYOR

Trabzon’da son zamanlarda konuşulan bir konu var: Şehrin en önemli bazı kurumları halkla neredeyse hiç iletişim kurmuyor. Vatandaşa dokunması gereken, toplumu ilgilendiren bu kurumların başındaki yöneticiler adeta görünmez gibi.

Özellikle İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü dikkat çekiyor. Bu iki kurumu yöneten bürokratlar başka şehirlerden gelmiş, ama geldi geleli ne şehirle kaynaşmışlar ne de halkla bir bağ kurmuşlar.

Turizmde neler olup bitiyor, ne planlanıyor kimse bilmiyor. Eğitimde hangi adımlar atılıyor, hangi sorunlar var yine kimsenin haberi yok. Bu iki kurum şehirde binlerce insanı etkiliyor ama başındaki isimler sessizliğe bürünmüş durumda.

Kimse onlardan her gün gazetelere çıkmalarını, sürekli boy gösterip reklam yapmalarını beklemiyor. Ama en azından halkla bir köprü kursalar, biraz daha görünür olsalar fena mı olur?

Kurumlar halktan kopuk olursa, şehirle aralarındaki bağ da zayıflar. Bu yüzden Trabzon’da görev yapan bu yöneticilere çağrı yapılıyor: Kapınızı halka kapatmayın, iletişim kurun, neler yapıldığını anlatın. Çünkü bu şehir sizden bunu bekliyor.

***

BU KİRA FİYATLARINA CAN DAYANMAZ!

Eylül geldi mi, üniversitelerde yeni dönem start alıyor. Trabzon’da üç tane üniversite var; biri vakıf, iki tanesi devlet. Yazın şehir turistlerle dolup taşıyor, sonra ne mi oluyor? O turistler çekiliyor, yerini gençler alıyor. İşte o zaman şehir yeniden şenleniyor, hareketleniyor. Demek ki Trabzon, sezonluk değil, sürekli hareketli bir yer—bir nevi 7/24 açık pazar yeri gibi!

Ama işin içinde hep bir “ama” var. KYK yurtları mı? Onlar öğrencilerin tamamını alamıyor. Yurt kapısı kapanınca ne yapıyor gençler? Tabii ki daire kiralama peşinde koşuyorlar. Sorun şu ki, kira fiyatları Mars’a gitmekten beter olmuş. Elektrik, su, doğalgaz faturaları da ayrı dert... Yani öğrencinin cebinde para kalacaksa, ya altın torbası olmalı ya da mucize gerçekleşmeli!

Yurtlarda kalanlar biraz şanslı, çünkü sabah kahvaltısı, akşam yemeği yurt tarafından karşılanıyor. Evde kalanlar ise market fiyatlarını görünce “Aman Tanrım!” diyorlar. 3-4 arkadaş bir araya gelip masrafları paylaşıyorlar, ama yine de ay sonunda cüzdan delik deşik oluyor. Aylık 25-30 bin lirayı öğrencinin cebinden çıkarmak hiç kolay değil, hele hele böyle zamlar döneminde.

Kiralar mı? Onu sorma! Normal bir aileye 20 bin liraya kiralanan ev, öğrenci için 30-35 bin liraya çıkıyor. Dairenin lüks ya da konforlu olması falan değil mesele, rakamlar zaten uçmuş gitmiş. Ev sahipleri biraz yumuşasa da, öğrenciler rahat nefes alsa...

Trabzon’daki ev sahiplerine sesleniyorum: Hadi bakalım, biraz da yumuşak davranın! Çünkü bu gençler sadece kendileri için değil, kentin ekonomisi için de önemli. Her öğrenci, Trabzon’un canlı kalmasına destek veriyor. Daha fazla öğrenci gelsin, şehrimiz büyüsün istiyorsak, kira canavarını biraz dizginlemek şart. Biraz fedakârlık, biraz hoşgörü... Hem cebimiz hem de geleceğimiz rahat etsin.

Öğrencilik de zor, kira da… Ama birlikte aşılacak bu zorluklar. Bir de bakarsınız, kahkahalarla dolu bir öğrenci hayatı, cebinde biraz para ve gönlünde huzurla devam eder.

***

TRABZON’UN YENİ SOSYAL YAŞAM MERKEZİ

Trabzon’un Beşirli semti, kafe ve restoranların yeni gözdesi olmaya başladı. Daha önce şehrin sosyal ve ticari hayatında Kalkınma bölgesi ile Atatürk Alanı Meydanı ön plandayken, artık bu yerlerin tahtını Beşirli devralıyor. Her gün açılan yeni işletmeler, adeta bir yarış havası yaratıyor. O kadar ki, Beşirli’deki bu büyüme, alışveriş merkezlerini bile gölgede bırakacak bir hızda ilerliyor.

Akşam saatlerinde Beşirli sokakları, renkli bir kalabalığın buluşma noktası haline geliyor. İnsanlar, bir yandan günün yorgunluğunu atıyor, diğer yandan sosyal hayatın nabzını tutuyor. Ancak bu canlılık, beraberinde bazı sorunları da getiriyor. Normal dükkanlar ve mağazalar, kira gelirlerini artırmak amacıyla mevcut kiracılarını çıkarıyor; çünkü kafe ve restoran açmak isteyenlerden üç-dört kat daha yüksek kira bedelleri talep ediliyor. Bu durum, farklı sektörlerde faaliyet gösteren esnafın bölgeden uzaklaşmasına yol açıyor.

Bir diğer dikkat çeken gelişme ise sahil boyunca uzanan birçok işletmenin, Beşirli’nin arka sokaklarına taşınmak zorunda kalması. Bu taşınma, semtin ticari yapısında önemli değişikliklere işaret ediyor. Ayrıca, Trabzon Üniversitesi’nin Söğütlü kampüsü ve Kalkınma bölgesindeki öğrencilerin Beşirli’ye olan ilgisi, bölgenin sosyal dokusunu daha da hareketlendirecek gibi görünüyor.

Fiyatların zaman zaman yüksek olması, bazı kesimlerin eleştirisine neden olsa da, doluluk oranlarındaki artış ve yoğun kalabalık, Beşirli’nin cazibesinin devam edeceğini gösteriyor. O kadar ki, akşam saatlerinde iğne atsan yere düşmeyecek kadar dolup taşıyor semt.