01.07.2026 KILÇIK
APİTERAPİ NEDİR, NASIL UYGULANIR, NEYE YARAR?
Bölgede yaygın olarak yapılan arıcılık ile ilgili genel itibariyle karşılaştığınız haberler rekoltenin azalması, üretimin zorlukları ve ayı saldırıları oluyor. Peki, bu üretim araçlarının alerjik rinit ve astım tedavisinde kullanıldığını biliyor muydunuz?..
Ortahisar Ziraat Odası, Tarım ve Orman Bakanlığı birimleri ile ortak geliştirilen program çerçevesinde tüm üyelerine bir mesaj gönderdi:
“Sık görülen alerjik hastalıklar ve özellikle alerjik rinit, astım gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan arı kovanları ile ilgili tedavi yöntemlerine yönelik panel gerçekleştirilecektir.”
2 Temmuz günü Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek bilgilendirme amaçlı panelde uzmanlar konuşacak.
Alerjik rinit, astım ve türevi hastalıklarla kovancılığın ne ilgisi var? diyenler için küçük özet derledik:
“Api-Air-Arı Havası” olarak bilinen yöntem, hastaların arı kovanlarından gelen özel filtrelenmiş havayı solumasına dayanıyor.
Doğal bir apiterapi uygulaması olan bu yöntem, arıların uçuş alanından izole özel tedavi merkezlerinde ve yataklı kabinlerde uygulanıyor.
Kovan içerisindeki bal, polen, propolis ve balmumu gibi maddelerin doğal ortam sıcaklığıyla buharlaşmasıyla oluşan hava kullanılıyor. Kovanla doğrudan fiziksel temas olmuyor.
Arı evleri veya terapi odalarında bulunan özel maske ve vakumlu cihaz sistemleri, kovan havasını hastanın solunum yollarına güvenli bir şekilde aktarıyor.
Zengin uçucu bileşenler ve propolis partikülleri, solunum yollarını rahatlatarak anti-enflamatuar (iltihap önleyici) destek sağlıyor.
***
ERTUĞRUL DOĞAN BATI’NIN İYİ YÖNLERİNİ KAYDETTİ
Kulüpler Birliğindeki kavga iddialarının ardından birliğin birinci başkanlığını da üstlenmiş olan Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, hakem rolüyle ön plana çıktı.
Kulüp yöneticileri arasındaki tartışmalar sosyal medya üzerinden sürerken Doğan bu kez teknik bir hamle yaptı.
Amerika kıtasında devam eden FIFA Dünya Kupası'nda uygulanmaya başlanan yeniliklerin Süper Lig’e uyarlanması konusunda Doğan öncülük yaptı.
Doğan, üye başkanlardan aldığı taleplerle yabancı kontenjanı uygulamasının yeniden formüle edilmesini istiyor.
Çipli top ve gol çizgisi sensörünün Süper Lig’de de kullanılmasını öneriyor.
Teknik adamların tribüne gönderilmesinin zorlaştırılması konusunda tam bir mutabakat var.
Reklam için abartılan su molaları talepler içerisinde yok.
Vakit geçirmenin önüne geçilmesi için verilen cezaların aynısının yerel liglerimizde de ele alınacağı belirtiliyor.
Batı’nın iyi yönlerini almak dedikleri bu olsa gerek.
Öte yandan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, kamuoyunda gündeme gelen villa projesi ve prim ödemelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Villa projesine ilişkin iddiaları reddeden Hacıosmanoğlu, söz konusu alanın sit alanı olmadığını belirterek, “Burada da yalan söylüyorlar. Orası sit alanı falan değil. Bütün izinler alındı ve inşaat başlayacak. Kesinlikle söz verdiğim gibi futbolculara o villaları vereceğim” ifadelerini kullandı.
Prim ödemeleriyle ilgili de bilgi veren Hacıosmanoğlu, FIFA’dan gelen yaklaşık 14 milyon dolarlık ödemenin üzerine 2 milyon dolar daha eklendiğini söyledi. Hacıosmanoğlu, “Elemelere giderken kadroya çağırdığımız bütün futbolculara eşit böldük. Onların da kaptanları her futbolcudan para alarak kendi aralarında staffa prim dağıttılar” dedi.
***
TRABZON’DA SAHNE SANATLARI İSTENMİYOR MU?
Trabzon’daki tiyatro sahnesi sorunu, sonunda metropol kamuoyuna taşındı.
Trabzonlu Sanat Yönetmenlerinden Cengiz Aydoğdu, ‘26. Direklerarası Seyirci Ödülleri’ ödül töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Trabzon’da 16 özel ve amatör tiyatro var. Sadece 1 tane sahne var. Anadolu’da ne kadar zor şartlarda tiyatro yapıldığını biliyoruz. Direklerarası jürisi de bu değerlendirmeyi yaparak aslında bize ödül veriyor.”
Aynı sorunu daha önce profesyonel tiyatrocular dile getirmişti.
Konservatuvar hocaları ve öğrencileri de aynı eksikliğe dikkat çekmişti.
Asırlar önce bale, opera, tiyatro ve sahne sanatları ile Avrupa’ya nam saldığı bilinen Trabzon’un, artık bu sanat dalları ile anılması istenmiyor mu?
Böyle bir şey yoksa neden ve nasıl sürekli sanatçılar, akademisyenler, oyuncular ve tiyatroseverler aynı eleştiri paydasında buluşuyorlar?
Eleştirileri bir ileri düzeye götüren sanatçılar, “Trabzon’da sahne sanatlarını istemeyen bir idari ve siyasi yapı” nın varlığına atıf yapıyor.
***
GÜDÜMLÜ İDEOLOJİLERİN TRABZON DENEMELERİ ÜZERİNE
Yazılı olmayan bir kaynakça gibidir; Trabzonlu olan daima bir adım öndedir, memleket sevdalısıdır, gözü pektir, gönlü geniştir, cesur, kararlı ve biraz agresiftir.
Askerde, futbolda, sanatta en önce seçilir; hesap yapmaz, ayrıntı sormaz, hesap vermez, ödün vermez.
61 plakanın görüldüğü her yerde sarsılmaz bir milliyetçilik, bir güvence ve samimiyet vardır.
Avrupa yollarında bile Trabzonlular’ın neredeyse tamamının plakasında ya TR, ya TS ya da 61 grubu vardır.
Uzak yollarda böyle bir araç otobanda sorun yaşasa diğer 61’ler yardımına koşarlar.
Nerede bir haksızlık, zulüm ya da adaletsizlik görseler düşünmeden dalarlar.
Bugüne kadar böyleydi, bugün yine böyledir.
Pek yazılıp konuşulmasa da son dönemlerde Trabzon üzerinde sistematik bir oyun oynanıyor.
Özellikle sosyal medyada Trabzon’un bu üst kimliğine yönelik saldırılar üst üste gelmeye başladı.
Haritan silinsin diyeni mi ararsınız, kaldırılsın yazanı mı?
Trabzonlu olmasın nereli olursa olsun hezeyanlarıyla saçmalayan mı, Trabzonspor üzerinden hayali kriminal entrikalar üreterek saldıran mı?
Trabzonlular’ın tamamını müteahhit sanan mı;?
Trabzon’u toptan yandaş yapan mı?..
Ya bir şeyler oluyor… Ya da birileri bir şeyler deniyor.
61 plakalar şehirlerarası yollarda genellikle durdurulmaz, aranmazdı.
Üzülerek tanık olduk ki, “Genel asayiş uygulaması yapıyoruz” diyerek 75 araçtan 3’ünü durdurup çeviren kolluk (hem de jandarma) bunların ikisinin neden 61 olduğu sorulunca “Yapacak bir şey yok” karşılığını veriyor!..
Açıkça belirtelim; Trabzon antipatisinin ya da rahatsızlığının hiçbir haklı-mantıklı tarafı yok ve olamaz.
Bu gibi kalkışmalar geçmişte yapıldı.
Şimdi de yeni açılım denemelerine karşı Trabzon düşmanlığı ekmeye çalışanları her platformda biraz üzülerek, fazlaca endişelenerek görüyoruz.
Temennimiz bu hezeyana devlet, hükümet ve kolluk güçlerinin çanak tutmaması.
Yoksa buradan açık-beyan sorarız; belli bir zümreye, ırka ya da gruba tek kelime sataşanlar yaka-paça gözaltına uğrarken Trabzon’u ağza alınmayacak hakaretlerle yerden yere vuranlara neden bir şey olmuyor?
Geçen ay bu köşelerden sormuştuk;
“Irkçılık en büyük insanlık suçudur. Peki bir fıkra sebebiyle ortalık birbirine girip birilerine metazori özür diletilirken Temel, Dursun, Cemal ve özellikle Fadime üzerinden türetilen sapkın-aptal anlatılar neyin nesidir? Bunlar kime hizmet ediyor?”
Irkçılığın makrosuna da mikrosuna da hayır!..
Özellikle sosyal medyada türetilen ve bir kanser hücresi gibi fütursuzca üretilen Trabzon düşmanlığına karşı devlet duruşu ciddiyeti ile hukuki-yasal işlem kamusal beklentimizdir.