01.07.2024 KILÇIK
SEN NASIL BİR HUKUÇUSUN!
Trabzon’un önemli turizm destinasyonlarından biri olan Trabzon Akvaryum çevresinin yenileme çalışmaları yapılırken yanına da kuş parkı düşünülmüştü. Trabzon Akvaryum’un çıkış kısmında içinde çeşitli kuş türlerinin yer aldığı Kuş Parkı, akvaryumu ziyaret edenlerin ikinci durağı olmuştu. Fakat bugün kuş parkı kapatılma noktasına geldi. TOKİ arazisi üzerinde bulunan ve SİT alanı ilan edilen kuş parkı bölgesi, TOKİ ile Ortahisar Belediyesi’ni karşı karşıya getirdi. Ahmet Metin Genç’in Ortahisar Belediye Başkanlığı döneminde izinsiz ve kanunsuz bir şekilde inşa edilen ve faaliyete geçirilen park, bugün yıkılmak isteniyor. TOKİ, Ortahisar Belediyesi’ne yazdığı yazıda Kuş Parkı alanının ivedilikle terk edilmesini istedi. Hatta TOKİ Ahmet Metin Genç Ortahisar Belediye Başkanı iken de parkın tahliyesini istemişti. Fakat Genç, gelen bu taleplere yüz çevirmişti. Ortahisar Belediyesi kurmayları TOKİ’den 6 ay zaman istedi. Konu ile ilgili olarak yazışmalar sürüyor. Şimdi buradan Ahmet Metin Genç’e sormak lazım; sen nasıl bir hukukçusun? Devletin nizamını kurallarını yok sayarak, yasal olmayan bir işe nasıl müsaade edersin? Bu parka harcanan onca paranın heba olmasına göz göre göre nasıl göz yumarsın? Halkın sana emanet ettiği parasını böyle mi kullanıyorsun? Yazık değil mi? Bu nasıl bir vurdumduymazlık ve sorumsuzluktur!
***
ONLARA NEDEN HİÇ TALEP GELMİYOR?
Trabzonspor her sezon sayısız futbolcu transfer ediyor. Bunların büyük bölümü hiçbir işe yaramıyor, ya da teknik adamların gazabına uğruyor ve dışlanıyorlar. Sonra da bu oyunculara kulüp aranıyor. Ama o da pek kolay bulunamıyor. Hatta yolların ayrılmasının istendiği bazı oyunculara çok yüksek tazminatlar ödeniyor ve yol veriliyor. Olan da kulübün kasasına oluyor. Geçen sezon da Bordo-Mavililerin aldığı birçok oyuncu işe yaramadı. Bunlarla yollar ayrılmak isteniyor ama henüz Türkiye içinden hiçbir kulübün kendilerine talip olmaması ilginç bulunuyor. Sözde Trabzonspor’un Futbolcu İzleme Komitesi var. Alınan her futbolcunun kalitesinin Bordo-Mavili takımı rahatlıkla kaldırabilecek boyutlarda olduğuna dair raporlar veriliyor. Oyuncuların birçoğuna yüksek bonservis bedelleri ödeniyor. Kendilerine de hatırı sayılır para sayılıyor. Ama ne hikmetse bir sonraki sezon bile bu futbolculara, Süper Ligden bir tek doğru dürüst talip çıkmıyor.
Bakın geride bıraktığımız sezonu Trendyol 1’nci Liginde ilk üç sırada bitiren takımlardan Bodrumspor, Eyüpspor, Göztepe durmadan yabancı transferi gerçekleştiriyor. Çünkü zaten kadrolarında en fazla 6 yabancı bulunuyor. Yani bu oyunculardan bir kısmını gönderip, sonra da sayıyı 12’ye tamamlamaları şart. Trabzonspor kulübünün bonservissiz bırakmayı düşündüğü futbolculara bu kulüplerden bile teklif gelmez mi? Gelse de, oyuncuların istedikleri ücretleri ödeyemezler mi? Bugün Kourbelis,Tonio Teklic, Onjen Bakic, Fountas, Joaquin Fernandez, ya büyük liglerde oynamış, ya da ülkelerinin A Milli takımlarında forma giymiş oyuncular. Ama Süper Lige yeni çıkmış, ya da para babası Başakşehir, Kasımpaşa gibi kulüplerin bile radarına takılmıyorlar. Bu noktada hem teknik kadroların, hem scout ekiplerinin, hem de yönetimin eylemlerine nasıl güven duyacağız? Bilgilerinin üst seviyede olduğuna dair bir fikir oluşturmamız bu noktada söz konusu olabilir mi?
Söz konusu değil?
Haksız mıyım!
***
ADAMLAR ÜÇ DAKİKADA NASIL İKNA OLDU?
Trabzonspor’un yeni transferleri Borna Barisic ve Jhon Lundstram, kulübün resmi internet sitesine yaptıkları açıklamalarda, çok kolay ikna olduklarını söylediler. Hatta ifadelerine bakılırsa, 3-5 dakika konuşup, gelmeye karar verdiklerini ve Bordo-Mavi formayı giymeye can attıklarını vurgularılar. İnsanın gururunu okşuyor değil mi? Adamlardan biri İngiltere’de doğmuş, 30 yaşına gitmiş, diğeri Hırvatistan’da dünyaya gözlerini açmış, 31 yaşında ve Trabzonspor kendilerine talip olana kadar bu kulübün merkezinin nerede olduğunu dahi bilmeleri olanaksız… Ama üç dakikada ikna oluyorlar. Neden? Çünkü hiçbir kulüpten alamayacakları, hatta hayalini bile göremeyecekleri paralar kendilerine öneriliyor. Onların da emeklilik günleri yaklaşmışken böyle bir ikramiyeyi geri çevirmeleri söz konusu olabilir mi? Olamaz tabii ki!
KULÜBÜN PARASINI PULA ÇEVİRDİLER
Bakın Trabzonspor’u yönetenlerin en önemli sorunu, piyasayı bilmemeleri, ya da özgüvenlerinin yerlerde sürünmelerinden, korkularının dışavurumundan dolayı bir an önce transferleri yapmak için haddinden yüksek paralar önermeleridir. Sonuçta bu futbolcular yetersiz kalınca da göndermek istendiğinde de hiçbir kulüp bunlara talip olmuyor. Her birine tazminatlar ödenerek gönderiliyor. Kulübün kasası adeta boşaltılıyor ve zararı Trabzonspor çekiyor. Oysa geçen yazdık, yanıt bekledik ama kimseden ses çıkmadı. Başkan Ertuğrul Doğan bir çalışanının işine son verince tazminat talebine karşılık, “Mahkemeye git” diyebiliyor. Kendi parasına sıra geldiğinde altından kıymetli ama iş Trabzonspor parasını harcamaya gelince teneke değeri bile görmüyor. Sonra da Trabzon’un haritada yerini bilmeyen futbolcular bile, “Üç dakikada ikna olduk” diyebiliyorlar. Tıpkı geçen sezon takımı çalıştıran Nenad Bjelica’nın dediği gibi….
Yazıklar olsun bu kulübün parasını pula çevirenlere ve bunlara göz yumanlara…
***
O KADAR PARAYI GENÇ, VERMEYECEK YA!
Trabzonspor yönetimi transferde paraları futbolculara ulufe gibi dağıtırken, yaptıkları hataların bedelini taraftarlara ödetmekten de geri durmuyorlar. Bunun için de özellikle yeni sezon formaları için tüm taraftarlara çağrıda bulunuyor, kampanya başlatıyorlar. Bu doğrultuda birçok Trabzonsporlu zengin iş insanı çok sayıda forma aldı. Ama en çok tartışılan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in 10061 forma alacağını ilan etmesi oldu. Bu formalara da tam 20 milyon lira ödeneceği de kamuoyuna yansıdı. Bu noktada Genç’i en çok hedef yapan ise Fenerbahçe tetikçisi Oda TV olması hiç kimseyi şaşırtmadı. Oda TV, Soner Yalçın önderliğinde Fenerbahçe’nin başı çektiği birçok kulübün şikeye ve teşvik primine bulaşmasını sürekli olarak, “FETÖ Kumpası” diye yutturabilmek için elinden geleni yapıyor.
ÇALIŞANLARA VE YAKINLARINA PARAYLA VERİLECEK
Başta bu adı geçen Oda TV olmak üzere yine birçok muhalif gazete ve site, Ahmet Metin Genç’in sürekli şikeye vurgu yapmasını, 2010-11 sezonu şampiyonu olarak Trabzonspor’u ilan etmesini bir türlü içlerine sindiremiyorlar. Renk aşkları gerçeklerin önünde bir tül sermeye neden oluyor. Ahmet Metin Genç’in 10061 forma alacağını ilan etmesinin önüne arkasına bile bakmadan, kendisini hedef yapmaya utanmıyorlar da… Oysa Genç, bu formaları alıp, hem Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına güçlerine göre 1 ya da 2 veya 3 tane olarak, ya da kendisine yakın birçok insana verecek. Paralarını da bunlardan tahsil edecek. Yani 20 milyon liraya yaklaşan ödemeyi kendi cebinden karşılamayacak. Burada sadece tartışılması gereken çalışanların ekonomik güçlerinin forma almaya müsait olup olmadıkları ya da bu noktada bir mobbinge maruz kalıp kalmadıkları olmalıdır.
Genç sorgulanacaksa, bu noktaya parmak basılmalı, yoksa diğer suçlamalar sadece hazımsızlığın bir sonucudur.
***
İDMANI MEDYAYA VE TARAFTARA KAPATAN KAFA
Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın her başarısızlıkta mazeret uydurmasına alışığız. Başarıda ise böbürlenme sanatını da çok iyi icra ettiğini biliyoruz. Bordo-Mavili takım sezon başı hazırlıklarına başlamış ve aradan neredeyse bir hafta geçtikten sonra medyaya 10 dakikacık açılmış… İdmanların böylesine kapalı olması, “Acaba çalışmada devlet sırları mı oluşturuluyor? Bir ülkeye savaş emri verilecek de, stratejileri mi masaya yatırılıyor?” diye ironi yapmaktan kendimizi alamıyoruz. Y:a arkadaş sonuçta bir futbol oyunu oynuyorsunuz. Yuvarlak topun peşinde insanlar koşuyor, çalım atıyor, pas veriyor, şu çekiyor falan… Hoca da futbolculardan istediklerini aktarıyor, yanlış yapanı uyarıyor. Düz koşular yapılıyor, 5’e 2’ler falan derken, “Haydi soyunma odasına” deniyor.
BASİT BİR OYUNU DEVLET SIRRI YAPTINIZ
Bu kadar basit bir olguyu devlet sırrı haline getirdikten sonra, taraftarın ve kamuoyunun başarısızlıkta sizlere ağır küfürler etmesine, hakaretler yağdırmasına ve nihayetinde tribünlerde yuhalayıp, istifaya davet etmesine içerliyor, kızıyorsunuz. Hatta olaylı maçlar olduğunda, “Bu futbol ve bir oyun… Bunun içinde gerilime, kavgaya, şiddete yer yok” diye de üst perdeden ahkam kesiyorsunuz. Bir kere şunun bile farkında olmayacak kadar cehaletin içinde debeleniyorsunuz. Siz yaptığınız işi oyun olmaktan çıkarıp, toplumdan kaçırmaya, adeta cok önemli bir bilimsel buluşa imza atacağınıza dair hisler uyandırırsanız, o zaman toplum da beklediği o büyük buluşu göremeyince her türlü hakareti yapmakta serbesttir. Bu doğaldır.
FUTBOLDA ŞİDDETİN SEBEBİ SİZLERSİNİZ
Kaldı ki her biriniz o dünyayı değiştiren bilim insanlarından çok daha fazla para kazanıyorsunuz. İsminiz neon ışıklarıyla yansıtılıyor. Ama bilim insanları hem sizden az kazanıyor, hem de yılda bir kez bile belki de haber konusu bile olmuyorlar. İşinizi devlet sırrı haline getirip, sonra da toplumun buna bir oyun gibi bakmasını beklemeniz insanları saf yerine koymaktan başka bir anlam taşımaz… Siz keyif süreceksiniz, yaptığınız işe olağanüstü nitelikler yükleyeceksiniz, müthiş paralar kazanacaksınız, hazırlıklarını bile taraftardan ve medyadan gizleyeceksiniz. Sonra da herkesin size el bebek gül bebek bakmasını isteyeceksiniz. Toplumu iliklerine kadar sömürüp, sonra milyonları saf yerine koyan rezillersiniz inanın… Futbolu çirkinleştiren de siz sahada ve saha dışındaki yönetenlersiniz.
Bunu sakın unutmayın!
***
ÖĞRETMENLER İŞSİZ KALDI!
Aldıkları asgari ücretin altındaki maaşlar ile sık sık gündeme gelen yaklaşık 67 bin ücretli öğretmen eğitim öğretim dönemlerinin sona ermesi ile birlikte yaz tatili boyunca işsiz kaldı. Ücretli öğretmenlik sistemi, öğretmen açığını kapatmak amacıyla uygulanmaya devam ederken, bu sistemde çalışan öğretmenler ciddi mağduriyetler yaşamaya devam ediyor. Eğitimini tamamlayıp mesleklerini icra etmek isteyen öğretmenler, aynı işi yaptıkları kadrolu meslektaşlarıyla farklı şartlar altında çalışmaktan dolayı tepkilerini dile getiriyorlar. Düşük ücretler, eksik sigorta primleri ve yaz tatillerinde işsiz kalmaları, ücretli öğretmenlerin en büyük sorunları arasında yer alıyor.